Türkiye Cumhuriyeti, 29 Ekim 2023’te kuruluşunun 100. yılını tamamlarken yüz yılın muhasebesini yapmak; Türk kültür ve medeniyetinin dün-bugün-yarın denklemindeki konumunu anlayabilmek adına önemli göstergeleri önümüze koyacaktır. Türk kültüründe tarih öncesinden günümüze uzanan değerler silsilesi ile Türk devlet geleneğinin istiklâl ve istikbâl esaslı sürekliliği bugünü var eden geçmişin birikimleridir. Bu birikim, tarihin her kriz döneminde Türklüğün bir çıkış yolu bulmasını ve kendi devletini koruyarak veya yeniden inşa ederek bağımsızlığını muhafaza etmesini sağlamıştır. Türk tarihinin her döneminde buna rastlamakla birlikte Osmanlı Türkiye’sinden Cumhuriyet Türkiye’sine geçilen süreçte köklerinden filizlenen bir milletin, çağın şartlarına göre kendini ve devlet mekanizmasını güncellediğini görmekteyiz. Batı emperyalizmi karşısında direnemeyen ve parçalanan Osmanlı Devleti’nde sivil-askerî bürokrasi ve bir grup aydının aşağı yukarı iki asırlık arayışlarının sonucu olarak millet iradesinin devletin idaresine dönüştürülmesiyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti, köklü Türk devlet geleneğinin 20. yüzyıldaki tezahürlerindendir. Siyasal teşekküllerin ötesinde Türk kültür ve medeniyetinin tarihsel bağlamda geçirmiş olduğu gelişim evrelerine bakıldığında devletleri de şekillendiren bir müktesebatın varlığı görülür. Bizim hem akademik çalışma alanımız bakımından hem de siyasal okumalarımızın bir neticesi olarak söz konusu müktesebatın bugün aldığı şekli anlamak adına; bozkır kültürü, Türk modernleşmesi serüvenini, kentleşme ve dijitalleşmeyi bir kavram haritası olarak ortaya koyabiliriz. Bozkır kültürü Türklerde insan, çevre ve inanç tasavvurlarının şekillenmesinde; Türk devlet geleneğinin oluşmasında; Türklerin öteki toplumlarla bir arada yaşama becerisi kazanmasında ve Türk sözlü-yazılı edebiyatının destan devri başta olmak üzere teşekkülünde önemli bir belirleyicidir. Sonraki süreçte Türklerin göçler vasıtasıyla coğrafya değişimi ve yeni kültür çevresiyle teması Batı kültür ve medeniyetiyle çok yönlü etkileşime girmeleri sonucunu doğurmuştur. Buna bağlı olarak Batı’nın kendi içerisinde geçirmiş olduğu sosyal, ekonomik ve zihinsel dönüşümler Türk kültürünü de etkilemiştir. 19. yüzyıla gelindiğinde Osmanlı siyasal sistemi öncülüğünde Batı modernizmiyle takip, taklit, terkip ve tenkitin bir arada olduğu bir ilişkiye girilmiştir. Türk modernleşmesi serüveninin o günden bugüne bu dört kavram zemininde devam ettiğini söyleyebiliriz. Türk modernleşmesi Osmanlı yenileşme hareketlerinden bu yana sancılı bir süreç olarak her alanda gelenekle çatışan bir atmosferde ilerlemiştir. Batı’da 18. yüzyıldan itibaren ortaya çıkan Endüstri Devrimleri bilindik üretim-tüketim sistemlerini ve anlayışlarını değiştirmiştir. Bu değişimler de Batı’nın kendi içerisinde ve Batı’yı takip eden toplumlarda yaşam biçimlerinin ve alanlarının yeniden inşasına sebep olmuştur. Türkiye’de özellikle 1960’lardan itibaren ortaya çıkan ve hızlı nüfus artışıyla ekonomik problemlere bağlı olarak gelişen kentleşme, bu sürecin yansımalarından biridir. Ancak Batı’da tarihî kentlerden ayrı olarak yeni üretim merkezlerinin çevresinde ortaya çıkan sanayi kentlerindeki planlı kentleşme biçimi, Türkiye’de pek mümkün olmamıştır. Başka bir ifadeyle gerekli altyapılar hazırlanmadan kırsalda yaşayan geniş kitlelerin kentlerin çevresine taşındığı bir göç olgusu, Türkiye’de kentleşme olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu da tıpkı modernleşme serüveninde olduğu gibi hem kent hayatıyla ilgili sorunların hem de kendi içerisinde kültürel çatışmaların yaşandığı bir sürece dönüşmüştür. Batı’da, ulaşım ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi, medya araçlarının ve ortamlarının da dünya gündemine hızla girmesini beraberinde getirmiştir. 20 ve 21. yüzyılda bu medya araçlarının internet teknolojileri ile birleşmesi ise bizim genel anlamda dijitalleşme kavramıyla ifade ettiğimiz tekno-kültür çağını başlatmıştır. Dijitalleşme süreci bir yandan bireyin ve toplumun dünyaya entegre olmasını sağlarken diğer yandan sonuçları itibarıyla insanın bedensel-ruhsal sağlığının bozulması ve sosyal-kültürel yapı-söküm gibi çeşitli riskleri taşımaktadır. Endüstri 4.0 ve Toplum 5.0’ın konuşulduğu günümüz dünyasında Türk kültürü ve medeniyeti Türkiye merkezli bakış açısıyla kendini konumlandırmaya çalışırken aynı zamanda Türk dünyası coğrafyasıyla bütünleşme çabası içerisindedir. Türk kültür ve medeniyetinin pozitif değerler sistemi, Batı’nın ortaya çıkarmış olduğu medeniyet krizi karşısında Türk Devletleri Teşkilatı aracılığıyla bütün insanlığa umut ışığı olmaktadır. Elinizdeki çalışma, bu çerçeve ve kavram haritasıyla okunabilecek olan Türkiye ve Türk dünyasındaki örnek şahsiyetleri, olayları, fikirleri ve kültürel değişim süreçlerini ele alan makalelerden oluşmaktadır. Çalışmada yer alan 23 makale 2 grupta toplanmıştır. “Köklü Gelenekten Güçlü Geleceğe: İnsan-Kültür-Mekân” başlığını taşıyan ilk bölümde 10 makale yer almıştır. Bu gruptaki makaleler Türk kültürünün temel metinlerinden bugüne yansıyan değer ve tutumları, devlet adamı tipolojisini, hâfıza mekânı örneklerini, yakın tarihte öne çıkan şahsiyetleri ve bizim akademik çalışma alanımız olan Türk halk biliminin değişim-dönüşüm süreçlerini ele almaktadır. “Kültür Değişmeleri: Dijital Dünyada İnsan-Toplum ve Millî Kültür” başlıklı ikinci bölümde 13 makale yer almıştır. Bu makalelerde medya ve dijitalleşme sürecinin eğitim-öğretim hayatıyla Türk kültür ve siyasetine etkilerini ortaya koymayı amaçlayan değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmada yer alan 23 makalenin bir kısmı çeşitli dergilerde daha önce yayımlanmış yazılarımızın gözden geçirilip güncellenmiş hâlinden oluşmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde yer alan yazıların bir kısmı ise Türkiye’nin farklı yerlerindeki konferans, seminer ve üniversite açılış konuşmalarındaki sunum metinlerimizin daha sonra makaleye dönüştürülmesinden elde edilmiştir. Bu yazılarda özellikle Türkiye’nin güncel meseleleri ele alınırken yukarıda ifade edildiği üzere kentleşme, endüstri devrimleri ve dijitalleşme anahtar kavramları kullanılmış dolayısıyla metinlerde bu kavramlar etrafında bazı değerlendirmeler tekrar edilmiştir. Çalışmada yer alan yazılar, 21. yüzyılın ilk çeyreği tamamlanırken Cumhuriyet’imizin 100. yılına girdiği bu dönemde Türk kültür ve medeniyetinin dünden devraldıklarını yarına taşıyabilme adına imkân ve kabiliyetlerine dair tespit, inceleme, değerlendirme ve görüşlerimizi içermektedir.