Davranışçı ve öğretmen merkezli eğitim ve öğretim, tüm dünyada eleştirilmektedir. Buna karşılık öğrencileri merkeze alan, her insanın çok özel ve biricik olduğunu, farklı yetenek ve özelliklere sahip olduğunu benimseyen farklı eğitim ve öğretim felsefeleri, yöntemleri ortaya konulmaktadır. Günümüzde birçok ülke eğitim sistemlerinde değişim ve dönüşümü hedeflemekte, kendi sosyolojik yapılarına uygun yeni eğitim sistemlerini keşfetmeye çaba harcamaktadır. Öğretimin bireyselleştirilmesinin, bireylerin yeteneklerinin ortaya çıkarılmasında kilit öneme sahip olduğu düşüncesiyle birlikte, bir- birlerinden öğrenen öğrencilerin daha etkin öğrendiklerinin de ortaya konulduğu araştırmalar yapılmaktadır. Eğitim ve öğretimde mutlak ve tek bir doğrudan bahsetmek olanaksız gözükmekte, farklı sosyo-kültürel yapılarda, yaş gruplarında ve konu alanlarında farklı öğretim yöntemlerinin etkili olduğu görüşü ortaya çıkmaktadır. Okul öncesi dönemde uygulanması kabul gören bir takım öğretim yaklaşımları, daha ileri seviyelerde yerini daha farklı yöntemlere bırakabilmektedir. Aynı şekilde bir kültürün kodlarına çok uygun olan bir öğretim yöntemi, bir diğerinde sorunlara yol açabilmektedir. Bu noktada önemli olanın, kendi toplumumuz için uygun yöntemlerin sentezlenmesi, farklı yaklaşımların uygun yönlerinin, problemlerin çözümünde kullanılabilmesi olarak görüyoruz. Dünyada uygulama alanı bulmuş farklı yöntemlerin tanınması, olumlu yönlerinin yanı sıra zorluk ve eksikliklerinin bilinmesi, etkin ve çağa uygun öğretim sağlanmasında çok yararlı olabilecektir.Özellikle sanayi devrimi sonrası farklılaşma gösteren toplumsal yapılar, yeni öğretim sistemlerini ilgiyle karşılamıştır. Genel olarak baktığımızda bu yeni sayılabilecek yöntemlerin insan doğasına vurgu yapan, insan öğrenmelerini farklı bakış açılarıyla ele alan sistemler olduklarını görüyoruz. Her biri kendi içinde birtakım zorluklar sergilese de, bakış açısına bağlı olarak çok etkili ve uygulanabilir oldukları da bilinmektedir. Çağdaş anlayışa bağlı olarak öğrencilere kazandırılmak istenen amaçların en uygun yöntemlerle kazandırılması, bu yöntemlerin bir diğer ortak noktası olarak görülebilir. Fikir olarak ortaya çıkmış ve kendisine uygulama alanı bulmuş bu öğretim yöntemlerinin bazıları, ülkemizde de uygulama alanı bulmuştur ve okullarda ya da münferit olarak benimseyen öğretmenler tarafından hedeflere ulaşmada aracılık etmektedir. Son on yılda ülkemiz eğitim sisteminde de benimsenen yapılandırmacı yaklaşım, bahsedilen öğretim yöntemlerinin ortaya koyduğu felsefi görüşe yabancı değildir. Bu kitapta, son yüzyıl içerisinde farklı ülkeler- de ortaya çıkmış farklı öğretim yöntemleri bir araya getirilmeye çalışılmıştır. Son olarak belirtmek isteriz ki hazırlanan bu kitapta bir takım eksikliklerin olması ihtimal dâhilindedir. Bu hususta kitabın sonraki basımları için düzeltmelerin yapılmasında okuyucularımızın ari@ogu.edu.tr mail adresine eleştir- ilerini göndermeleri ile kitabın daha nitelikli hale geleceğini düşünüyoruz. Bölüm yazımında yer alan değerli ekibime, her bir bölüm yazarına, metnin dil- sel açıdan kontrolü için destek sağlayan Mehmet Fatih KAYA’ya, kitabı yayınlayan Eğitim Yayınevine ve Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya AYDOĞAN’ a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.