Dünyanın en kalın tarih kitaplarından birinin, belki de birincisinin Türklere ait olduğunu söylemek abartı sayılmaz. Bu kalın tarih kitabının en önemli ciltlerinden birini Avrupa Hunları ve tarihleri oluşturur. Avrupa Hunları 360 - 469 arasında tam 109 yıl, Avrupa tarihinde birincil derecede rol oynamışlardır.
Bu eseri kaleme almaktaki amacımız Avrupa Hun tarihini anlatmak değildir. Böyle eserler zaten mevcuttur. Esas amacımız Hunların dili hakkında ayrıntılı bilgi vermektir. Yalnız bundan önce Hunların tarihi, devlet öğretisi, kültür ve uygarlığı, yaşamı hakkında da bazı bilgiler vermek gerekti. Böylece kitabımız düşündüğümüzden farklı olarak büyüdü, dokuz bölüme ulaştı.
Birinci bölüm Hun tarihi ve tarihsel coğrafyasıyla ilgilidir. Kısa, fakat önemli bilgiler vermek arzulanmıştır.
İkinci bölümde Hunların Türklüğü irdelenmiştir.
Üçüncü bölümde Hun devlet öğretisi üzerinde durulmuştur.
Dördüncü bölüm Hun yaşayışına, kültür ve uygarlığına ayrılmıştır. Bu bölümde göçebe ekonomisi, iktisat, tarım, ticaret, dokumacılık, yargı vb. konular incelenmiştir.
Beşinci bölümde Hunların ve Attila’nın merkezi sorunu ele alınmıştır. Bu bölümde bir uzaklaşmaya yer verilmiştir (Eskiler buna istitrat derlerdi; Azerbaycan’da söz arası diyorlar).
Altıncı bölümde Hunlardan kalan arkeolojik eserler ve kültürel etkiler, izler konu edinilmiştir.
Yedinci bölüm doğrudan doğruya Attila’ya tahsis edilmiştir.
Sekizinci bölüm yapıtın en önemli saydığımız kısmı, yani dil bölümüdür. Bu bölümde Hunlara ait kişi, boy, yer, ırmak adları hakkında ayrıntılı, ikna edici bilgiler verilmiştir. Gerçekte bunlar daha önce yayımladığımız “Hun Türkçesi üzerine araştırma ve incelemeler” başlıklı uzun, geniş, ayrıntılı, inandırıcı makalelerimizin daha kısa biçimleridir.
Çözümlerimizin bazılarının doğru ve kesin olduğuna inanıyoruz. Eskam, Atakam, Karaton, Kréka ~ Cerca ~ Creca, Bleda, Ellak, Dengizik, Ernak, Var, Hunnivar vb. bunlar arasındadır. Özellikle Attila’nın hanımefendisinin unvanı olan *Körk, en önemli çözümlerimizden biridir. Son bölüm olan dokuzuncu bölümde Hunlar hakkında çağdaş ve sonracıl kaynaklardan alıntılara yer verdik. Bunlarla Hunları çağdaşlarının ve sonracıl kaynakların gözünden anlatmak istedik. Bu kayıtlar aynı zamanda Avrupalı ve Ortadoğulu tarihçilerin Hunlara bakışını da yansıtmaktadır.
Kitabımızın sonuna Türk Dünyası Araştırmaları ve Yom dergilerinde yayımlanan “Hun Türkçesi üzerine araştırma ve incelemeler” başlıklı uzun, kandırıcı, ikna edici 26 adet makalemizin Avrupa Hunlarıyla ilgili olanlarını da eklemek istedikse de, sonradan vazgeçtik. Bunları ayrı bir kitapta toplamayı uygun gördük.
Olaylara tahlilci yaklaştık, neden - sonuç ilişkilerine değindik, yer yer karşılaştırma metodunu uyguladık; yorum yaptık, fikir yürüttük. Kısaca okur bugüne değin okuduğu Avrupa Hunlarıyla ilgili kitapların en farklısını, en yararlısını elinde tutmaktadır desek yanlış olmaz.
Bu, Hunlarla ilgili ilk kitabımızdır. Bundan sonra Kafkasya Hunları ve Kafkasya Hun Türkçesi, Akhunlar ve Akhun Türkçesi, Asya Hunları ve Asya Hun Türkçesi adlı eserlerimizi yayımlamak istiyoruz. Böylece 4 büyük Hun - Türk öbeğini başlıca dil ağırlıklı olmak üzere kısa tarih, coğrafya, kültür ve uygarlık açısından incelemeyi hedefliyoruz.
Kitabımızı yazarken dilimizin eski olduğunu fark ettik ve dilimizi yenileştirmek gereğini duyumsadık. O yüzden bazı eskicil ve yeni kelimeler kullandık. Bunların anlamlarını parantez içersinde verdiğimiz için okura güçlük çıkarmadık. Dilden hiçbir kelime atılamayacağını ve dil konusunda sentezci olduğumuzu her fırsatta belirtiyoruz.
Metinde çok geçen kimi yabancı özel adların yazılışlarıyla birlikte okunuşlarını da verdik. Böylece birçok insanı zor durumda bırakan yabancı özel adların nasıl okunacağı sorununu ortadan kaldırdık; daha zevkli ve kesintisiz bir okuyuş sağladık (ok. kısaltması okunuşu, yaz. kısaltması yazılışı demektir).
Eserimizin Türkolojide özellikle dil alanında büyük bir boşluğu dolduracağına, birçok yanlışı düzelteceğine, tereddütlü hususları açıklığa kavuşturacağına, kısaca Türkolojide bir dönüm noktası olacağına inanıyoruz.