Kendisini dilin sınırları içerisinde göstermeye çalışan, varlığını güçlü bir şekilde dayatan ancak görünmeyen bir bilinmezlik vardır: çeviride kültürel boyut. Modern çeviri çalışmalarında kültürel unsurların çeviri sürecindeki rolü önemli bir ilgi alanıdır. Bilimsel anlamda kültürel, toplumsal farklılıkların çeviride birincil derecede önem teşkil ettiğini belirten çalışmalar arttıkça hem çevirmenlerin bilinçlendiği hem de ortaya daha kaliteli çeviri yapıtlar çıktığı söylenebilir. Özellikle bu dönemde çoğu çevirmenin çeviri sürecinde kültürel unsurların rolünü göz ardı ettiği söylenemez. Bir dilden diğerine geçerken genel olarak çevirmen sadece dilsel yapının değil, hem kültürel hem de toplumsal çatının farklı olduğunu algılar. Metinler esasında söz konusu kültürün ürünüdür, toplumsal çevrede var olanların sergilenmesidir. Öyleyse çeviri sürecinde kültürel boyutun önemi nedir? Çevirmen kendi çevre ve kültüründen bağımsız olarak herhangi bir metni çevirebilir mi? Kuramcıların çoğu, dilin gölgesinde kalan kültürel boyutun aktarılmasının, çevirmenin karşısına çıkan en büyük engel olduğu konusunda hemfikirdir. Orijinali çeviri metne nüfuz ettirmek zordur. Kaynak metinle erek metin arasında özellikle toplumsal değerler, kavramlar konusundaki farklılıklar ve dengesizlikler çevirmeni içinden çıkılmaz bir duruma sokar. Bu sorunsal ve varsayım üzerinden değerlendirildiğinde kültür olgusu çeviride her dönem önem teşkil etmektedir. Kitaptaki ilk çalışma olan “Ardıl Çeviri Eğitiminde Uzun Süreli Belleğin Rolü: Kültürel Birikim ile Alan Bilgisinin Art alan Bilgisi Kapsamında Kodlanmasında ve Geri Çağrılmasında Uzun Süreli Bellek Düzenekleri” başlıklı çalışmasında Alev Yemenici, belleğin işleyişinden yola çıkarak ardıl çeviri üzerinden sözlü çeviri yapacak çevirmenin kültürel birikim, kültürler arası iletişim becerileri ve alan bilgisini de içerecek şekilde kapsamlı ve güçlü bir art alan bilgisi ile zorlukların üstesinden gelebileceğini ve çevirinin kendiliğinden, doğal bir akış içerisinde kolaylıkla gerçekleşeceğini psikolojik, dilsel ve çeviribilimsel açıdan detaylı bir şekilde ele almıştır. Emrah Eriş, “Basın Çevirileri ve Kültür: Dört İşlev Modeli” adlı çalışmasında örnekler üzerinden kültürel metin türlerini çözümleme ya da karşılaştırmaya olanak sağlayan Christiane Nord’un Dört İşlev Modeli ışığında, kültürel farklılıkların basın çevirisinde çevirmenler tarafından nasıl çevrildi-iv ğini örneklerle göstermeye çalışmış, kültürler arası çeviride kültürel göndergelerin işlevselliğine dikkat çekmiştir. “Kültür Çevirisi Bağlamında Hata Türleri ve Kaynakları” adlı uygulama ağırlıklı çalışmada Emrah Eriş, kültürel öğelerin çevirisinde öğrencilerin yaptığı hataları ve nedenleri hata türleri üzerinden ortaya koymuş, içerik analizi yaptığı çalışmada hem çeviribilime kültürel bağlamda kuramsal ve metodolojik yaklaşım getirmiş hem de çeviride metnin bağlamının, kültüre özgü unsurların, dilbilgisel farklılıkların, kaynak ve erek metnin, dil ve kültüre ilişkin farklılıkların dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır. Esra Uluşahin, “Erken Cumhuriyet Dönemi’nde Çevirinin Türk Diline Ve Kültürüne Katkısı” adlı çalışmada Tanzimat’tan itibaren Batılılaşma sürecine giren Türkiye’deki Cumhuriyet sonrası çevirinin tarihsel sürecinden ve bu süreçte çevirinin Türk dil ve kültürünün gelişmesindeki etkin rolünden; kültürel gelişim için oldukça önem teşkil eden ve bugünün Türkiye’sindeki çeviribilime ışık tutan Tercüme dergisi üzerinden örnekler ve alıntılar ile dönemin çeviri algısının, çevirmen kimliğinin, çevirmen karar ve yöntemlerinin Türk dil ve kültürüne katkısından bahsetmiştir. “Sömürgecilik Sonrası Çeviri Kuramı Işığında Yasmina Khadra’nın Günün Geceye Borcu Adlı Yapıtı: Dipnotlar Işığında Başkaldırı” adlı çalışmada ise Esra Uluşahin, üstbildirişim işlevi gören dipnotların hem çevirideki kullanım alanlarından hem de sömürgecilik sonrası çeviride, çevirmenin ideolojik duruşunu yabancılaştırma stratejisiyle ortaya koyarak kendini görünür kıldığından bahsetmiş ve yapıttaki dipnotların okur için sağladığı kolaylığı ve kaynak kültürü erek kültüre/ okura tanıtmada etkin rol oynadığını örnekler üzerinden somutlaştırmaya çalışmıştır. İhsan Doğru, “Cahiliye Kültürünün Şiir Çevirisiyle Aktarımı: Yedi Askı’da Öne Çıkan Unsurlar” adlı çalışmasında Cahili şairlerden yedisinin Arapça muallakaları ve Türkçe çevirilerini içeren Yedi Askı adlı çeviri yapıtta Cahiliye toplumuna özgü kültürel unsurları çeviri beyitlerde yer alış şekliyle vererek çevirmenlerin çeviride benimsediği yöntemlere ve kültürel iletişimde şiirin rolüne değinmiş, çevirmenlerin karşılaştığı zorluklardan bahsetmiştir. Mustafa Dolmacı ve Yonca Gül Uğurlu, “İncelik Kuramı Bağlamında Dil Bölümü Öğrencilerinin ‘İngilizce ve Türkçedeki Rica İfadelerini’ Kullanımlarının Karşılaştırmalı İncelenmesi” adlı çalışmada İngilizce ve Türkçe-v deki Rica İfadelerinin yabancı dil bölümü öğrencileri tarafından nasıl karşılık bulduğunu incelik kuramı bağlamında detaylı bir şekilde ele almıştır. Nurcihan Yürük de “Yabancı Dil Öğrenim ve Öğretiminde Çevirinin Rolü” adlı çalışmasında dil bilgisi çeviri yönteminden günümüze kadar çevirinin tarihsel bağlamdaki gelişimini, çevirinin bir öğretim yöntemi olarak kullanımından kaçınılmasının nedenlerinden ve bunun öğrenci için sağladığı avantajlardan bahsederken günümüzde çevirinin kültürden bağımsız düşünülemediğinin de altını çizmiştir. A.Nursen Durdağı, “Anlam-Anlama- Anlamlandırma Ekseninde Çeviri” başlıklı çalışmasında çeviri eylemine yön veren anlam, anlama ve anlamlandırma kavramları üzerinden bilhassa “anlam” kavramının ontolojisini yapmaya çalışmış ve başarılı bir çeviri için çevirmenin öznel, nesnel, çıkarımsal, niteliksel, niceliksel, soyut, somut, sığ, geniş, ideolojik, bireysel, kültürel, tarihsel, güncel, klasik, düz, yan, bilimsel, imgesel, kurgusal, disipliner, durumsal, duygusal, işlevsel, mecaz, deyimsel, argo, yerel, küresel, terimsel, eylemsel, genel, özel diye adlandırdığı anlam türlerine hâkim olması gerektiğinin altını çizmiştir. Okan Arslan, “Ardıl Çeviride Bir Not Alma Tekniği Olarak Farklı Alfabelerden Yararlanma: Uygulama Önerisi” adlı çalışmada tabiri caizse işin mutfağında yer alan bir tercüman olarak ardıl çeviride farklı alfabeler üzerinden not alma teknik ve stratejilerini gerek kendi tecrübeleriyle gerekse farklı tercümanların yöntem ve tecrübeleriyle örneklendirip tercümanın kısa süreli belleğinden faydalanarak zihinsel kodlama yaptığını bilimsel düzlemde ele almış ve alanda sınırlı sayıda çalışılan sözlü çeviri konusuna oldukça katkı sağlayacak bir çalışma ortaya koymuştur. Onur Duman ise “Kara Kitap’ın İç Mantığı: Maureen Freely’in İngilizce Çevirisindeki Yaptığı İlaveler ve Yorumlamalar” adlı çalışmasında, Türk edebiyatında dili “anlaşılmaz” olarak tanımlanan Orhan Pamuk’un Kara Kitap adlı çalışmasını İngilizceye çeviren Freely’in kültürel bağlamdaki kararlarını örnekler ile açıklamaya çalışmıştır. Serhan Dindar, “Çeviride Anlam Kuramı’nı Kültürel Bir Bağlamda Düşünmek: Gecenin Sonuna Yolculuk Örneği” başlıklı çalışmada, Anlam Kuramı’nı kültürel bağlamda ele almış ve çevirinin basit bir dil aktarımı olmadığını, çeviriye yön veren çevirmenin bilişsel süreci ve bu süreci etkileyen dildışı etmenleri metinlerdeki kültürel unsurlar üzerinden seçilen örneklerle somutlaştırmıştır. vi Ümit Gedik de “Kültürel Unsurların Çevirisinde Eşdeğerlik Sorunu: Farsça Ta'âruf Cümleleri” başlıklı çalışmasında Peter Newmark’ın kültürel unsurların sınıflandırması ve bu kültürel unsurların çevirisi için önerdiği stratejiler ışığında Farsçadaki nezaket bildiren ifadelerin Türkçe çevirisinde dilsel ve anlamsal eşdeğerliğin sağlanıp sağlanamadığı üzerinden karşılaştırmalı bir çalışma ortaya koymuştur. Yeşim Sönmez Dinçkan ise “Popüler Yazın Çevirisi ve Kültür İlişkisi: Adı Aylin Romanının Türkçeden İngilizceye Çevirisinde Deyimlerin Aktarımı” başlıklı çalışmasında popüler roman aracılığıyla kültürel unsurların çevirisinde önemli bir inceleme alanı oluşturan deyim çevirilerini ele alarak Türk diline ve kültürüne özgü, soyut kültürün bir parçası olan deyimlerin erek dile aktarımında çevirmen kararlarını incelemiştir. Kısaca özetlediğimiz tüm bu çalışmalarda çevirinin salt dilsel bir aktivite olmadığı, dildışı etmenlerden kültür olgusunun çevirinin gelişiminde ve ilerlemesinde yeni anlayışlar ve bakış açıları yarattığı vurgulanmaya çalışılmıştır. Kültürün sahip olduğu iç dinamikler ile çevirinin iç dinamiklerinin etkileşimi çeviriyi normatif yöntemlerden uzaklaştırdığı gibi gerek kuramsal gerekse uygulama açısından çeviribilime işlevsellik kazandırmaktadır. Çeviriye kültürbilimsel açıdan yaklaşan Vermeer’in de belirttiği gibi çeviride kültürel aktarımda yapılan hata dil hatasına göre daha hayatidir. Bu süreçte kültürler arası iletişim uzmanı olarak aktif rol oynayan çevirmen de bilimsel anlamda merkezileşmiştir. Bu bağlamda yazarların; çeviri ile kültür ilişkisini, kültürel çeviriyi, çevirmen kimliğini, çeviride kültürel unsurların aktarımında yaşanan zorlukları, çeviride kültür engelini, kültürel benzerlikler ve farklılıkları ortaya koymada çevirinin etkili bir araç olduğunu vurgulama amaçlı ele aldıkları çalışmaların da çeviribilime kültürel bakış açısıyla yaklaşmışlardır. Yazarların çalışmalarında gözden kaçırdığı eksiklerin olabileceğini de ilerde yapılacak çalışmalara katkı sağlaması açısından burada vurgulamak isteriz. Çeviribilime katkı sağlamak amaçlı ortaya koyduğumuz bu kitapta yazar sıralamasını alfabetik sıraya göre yaptığımızın altını çizer, destek sağlayan tüm yazar arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. Alan ile ilgilenen herkese iyi okumalar dileriz.