İnsanların doğuştan hiçbir inanç ilkesi taşımadığını, bunları daha sonraları kendilerinin yarattığını savunan “varoluşçuluk” felsefesi yanlıları ve nihilistler gibi fikir akımları vardır. Bertrand Russell (okunuşu: Börtrand Rasıl) göre insanların inançları atomların tesadüfi birlikteliğinin yarattıklarından başka şeyler değildir.1 Kur’an’a göre bu inançlar tutarsızdır: “Allah her şeye gerçek doğasını veren ve kendi amaçlarına yönlendirendir”.2 Tanrıya inanan her kişinin zihninde bir tanrı imajı oluşur. Bu imaj insanın yaşadığı çevreye, bağlı bulunduğu dinlere ve kültürlere göre değişiklik gösterebilir. Somut, soyut, içkin, aşkın, hem içkin hem aşkın, sevilen, korkulan şeklinde sıralayabileceğimiz tanrı imgeleri kültür farklılıklarına göre değişen tanrı algıları arasındadır. Bu algılardan herhangi birini taşıyan kişilerin tanrı inancının olmadığını iddia edemeyiz. İnsanın yaşadığı çevredeki tanrı algıları onda olumlu ya da olumsuz yönde tanrı tasavvurunun gelişmesini sağlar.