Mikroorganizmaların ve mikrobiyal üremenin kontrolü, tıp, veterinerlik, diş hekimliği, endüstriyel, farmasötik, çevresel ve gıda işleme alanlarında önemli bir husustur. Bu kitap, enfeksiyondan korunma ve kontaminasyon kontrolü için kullanılan çeşitli kimyasal ve fiziksel antisepsi, dezenfeksiyon ve sterilizasyon yöntemlerinin temelini anlamak için hazırlanmıştır. Dezenfeksiyon ve sterilizasyon teknolojileri, yüzeylerde, ürünlerde veya havada mikroorganizmaların kontrolü için kullanılırken, antisepsi özellikle cilt veya mukozalardaki mikrop düzeylerinin azaltılması ile ilişkilidir. Bu uygulamaların birçoğu uzun yıllardır kullanılmaktadır ve güvenli içme suyunun sağlanması, ürünlerin üretimi ve muhafazası, laboratuvar güvenliği, gıda güvenliği, tıbbi cihazların sterilizasyonu ve kritik yüzeylerin dezenfeksiyonu gibi günlük hayatımızda önemli roller oynamaya devam etmektedir. Mikrobiyal kontrolün yararları, gerçek mikrobiyoloji bilgisinin olmadığı eski zamanlardan beri -örneğin, korunma ve yara tedavisi için ısı, tuz ve metallerin kullanımı- kabul edilmiştir. Son 160 yılda, mikroorganizmalar ve bunların kontaminasyon ve enfeksiyondaki rollerine ilişkin daha büyük farkındalık sağlanmıştır. Buna paralel olarak, çeşitli kimyasal ve fiziksel antisepsi, dezenfeksiyon ve sterilizasyon yöntemleri geliştirilmiş ve yüzeylerin ve ürünlerin kullanımını güvenli hale getirmek için yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Tüm bu gelişmelere rağmen, mikrobiyal kontrol sorunları bizi zorlamaya devam etmektedir. Kayda değer örnekler arasında, Zika virüs, Ebola virüs ve norovirüs salgınlarında virüs bulaşma riskinin kontrolü; hastane enfeksiyonu salgınları ile ilişkili tıbbi cihaz kontaminasyonu (esnek endoskoplarda olduğu gibi); özel enfeksiyöz ajanlarla (prionlar veya diğer bulaşıcı proteinimsi ajanlar gibi) ortaya çıkan sorunlar; hastanelerde ve toplumda sürekli endişe duyulan, anti-enfektiflere (antibiyotikler dahil) dirençli mikroorganizmalar sayılabilir. Mikrobiyoloji konusundaki bilgilerimiz arttıkça, mikroorganizmaların kimyasal ve fiziksel dezenfeksiyon ve sterilizasyon yöntemleri de dahil olmak üzere, kullandığımız birçok geniş spektrumlu kontaminasyon kontrol teknolojilerine karşı geliştirdikleri yeni hayatta kalma mekanizmaları ile ilgili anlayışımız da artmaktadır. Bu konu için bir zemin oluşturması amacıyla, kitabın ilk kısmında, ana sınıflardaki çeşitli mikroorganizma türlerini içerecek şekilde mikrobiyolojiye kısa bir giriş yapılmıştır. Bu kısım ayrıca, bu alanda yaygın olarak kullanılan bazı temel terimlerin tanımlarını, mikroorganizmaların inaktivasyona karşı genel direnç profillerini ve antimikrobiyal ürün ve işlemlerin etkinliğini test etmek ve uygulamalarını optimize etmek için kullanılan çeşitli yöntemleri içerir. Dezenfeksiyon ve sterilizasyonun genel olarak kimyasal veya fiziksel antimikrobiyal teknolojilere dayalı olduğu düşünülebilir. Kimyasallar, çeşitli aldehitleri, halojenleri ve oksitleyici ajanları içerirken, fiziksel işlemler ısı, filtrasyon ve radyasyon kullanımını içerir. Her genel grup için, uygulanmaları, etki spektrumları, avantajları, dezavantajları ve etki mekanizmaları kısa bir açıklama ile birlikte tartışılmıştır. Dezenfeksiyon ve antisepsi uygulamaları için daha geniş bir yöntem yelpazesi kullanılır. Bunların birçoğunun, mikroorganizmaların ve hatta belirli mikroorganizma türlerinin sayısını kabul edilebilir bir seviyeye düşürmesi gerekmektedir. Bunun aksine sterilizasyon için yalnızca sınırlı sayıda yöntem kullanılır ve nihai amaç, bir yüzey, alan veya maddeyi tüm canlı mikrobiyal kontaminasyondan arındırmaktır. Bu nedenle, dezenfeksiyon ve sterilizasyon yöntemleri ayrı ayrı ele alınmış, ayrıca antiseptik ve antisepsi uygulamalarında kullanılan çeşitli antimikrobiyallere özel bir bölüm ayrılmıştır. Mikroorganizmalar üzerindeki bilinen etki mekanizmaları 7. bölümde ele alınmıştır. Belirtilmesi gereken nokta, bu yöntemlerin etki biçimlerinin genellikle özgül olmadığı ve antibiyotikler ve antiviral ilaçlar gibi anti-enfektif maddelerin gösterdiği özgül etki mekanizmalarından farklı olduğudur. Biyosidlerin çoğu, genellikle özgül olmayan ve çeşitli şekillerde etki gösteren daha geniş bir antimikrobiyal aktivite aralığı sergiler. Biyosidlerin etki mekanizmaları dört genel kategoride ele alınır; bunlar, oksitleyici maddeler, çapraz bağlayıcı maddeler, enerji transferiyle etkiyen maddeler ve diğer yapı bozucu maddelerdir. Bu genel mekanizmalara rağmen, bazı biyosidlerin belirli antibiyotiklere benzer şekilde birincil hedeflere sahip olduğu gösterilmiştir ve etki mekanizmalarının daha iyi anlaşılması, gelecekte yeni nesil anti-enfektiflerin ve/veya optimize edilmiş antimikrobiyal işlemlerin geliştirilmesinde yararlı olacaktır. Mikroorganizmalar, kimyasal ve fiziksel işlemlerin antimikrobiyal etkilerine karşı koymak için çeşitli doğal (intrensek) ve edinsel mekanizmalar sergiler. Bu mekanizmalar 8. bölümde ayrıntılı olarak ele alınmıştır ve bu teknolojilerin güvenli ve etkin kullanımını sağlamak için dikkate alınması önemlidir. Mikrobiyal direnç ve direncin etkisi, özellikle sık kullanılan anti-enfektifler ile ilgili olarak geniş çapta araştırılmış ve yayınlanmıştır (özellikle metisiline dirençli Staphylococcus ve karbapeneme dirençli Enterobacteriaceae gibi antibiyotiğe dirençli bakteriler). Ayrıca daha geniş spektrumlu antimikrobiyal ürünlere ve işlemlere karşı mikrobiyal dirençteki benzer ve farklı mekanizmalar da tarif edilmiştir. Bu kitabın ilk baskısının yayınlanmasından bu yana, bakterilerdeki biyosid direnci, birçok doğal ve edinsel direnç mekanizması örnekleri ile birlikte daha ayrıntılı olarak incelenmiştir. Doğal mekanizmalar arasında; biyofilm oluşumu, durağan endosporların gelişimi ve ekstremofillerde direnç mekanizmalarının birikimi yer alır. Mutasyonlar ve transpozon ve/ veya plazmidlerin kazanılmasına bağlı edinilmiş direnç mekanizmaları, antibiyotikler için tanımlananlardan farklı olarak, daha detaylı şekilde verilmiştir. Bu mekanizmaların birçoğu, normal olarak inhibitör düzeylerdeki antimikrobiyal kimyasalların varlığında tolerans sağlamasına rağmen, diğer mekanizmaların bazı mikroorganizmaların biyosidlere yanıtını dramatik bir şekilde değiştirdiği ve onların oldukça toksik koşullara dayanmalarını sağladığı gösterilmiştir. Ayrıca, virüsler, prionlar, mantarlar ve protozoonlar gibi diğer mikroorganizmalardaki özgül direnç mekanizmalarının anlaşılmasında da ileri gelişmeler meydana gelmiştir. Genel olarak bu kitabın; mikrobiyoloji, kimya, enfeksiyon kontrolü, kontaminasyon kontrolü, halk sağlığı öğrencileri ve endüstriyel uygulamalar için, antiseptikler, dezenfektanlar ve sterilizasyon işlemlerinin çeşitli türleri, etki mekanizmaları ve direnç mekanizmaları hakkında temel bir bilgi vermesi ve referans olması amaçlanmıştır. Bu teknolojilerin daha iyi anlaşılması ve değerlendirilmesi, kontaminasyon ve enfeksiyonların önlenmesinde uzun vadeli, etkin ve güvenli kullanımlarını sağlayacaktır.