Bu eseri, bilmem kaç on asır önce atalarımızın yine Çin kaynaklı bir tehdit yüzünden Ergenekon’a kapanmak zorunda kalışları misali, bu kez bizim bir Çin virüsü yüzünden evlerimize, kapandığımız bir dönemde hazırladım. Geçmişin, barındırdığı dersler itibariyle bugüne ışık tuttuğu sıklıkla tekrarlanan bir sözdür. Ancak geçmiş zamanda kalmış olan her şey, her zaman açık ve anlaşılabilir bir vaziyette değildir. Şimdiki zamanda tecrübe etmekte olduğumuz olayları, canlılığı ve anlaşılabilirliği ile niçin geçmiş zamanın tartışmalı bir müessesini, göçerliği anlamak için kullanmayalım? Bu hususta merhum Yusuf Akçura’nın Üç Tarz-ı Siyaset’i gibi, bir fikrin manifestosu olmasına rağmen meseleye şüpheyle yaklaşan, deyim yerindeyse soru işareti ile sona eren çağdaş bir çalışmadan bahsetmek istiyorum. Guy Standing’in dilimize de tercümesi yapılmış olan Prekarya: Yeni Tehlikeli Sınıf adlı eserinde, oluşmakta olduğuna dikkat çektiği ve göçebelere benzettiği yeni bir sınıf, kendisini en belirgin bir biçimde Çin menşeili koronavirüs salgını sürecinde gösterdi. “Modern göçerlik” yahut “dijital nomadlık” ile iştigal ettiğimiz bu süreç benim için oldukça verimli geçti. Bu süreç sonrasında göçer toplumlara ve dolayısıyla da göçer imparatorluklara dair daha farklı bakış açılarının bulunduğu eserlerin kaleme alınmasını bekliyorum. Umarım, bundan Altın Orda da payına düşeni alır. Dr. Vadim Leonidoviç Egorov’un bu çalışması, kendisinin öğrencilik yıllarından itibaren katıldığı arkeoloji seferlerine dayanmakla birlikte, gerek birinci dereceden kaynakların gerekse de bunları tahlil eden başkaca çalışmaların metot, zihniyet ve yaklaşımlarına dair örnek kritikler içeren özgün bir araştırmayı temsil etmektedir. Bu yetkin doktora tezi, 1985 yılındaki ilk baskısından sonra 2018’e kadar 3 kez daha basılmıştır. Yabancı bir dile yapılan bu ilk çevirisinde çalışma, yazarı tarafından tekrar gözden geçirilmiş olup çeşitli düzenlemeler ve eklemelerle zenginleştirilmiştir. Anlatımı kuvvetlendirmek ve yine pek tabii tahlil edilen vakalara dönem insanlarının nasıl bir yaklaşıma sahip olduklarını göstermek amacıyla eserin pek çok yerinde karşımıza çıkan Rus kroniklerinden yapılan doğrudan alıntılar, kayda düşüldükleri dönemin dil hususiyetlerini taşımaktaydılar. Bu eski Rusça metinler, elbette ayrı bir ilgi ve uzmanlık gerektiren bir alan olarak çeviri sürecini yavaşlatan bir etki yaratmıştır. Zelo Eski Rus Kültürü Araştırmaları Merkezi’nin kuruculuğunu üstlenmiş ve arşiv uzmanı olarak Rusya Milli Kütüphanesi Nadir Elyazmaları Kitaplığı’nın yıllarca emektarlığını yapmış olan Sayın Nikolay Valeryeviç Butskih Beyefendi, kendisinden aldığım Kilise Slavcası derslerinin yanında tavsiyeleriyle de bana ve bu çalışmama yadsınamaz katkılarda bulunmuştur. Kendisine hocalığı ve yardımları sebebiyle teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. 2019’da St. Petersburg Devlet Üniversitesi Tarih Enstitüsü’ndeki lisans tahsilimin ilk senesinde aldığım “Tarihî Coğrafya” dersi, daha sonraki dönemlerde Slav halklarının tarihlerine dair derslerle birlikte, benim için en zevkli ve en faydalı olanlarıydı. Akademik kariyerimi üzerine inşa etmeyi düşündüğüm meselelerle de yine bu dersler vesilesiyle tanıştım. Vadim Leonidoviç’in adına da ilk kez, yine Andrey Yuryeviç Prokopyev hocanın, tarihî coğrafya dersini ve disiplinini daha iyi kavramak isteyen talebeler için önerdiği çalışmalar arasında rastlamıştım. Karadeniz’in kuzeyindeki Türk halklarının göç, Rus knezlerinin ise sefer güzergâhlarını çizmeye çalıştığım ve ders için hazırladığım bir ödevde Vadim Leonidoviç Egorov’un evvela, “Rusya’nın Güney Komşuları” adlı uzunca bir makalesini okumuş ve Akdes Nimet Kurat’ın yanımdaki kitapları ile birlikte çok faydasını görmüştüm. Dersi verdikten sonra söz konusu makaleyi tercüme etmeyi gündemime almıştım fakat o sıralarda, kendisini çalışmalarıyla tanıyıp sosyal ağlardan takip ettiğim Altay Tayfun Özcan hocamızın biz genç tarihçilere verdiği tavsiyeler arasında, Egorov’un bu kitabını da anması çalışmalarımın öncelik sırasını değiştiriverdi. Pek değerli hocamızla, esasında gayet kısa olan sohbetimiz gerek bu çeviri sürecinde gerekse 2021’de kaleme aldığım diğer çalışmalarımda genç bir talebe olarak benim için büyük bir özveri ve motivasyon kaynağı olmuştur. Bu vesileyle Altay Tayfun Özcan hocamıza bir kez daha teşekkür ederim. Çevirisini yaptığım bu monografinin, ülkemizdeki Altın Orda çalışmalarının alanını genişleteceği kanaatindeyim. Eserin “Kaynaklar ve Ta rihyazıcılığı” başlıklı bölümü, bilhassa genç okurlar için pek çok faydalı tespit ve tavsiyeler içerirken, dilimize bir an evvel tercüme edilmesinde yarar olduğunu düşündüğüm kimi yetkin eserleri de Türk okuruyla tanıştırmaktadır. Bu kitap ile tanıştığım 2019 yılı, Altın Orda’nın kuruluşunun 750. yıl dönümü idi. Bugün Rusya Federasyonu’nda yaşayan soydaşlarımızın sosyal, kültürel ve siyasi tarihlerinin ayrılmaz bir parçası olan Altın Orda Devleti’nin 750. yılını Türk tarihçiliği, Rusça ve başkaca Batı dillerindeki çalışmalarla kıyaslandığında nicelik olarak az kalsalar da niteliği itibariyle yüksek çalışmalarla karşıladı. Önümüzdeki yıl ise cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünü karşılayacağız. Bu yıl dönümünün, Doğu Slavlarının tarihini daha geniş bir araştırmacı kitlesine açmak için lazımgelen kaynak metinlerin, bilhassa da Rus kroniklerinin Türkçeye tercümeleri için de bir dönüm noktası olmasını temenni ediyorum. Gerek Rusçayı öğrenmem gerekse bu eserin çevrilmesi sürecindeki büyük yardımlarından ötürü başta apakayıma, Anastasiya Aleksandrovna’ya ve annesi, hocam, müstakbel kayınvalidem Marina Vladimirovna Hocahanım şahsında da tüm Aybadullayev ailesine şükranlarımı sunarım. Çevirilerimin ilk kontrolünü üstlenen değerli dostum Ozan Çiftci’ye, çalışmamın editörlüğünü üstlenen saygıdeğer Ayşegül Büşra Paksoy Hanımefendi’ye, annem ve babama, Ümit ve Aydın ağabeylerime, eşleri Ebru ve Seyhan Büyükçolak’a, madden ve mânen hiçbir zaman desteklerini esirgemedikleri için teşekkür ederim. Tahsilimi, bana sağladıkları maddi imkânlar sayesinde sürdürmüş olduğum, Kastamonu-Araç eşrafından hayırsever iş insanı Hikmet Büyükçolak Bey’e ve değerli büyüğüm Veteriner Hekim Bülent Çelik Bey’e ayrıca şükranlarımı sunarım. Yardım edenim, destek verenim çok oldu, onlara müteşekkirim. Olası her kusurun sorumluluğu ise sadece bana aittir. İstifade edeni bol olsun, iyi okumalar dilerim.