Devletin görevlerinin artması ve yetkilerinin genişlemesiyle birlikte bürokrasi, halkın ve bilim insanlarının dikkatini çeken bir olgu haline gelmiş, günümüz toplumlarının ortak ilgisi, vazgeçilmez bir hizmet aracı ve aynı zamanda bir sorun kaynağı olmuştur. Toplumlar, siyasi, ekonomik, idari, sosyal ve kültürel pek çok alanda birbirine bağlı örgütler ağı içinde varlıklarını sürdürmektedirler. Bireylerin doğumlarından itibaren eğitimi, sağlığı, çalışma hayatı, güvenliği, iletişimi, kültürel ve sosyal etkinlikleri, her zaman bürokratik örgütlerle ilişkilidir. Siyasi ve ekonomik sistemlere bakılmaksızın, tüm ülkelerde bürokrasi sorunları yaşanmaktadır.
Bürokrasi karşıtı bir ekonomik ve siyasi sistem olan liberalizmin uygulandığı ülkelerde dahi bürokrasi, önemli sorunlardan biri olmuştur. Bu tür ülkelerde siyasi partiler ve hükümetler, kamu sektörünü küçültmek ve bürokrasiyi denetlemek için çeşitli programlar geliştirmekte ve uygulamaktadırlar. Örneğin, 1980'lerin başında ABD ve İngiltere’de uygulamaya konulan, ardından küresel ölçekte yaygınlaşan devletin küçültülmesi, özelleştirme ve piyasa mekanizmasının işlerlik kazanması gibi politikalar, bürokrasi karşıtı bir eğilimin ürünüdür. Ayrıca, 1989 yılında Sovyetler Birliği’nde yaşanan sistem değişikliği de, bürokrasi karşıtı görüşlerin geçerliliğini artırmıştır.