Toplumsal kimlik ile mekân arasındaki karşılıklı inşa süreci, siyasal coğrafyanın temel dinamiklerinden biridir. Bu dinamikler, denetim ve tahakküm araçları olarak mekânsal çoğulculuk ve ayırt edici farklılıkların iktidar üzerinden kavramsallaşmasını içerir. Dolayısıyla, bu süreç, iktidara dair sosyopolitik inşaların coğrafi zemin üzerinde nasıl tezahür ettiğini anlamamıza olanak tanır (Massey, 2016). Kültürel çeşitliliğin yok sayıldığı, iktidar ideolojisine uygun tek tip toplumsal ve mekânsal tasarımların eleştirisiyle şekillenen çok kültürcülük, grup haklarının eşit tanınması ve yurttaşlığa eklemlenmesi çabaları üzerinden toplumsal yapıyı sorgular.
Çok kültürcülük, evrensel adalet ilkeleri üzerinden çoğunluk (ulus) dinamiklerine dayalı monist yurttaşlık anlayışını eleştirir ve eksikliklerini ortaya koyar. Ayrıca, yurttaşlığın herkesin eşit düzeyde sahip olduğu bir statü olduğu yanılgısını vurgular. Ulus devletin kültürel çoğulculuk açısından yetersizliğini sorgulayarak, "farklılığa dayalı yurttaşlık" anlayışını yeniden inşa etmeye yönelik bir yaklaşım sunar (Kymlicka, 2004, s. 463). Bu yaklaşım, yalnızca siyasal partilerdeki temsiliyetin sınırlarını aşarak, kültürel hakların kurumsal ve kamusal alanda daha eşit bir temsile sahip olmasına olanak tanıyan bir siyaseti savunur.
Kültürel kimlik ve kültürel çoğulculuk, yalnızca yapısal bir işleyişi değil, aynı zamanda mekânsal temsiline ve bu temsiliyenin yeniden kurulmasına aracılık eden siyasal aktörlere de odaklanmaktadır. Bu bağlamda, çok kültürcülük, iktidarın mekân üzerindeki etkilerini anlamak ve üretilen temsillerin yapısal formasyonunu çözümlemek için coğrafya disipliniyle güçlü bir ilişki içindedir (Foucault, 1980’den aktaran: Crampton & Elden, 2007, s. 182).
Coğrafya, kültürel ve siyasal temsili bir söylem olarak ele alarak, bunun toplumlarda nasıl işlediğini ve siyasal aktörlerin günlük yaşamda bu söylemi nasıl tatbik ettiklerini sorgular. Bu doğrultuda, siyasal iktidarın mekân ve toplum üzerindeki hegemonyasını açığa çıkarır.
Millî Görüş, kültürel çoğulculuk anlayışını siyasal bir ideoloji olarak benimsemiş ve İslamcılık referanslarıyla Türkiye’nin ve insanlığın ekonomik, toplumsal ve siyasal sorunlarına çözüm önerileri sunmayı hedeflemiştir. Bu ideoloji, ulus devletin etnik merkezli ve seküler yurttaşlık anlayışını aşmayı ve yerine ümmetin doğal çoğulculuğunu politize etmeyi amaçlar. Millî Görüş, ulus devletin Batı eksenli modernleşme süreciyle kurduğu kimlik anlayışına karşı İslami kimliğe dönüşü savunur, ancak bu dönüşümde ulus devlet özcülüğü ile paralel ve diyakritik bir bağ kurmaya da çalışır.
Bu bağlamda, Millî Görüş’ün kültürel haklar ve çok kültürcülük siyaseti arasındaki ilişkiyi incelemek, Türkiye’nin kültürel çeşitlilik dinamikleri üzerinden yapılacak analizlere önemli bir katkı sunmaktadır. Özellikle Alevi ve Kürt kimliklerinin kültürel haklarının tanınması, çok kültürcülük bağlamında Millî Görüş’ün yaklaşımını anlamada belirleyici olacaktır.
Küresel ve yerel ölçekte kültürel toplulukların kamusal alanda temsilinin hukuksal bir nitelik kazanması, çoğulcu demokrasinin dönüşümüyle paralel bir gelişim göstermiştir. Bu süreçte, siyasal partiler kültürel hakların temsilini sağlamak adına çeşitli stratejiler geliştirmiştir. İdeolojik yaklaşımlarına göre, bu partiler kültürel hakların kamusal alanda ve mekânlarda temsili için farklı dinamikler üretmiştir.
Bu araştırma, Millî Görüş’ün kültürel haklara yönelik yaklaşımını ve çok kültürcülük anlayışını irdelemektedir. Araştırma, dört ana bölüm üzerinden yapılandırılmıştır:
Çok Uluslu Toplumlarda Kültürel Haklar, Yurttaşlık ve Temsil: Bu bölüm, çok kültürlülüğün ve kültürel hakların bağlamını ve siyasal sözleşmelerle bir arada yaşamayı ele alır. Ayrıca, yurttaşlığın evrimi ve Türkiye özelindeki dönüşümünü tartışır.
Kültürel Kimlik ve Haklara İlişkin Siyasal Yaklaşımlar: Çok kültürcülük teorisinin birey ve grup hakları ile yurttaşlık ilişkisini incelediği bu bölümde, kültürel hakların tanınması ve hukuksal dayanakları ele alınır. Ayrıca Taylor ve Kymlicka'nın teorik yaklaşımları incelenir.
Millî Görüş Hareketi ve Kültürel Çeşitlilik: Millî Görüş'ün kültürel çeşitlilik anlayışını ve bu anlayışın siyasal pratiğe nasıl yansıdığını inceleyen bu bölümde, hareketin ideolojik aksiyomları analiz edilir.
Millî Görüş ve Kültürel Çoğulculuk: Bu bölüm, Millî Görüş’ün yurttaşlık tasarımı ve kültürel haklar bağlamında Kürt ve Alevi kimlikleriyle olan ilişkisini tartışır. Ayrıca, kültürel hakların tanınması noktasındaki politik yaklaşımlar detaylandırılır.