Türk dünyasına adını yazdırmış ve hayatı, çalışmaları, fikirleri, mücadelesi, ortaya koyduğu eserlerle isminin gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamış şahsiyetlerden birisini de Buharalı Ceditçi Abdurrauf Fıtrat oluşturmuştur. Hayatının önemli bir bölümü Türk dünyasının bir anlamda ateşle imtihanı sayılabilecek dönem olan 20. yüzyılın ilk yarısında geçen Fıtrat, sadece Buhara ve yöresinde yaşamamış İstanbul dâhil Türk coğrafyasının farklı bölgelerine gitmiş, siyasi ve fikrî mücadelesinin aracı olarak gazete ve gazeteciliği ağırlıklı olarak kullanmıştır. Fıtrat’ın gençlik ve olgunluk çağı Osmanlı İmparatorluğu başta olmak üzere Orta Asya ve diğer coğrafyalardaki Türk devlet ve topluluklarının büyük sorunlar yaşadığı bir dönemde geçmiştir. 1917 sonrasında kurulun Sovyet rejiminin Türk dünyası ve diğer bölgelere yönelik yayılmacı hareketine Türk devlet ve topluluklarındaki iç mücadeleler de eklenince Sovyetlerin Asya’nın önemli bölümüne hâkim olmaları uzun sürmemiştir. Komünist rejime karşı Türk düşünce ve fikir insanlarının doğrudan ve dolaylı mücadeleleri sonucunda Fıtrat’ın da içerisinde bulunduğu Türk dünyasının farklı coğrafyasının devlet, düşünce ve fikir insanları öldürülmüş ya da hapse atılmışlardır. Günümüz dünyasında farklı coğrafyalarda, farklı devlet ve topluluklarda yaşasalar da Türk dünyasının aynı milletin birer parçası olarak tarihî şahsiyetlerine, kültürüne, geçmişine sahip çıkması Türk milletinin millî birlik ve beraberliği açısından son derece önemlidir. Diğer birçok Türk aydını gibi bu çalışmanın konusunu oluşturan Fıtrat’ın hayatına bakıldığında yaşadığı dönemde Türk coğrafyasının büyük bölümünü dolaştığı, İstanbul’da beş yıl kaldığı ve eğitim aldığı, bulunduğu her coğrafyada Türklerin birlik ve beraberliği, ilerlemesi için çalışmalar yaptığı görülür. Bu yönüyle ismini sonraki dönemlere taşıyabilen aydınlardan olmuştur. Diğer Türk aydınları gibi yaptığı mücadeleleri ile sadece dönemindeki değil gelecek kuşaklara da örnek olan Fıtrat’ın bilimsel bir çalışma konusu olması elbette sevindiricidir. iv Bu çalışmanın yazarı olan öğrencim Shokhrukhbek OLIMOV, iletişim alanında hazırlanacak bir doktora tezi konusu olarak Fıtrat ismini söylediğinde çok uygun olacağını, Fıtrat’ın birçok belgesele konu olduğunu ayrıca doktora ve yüksek lisans tezleri başta olmak üzere hakkında çok sayıda bilimsel araştırma bulunduğunu söyledim. Bu değerli şahsiyetin hangi açıdan bir doktora tezi konusu olabileceği üzerinde tartıştık. Hayatı mücadelelerle geçen Fıtrat’ın fikirlerini yaymada dönemin gazete ve dergileri büyük bir role sahip olduğunu, hayatı boyunca gazeteci kişiliğinin hep ön plana çıktığını dikkate alarak Abdurrauf Fıtrat’ın gazeteci kişiliğinin doktora tezi konusu olabileceğine karar verdik. Sonuçta bu çalışma ortaya çıktı. Bu eserin yazarı Olimov’un çalışması birkaç açıdan önemlidir. Öncelikle yazar titiz bir araştırma ortaya konduğu için kitap önemlidir. Yazar Türkiye, Özbekistan ve diğer coğrafyalardaki kaynaklara ulaştı, Fıtrat hakkında yapılan çalışmalarda yer verilmeyen arşiv belgeleri ve diğer yazılı metinleri buldu, konu ile ilgili eksik bir yön bırakmamaya çalıştı. Çalışma bu yönüyle özgün ve dikkate değerdir. Çalışmayı değerli kılan diğer bir husus, hemen her dönemde olduğu gibi düşüncelerin insanlara ulaştırılmasında etkili olan medya ve tabii ki o dönemin gazete ve dergilerinin bu çalışmaya zemin oluşturmasıdır. Fıtrat’ın düşünce dünyası ve fikirlerini insanlara ulaştırılmasında önemli bir rol üstlenen dönemin gazete ve dergileri ile bu mecralarda yayınlanan yazılarına ulaşılması ve bunların derlenmesi bu çalışmayı değerli kılan diğer bir konu olmuştur. Dönemin Türk dünyasının hangi sorunlarla mücadele ettiği, nasıl bir bölünmüşlük içerisinde bulunduğu ve Türk coğrafyasının nasıl işgal edildiğine ilişkin bilgilere yer vermesi bu kitabı ayrıca önemli hale getirmektedir. İletişim alanı başta olmak üzere özellikle sosyal bilimler alanında hazırlanacak doktora ve yüksek lisans tezlerinde Türk dünyasına yönelik konuların seçilmesi tarihin ve tarihî şahsiyetlerin bilimsel bir bakışla günümüze aktarılmasına zemin yaratacaktır. Bu çerçevede konunun seçiminden araştırmanın yapılmasına, arşiv belgelerine ulaşılmasından diğer yazılı kaynakların değerlendirilmesine, doktora tezi olarak savunulmasına ve kitap olarak basılmasına kadar olan sürece başarı ile tamamlayan Shokhrukhbek OLIMOV’u kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.