1789 Fransız İhtilaliyle başlayan azınlıklar arasındaki milliyetçilik fikirleri, 1800 yıllarından itibaren Osmanlı Devleti'ne de sıçramıştır. Özellikle Balkanlardaki gayrimüslim unsurlar arasında bağımsızlık fikirleri canlanmıştır. Büyük Devletlerin de desteğiyle Sırplar ve Yunanlılar bağımsızlıklarını kazanmıştır. Rusların 1828 Türkmençay antlaşmasından sonra başlattığı Ermeni politikası, Ermenilerin de komiteler kurarak bağımsızlık mücadelesine başlamalarına yol açmıştır. Bu döneme kadar devletin en üst kademelerinde görev yapmış, Osmanlı dönemi Türk kültür ve hayat tarzını büyük ölçüde benimsemiş ve devlete olan hizmetleri dolayısıyla "millet-i sadıka" unvanını kazanmış Ermeniler, iş hayatında da büyük başarı göstererek Osmanlı toplumunun zengin sınıfı arasında yer almıştır. XIX. Yüzyılın başında Rusların başlattığı politika, yüzyılın ikinci yarısında, diğer devletlerin de müdahalesiyle, Osmanlı Devleti için bir "E('meni Meselesi" haline gelmiştir. Bu arada Amerikan misyonerlerinin Osmanlı coğrafyasında faaliyetlerini arttırması ve eğitim kurumları açarak azınlıkları eğitmeleri, Osmanlı Devleti'ni paylaşmak arzusunda bulunanlar için büyük fırsatlar doğurmuştur. Neticede, XIX. yüzyıla kadar pek fazla bilinmeyen ve kimsenin ilgilenmediği Ermeniler bu yüzyılda büyük devletlerin ilgi odağı haline gelmiştir. Aslında Batı, Ermenilerden çok, Osmanlı Devleti'nde kendi çıkarlarının peşinde bir strateji izlemekteydi. Bu strateji sonucudur ki Ermeniler, Büyük Devletlerin desteğiyle yeni bir arayış içine girdiler. Yani bağımsızlık ve bir ülke edinme hedefi doğrultusunda mücadeleye başladılar. Bu da Ermeni meselesini ortaya çıkardı. İşte bu mücadelede, sadece 1895 yılı içerisinde, konumuzu teşkil eden Trabzon Ermeni Olaylan'nın da içinde bulunduğu, 27 civarında Ermeni isyanı ve olayı vukua gelmiştir. Anadolu'da çıkan bu Ermeni isyanların her birinin tek tek incelenmesi halinde, 1915 yılına nasıl gelindiğinin tahlilinden başka, bugüne taşınmış bulunan Ermeni sorununun da daha iyi bilinmesine yardımcı olunacaktır. Burada şunu da belirtmekte fayda vardır ki, bu çalışmamız, isyana kanşan Ennenilerin mahkemedeki yargılanın alan açısından bir ilktir. Mahkeme safahatının ağırlıklı olarak yer aldığı araştırmamızda, çeşitli eserlerin yanı sıra, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'yle, söz konusu yılda Trabzon İngiliz elçisi olarak görev yapan Longworth'un raporlarından faydalandık. Birinci bölümde 1895'taki Trabzon'un nüfusu verildikten sonra, olayın meydana gelmesi anlatılmıştır, İkinci Bölümde, olayın ele başısı olan Ermenilerin yakalanması ve Divan-ı Harb'e sevkleri ve mahkeme kayıtlarına yer verilmektedir. Zira mahkeme kayıtları sayesinde Osmanlı Devletinin Ermeni İhtilal Cemiyeri fedallerine yaklaşımını tetkik etmek açısından da önem arz etmektedir. Ancak mahkeme kayıtlarının çok yer tutacağı göz önüne alınıp, bunlardan elebaşı olarak görülen iki zanlının sorgusu tam olarak metinde verilerek, diğerleri sadece ismen zikredilmiş tir. Bu ismen zikredilenler de birer orijinal kayıt olduklarından, belgeler kısmında tam metin olarak, hem Türkçe, hem de Osmanlıca olarak sunulmuştur. Kitabın hazırlanışı sırasında görüşlerine başvurduğum ağabeyim ve Hocam Sayın Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ile belgelerin ternininde yardımcı; olan öğrencim ve meslektaşım Yrd Doç. Dr. Selahattin Tozlu'ya teşekkürlerimi sunarım.