Dünyada bugün konuşulmakta olan 7100’den fazla dil vardır. Bunlardan çok daha fazlası daha önce konuşulmuş, yavaş yavaş gerilemiş, sonra ölmüş ve nihayet unutulup gitmiştir. Bütün bu bilinen ve bilinmeyen, yaşayan ve ölen, tasvir edilen ve edilmeyen dillerin en ortak özellikleri, sadece insanlar tarafından konuşulmalarıdır. Bu diller de tıpkı onları konuşan insanlar gibi asılda aynı, teferruatta ise farklıdır. Yüzyıllar boyunca insanoğlu bu dillerin aynı ve farklı olan özelliklerine kafa yorup durmuştur. Sonra, günümüzde İngilizlerin “typology”, Fransızların “typologie”, İspanyolların “tipología”, Rusların “типология”(tʲɪpɐˈloɡʲɪjə), Çinlilerin “类型学” (lèixíng xué), Korelilerin “유형학” (yuhyeonghag), Japonların “タイプ学” (taipı-gakı), Arapların “ أنماطية“, Türklerin de “tipoloji” veya “tip bilimsel sınıflandırma” şeklinde ifade ettiği bir alan temayüz etmiş; dünya dillerini masaya yatırıp tespit ve tasvir edilen dillerin verilerini karşılaştırarak bu dillerin farklılıklarını ortaya koymaya başlamıştır. Bu arada mezkûr disiplin yeni dillerin keşfinin ve betimlenmesinin önünü açmış ve diller arası aynılıkların da tespit edilebileceği bir veri havuzu oluşturarak dil evrencelerine ulaşılmasını mümkün kılmıştır. Bu çalışmada da tüm bu dünya dilleri arasından -bazen diyalektlere de yer verilse de- Standart Arapça araştırma konusu olarak seçilmiş ve onun tipoloji ile dil evrenceleri çerçevesinde nerede durduğunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç; Arapçanın tanıtımına ayrılmış genel bir giriş bölümü ve temel kriterleri oluşturan kavramların irdelendiği başka bir bölümden sonra, her biri ayrı birer alt disiplin olan fonoloji, morfoloji, leksikoloji ve sentaks bağlamında ele alınarak gerçekleştirilmiştir Bu anlamda çalışmada, sözü edilen disiplinlerle ilgili bölümlerde Arapçaya ait tiplerin yanı sıra başka birçok dünya dilinden de örnekler verilmiş ve mukayese imkânı sağlayan bu verilerle konuların daha iyi anlaşılması hedeflenmiştir. Birçok gramer konusu, genel hatları ve tipik özellikleri belirtilerek işlenip tafsilat dilbilgisi kitaplarına havale edilmiştir. Çalışmanın yazarı; ailesiyle dostlarına, ayrıca araştırma sürecinde kendisine çeşitli açılardan destek olan tüm bilim insanlarına -bilhassa Prof. Dr. M. Sadi Çögenli ile Doç. Dr. Ahmet Şen’e- minnettardır.