Adudüddin el-Îcî, (680-750/1281-1355) yılları arasında günümüz İran’ının Fars ve Zencan eyaletlerinde yaşamış, İslam düşüncesinin önde gelen düşünürlerinden biridir. Îcî, kelamdan dil bilimine, fıkıh usulünden cedel ve tefsir ilmine varıncaya değin çeşitli alanlarda telif ettiği nitelikli eserler vasıtasıyla kendisinden sonraki İslam düşüncesi üzerinde büyük bir tesir bırakmıştır. Îcî’nin telif ettiği eserler üzerinde çok sayıda şerh ve haşiyelerin yazıldığı ve eserlerinin medreselerde asırlarca ders kitabı olarak okutulduğu düşünülecek olursa onun, ilim camiasında ne denli önemli bir şahsiyet olduğu anlaşılmış olur. Îcî’nin en önemli yönü, kendi döneminde tahkiki ciddiye almayıp ortaya atılmış bir konuya körü körüne bağlanan ilim erbabını, tetkik ve tahkik yoluna sevk etmesidir. Bu bağlamda, bir fikri sağlam temeller üzerinden ve mantıksal tutarlılığı gözeterek inşa etmek, Îcî’nin tahkik metodunun en önemli özelliklerinden biri olarak karşımıza çıkar. Îcî’nin kelami düşüncesi ise “yoktan yaratma” ve “kâdir-i muhtâr” Tanrı anlayışı üzerine kurulmuştur. Bütün hadiseleri fail-i muhtâra dayandıran söz konusu anlayışta her şey, doğrudan ilahî ilim, kudret, irade ve yaratma ile meydana gelmektedir. Nesnelerin doğasında, onların varlığı ve eylemlerini zorunlu kılan nedensel bir güç ve zorunluluk bulunmamaktadır. Bu minvalde nedenselliği reddeden Îcî, sık sık vuku bulan ve yapısı gereği zorunlu olmayan hadiselerin tekdüzeliğini ifade etmek üzere “âdet” terimini kullanır. Buna göre âlemdeki düzen, yaratılışın başlangıcından itibaren, irade, ilim ve kudret sahibi bir varlığa ihtiyaç duymaktadır. Doktora tezi olarak kaleme alınan elinizdeki çalışma, teolojik sahanın en temel ve çetrefilli meselelerinden biri olan ulûhiyyet konusunun Adudüddin el-Îcî’nin kelami düşüncesinde nasıl irdelendiğini ele almaktadır. Çalışmamızda, ulûhiyyet konusu, Îcî’nin eserlerinde ele aldığı ve belirlediği şekliyle “Allah’ın varlığı”, “sıfatları” ve “fiilleri” çerçevesinde değerlendirilecektir. Çalışmamız, bir giriş ve üç bölümden müteşekkildir. Giriş bölümünde, çalışmanın metodu, Îcî’nin hayatı, eserleri ve ilmî şahsiyeti, ana hatlarıyla ortaya konmaktadır. Birinci bölüm, Allah’ın varlık delilleri konusunu ele alır. Bu bölümde ilk olarak, isbat-ı vacib meselesinin tarihsel arka planı ana hatlarıyla serdedilmektedir. Hemen ardından ise kelam ve felsefe disiplinlerinde mevcut olan tanrısal varlık delilleri, Îcî’nin perspektifinden ayrıntılı bir analizle değerlendirilmektedir. Mezkûr delilleri incelerken salt aktarımla yetinmeyip analitik bir metot takip ettiğimizi belirtmemiz gerekir. İkinci bölüm, Îcî’nin kelami düşüncesinde Allah’ın sıfatları meselesine hasredilmiştir. Onun; sıfatları, tenzihî, vücudi ve ihtilaflı sıfatlar olarak taksim ettiği görülmektedir. Söz konusu tasnif, tarafımızca da takip edilerek Allah’ın sıfatları konusu, tenzihî, vücudi ve ihtilaflı sıfatlar şeklinde üç temel kategoride değerlendirilmiştir. Ayrıca İci’nin zat-sıfat meselesine yaklaşımı da aydınlatılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölüm ise Îcî’nin kelam anlayışında Allah’ın fiilleri konusunu ele alır. Allah-âlem-insan münasebeti olarak tanımlanması mümkün olan Allah’ın fiilleri problematiği, Îcî’nin terminolojisi izlenerek, peygamber gönderme, ölümden sonra diriliş vb. temalar üzerinden incelenmiştir. Bu çalışma boyunca bana destek ve teşviklerini esirgemeyen kıymetli hocalarım Doç. Dr. Ahmet AKGÜÇ, Prof. Dr. Hulusi ARSLAN, Prof. Dr. Resul ÖZTÜRK, Prof. Dr. Mehmet BİLEN ve Doç. Dr. Necmi DERİN’e şükranlarımı arz ediyorum. Ayrıca editöryal süreçte tezin kitaplaşmasına paha biçilmez katkılar sağlayan Dr. Öğr. Üyesi M. Sait KAVŞUT’a en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Son olarak, çalışma süresince maddi ve manevi desteklerini yanımda hissettiğim (Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünde Araştırma Görevlisi olan) kızım Zeynep ÜNSAL ASLAN’a ve tüm aile fertlerime en kalbî teşekkürlerimi sunarım.