Mersin, Akdeniz’in derin maviliğinde yer alan ve 100 kilometreden fazla doğal sahil şeridiyle, yılın 300 günü güneşin altında uzanan kumsallarıyla, 300 kilometreyi aşan kıyı uzunluğuyla adeta bir yeryüzü cennetidir. Şehir, dört bir yanındaki doğal, kültürel ve tarihî zenginlikleriyle bir başyapıt niteliği taşımaktadır. Sahip olduğu bu eşsiz değerler ve potansiyel, Mersin’i tarihin her döneminde birçok uygarlığa ev sahipliği yapan, daima bir çekim ve cazibe merkezi hâline getirmiştir. Aynı zamanda, bölgesinde sosyal, ekonomik ve kültürel gelişim için önemli bir itici güç olmuştur.
Günümüzde de geçmişten gelen gücünü, ülkemizin önde gelen lojistik, tarım, ticaret ve sanayi kenti olarak pekiştiren Mersin, ekonomik gelişmişliğini zengin doğal güzellikleri, eşsiz kültürel varlıkları ve inanç merkezleri ile harmanlayarak farklı kültürlerin sevgi ve saygı ekseninde hep birlikte yaşamasına olanak tanımaktadır. Bu benzersiz şehir, tarihî derinliğini ve kültürel birikimini yansıtan her köşesiyle, büyük medeniyetlerin ihtişamını günümüzle buluşturmakta ve geçmişle gelecek arasında bir köprü görevi görmektedir.
Mersin’in pek çok ilçesinden biri olan Çamlıyayla, tarihî, kültürel ve doğal zenginliklerin en güzel örneklerini sunarak, Mersin markası altında oldukça özel bir konumda yer almaktadır. Orta Çağ’a tarihlenen ve bölgedeki en ünlü kalelerden biri olan Namrun Kalesi, Toros Dağları arasındaki Saklı Cennet Kanyonu, en çok ziyaret edilen mesire yerlerinden biri olan Papazın Bahçesi, kadim ağaçlarla dolu Kadıncık Vadisi Milli Parkı ve yaban hayatının korunmasını amaçlayan Cehennem Deresi Millî Parkı gibi doğal güzellikler, sadece ilimizin değil, aynı zamanda bölgenin önde gelen yaylalarından biri olan Çamlıyayla ilçemizi göz kamaştırıcı bir hale getirmektedir.
Bu zenginlikler, sadece Mersin’in tarihî ve kültürel çeşitliliğinin bir kanıtı olmakla kalmayıp, aynı zamanda ilimizin ve ülkemizin ekonomilerine büyük katkı sağlayan turizm sektöründen daha fazla pay alabilmek için çok önemli bir kaynaktır. Mersin, Torosların çam ormanlarının yeşili ile Akdeniz’in uçsuz bucaksız mavisinin buluştuğu noktada sahip olduğu iklimi ve doğa harikası güzellikleriyle her türden turizme olanak tanımaktadır. Mersin, sahip olduğu müzelerden ören yerlerine, anıtlardan meydanlara, mavi bayraklı plajlardan dalışla su altı yaşamına, nehirlerde rafting yapmaktan doğanın bozulmamış hâlinde trekking yapmaya kadar geniş bir yelpazede seçenekler sunmaktadır. Ayrıca, 300’den fazla kuş türünün oluşturduğu harmoniyi izlemek, yazın serin yaylalarına gitmek, kışın benzersiz manzaralar eşliğinde kayak yapmak, birbirinden lezzetli Akdeniz balıklarının tadına varmak gibi farklı deneyimler Mersin’in sunduğu turistik cazibeyi artırmaktadır.
Tüm bu doğal, kültürel ve tarihî değerlerin korunması ve etkin bir şekilde değerlendirilmesi, turizm sektöründe katma değer yaratmayı hedefliyoruz. Mersin’in turizm gelir pastasından daha fazla pay alabilmesi için yatırım ve tanıtım çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Bu bağlamda, Mersin Üniversitesi ve Turizm Fakültesi, Fakülte Dekanı Prof. Dr. Ahmet Atasoy ve ekibine, ilimizin tanıtımına sağladıkları büyük katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, bu çalışmayı hazırlamalarındaki katkılarından dolayı minnettarım. Bu vesileyle herkesi, Mersin’in eşsiz güzelliklerini görmeye ve yaşamaya davet ediyorum. Cennet Mersin’imizin her köşesindeki bu zenginlikleri keşfetmek, yaşamaya değer bir deneyim sunacaktır.