2019 yılı Dede Korkut Kitabı’yla ilgili metin yayını ve araştırmalar açısından sürprizlerle dolu ve oldukça verimli bir yıl olmuştur. Yeni bir yazmanın ve bu yazma içeriğindeki yeni soylamalar ile Salur Kazan’ın ejderha öldürmesiyle ilgili yeni bir “boy”un ortaya çıkması, ilgili ilgisiz herkesin dikkatlerini Dede Korkut Kitabı üzerine toplamıştır. Dede Korkut Kitabı, kendisine çoğunlukla ilgisiz duran ve hatta umursamaz bir tavır sergileyen genel Türk okurunu ve aydınını, 1815 yılından bu yana belirli aralıklarla sarsmaya devam etmektedir. Yabancı kaynaklı ve “kültür endüstrisi” eksenli kitle kültürü ürünleri karşısında büyülenmiş bir şekilde “izleyici” konumuna itilen Türk toplumunun, “Türk destanlarının tacı” Dede Korkut’a dair dikkatlerinin ne derecede dinamik olduğunu zaman içinde izleyip görebileceğiz. Bir yandan yeni ve sürpriz metinlerlerle canlılığını devam ettiren Dede Korkut Kitabı, öte yandan yeni yaklaşımlarla araştırma nesnesi olmayı da sürdürmektedir. Bu bağlamda Dede Korkut coğrafyasının en önemli bölgelerinden biri olan Azerbaycan’da da Dede Korkut üzerine çalışmalar kesintisiz biçimde sürmektedir. Bu çalışmalarda dikkat çeken yorum ve yaklaşımlarıyla Kamal Abdulla, belirli bir farkındalık oluşturmuştur. Bir yandan “bilimsel” diğer yandan “sanatsal” çalışmalarını Dede Korkut üzerine yoğunlaştıran Kamal Abdulla’nın eserlerinin önemli bir kısmı diğer dünya dilleriyle birlikte Türkçeye de aktarılmaktadır. Dede Korkut Kitabı’nın Poetikasına Giriş - Şafak Varyantı başlığıyla Türkiye Türkçesine aktardığımız bu kitap, Azerbaycan’da son dönem Dede Korkut araştırmalarının önemli ismi Kamal Abdulla’nın “Gizli Dede Korkut” serisinden yayımlanan Gizli Dede Korkut, Sır İçinde Destan veyahut Gizli Dede Korkut, Mitten Yazıya veya Gizli Dede Korkut gibi eserlerinin devamı niteliğinde olmakla birlikte tamamen özgün bir eserdir. Eserin Azerbaycan’da 2017 yılında yayımlandığı şekliyle adı Kitabi-Dede Gorgud Poetikasına Giriş Dansökülen Variant’tır. Yazar, daha önce yayımlanmış kitaplarından iki bölümü de bu eserinin sonuna ekleme ihtiyacı duymuştur. Eserde kadim metinler bağlamında Dede Korkut’a yeni yaklaşımlar denenmekte ve bu yaklaşımlar “poetika” kavramı çerçevesinde bir bütünlük arz etmektedir. Eserde kadim bir metin olarak Dede Korkut Kitabı, anakronik metin, estetik poetiklik, otantik mit, mit çağı, ilkel sanatların ve kadim metnin oluşumu, düz ve mecaz anlam alanları gibi yeni terim ve kavramlar ekseninde değerlendirmeler yer almaktadır. Dede Korkut Kitabı, mitten yazıya doğru çeşitli tarihsel ve kültürel devirlerin izlerini taşıyan ve bu yüzden de anakronik bir metin olarak ele alınan bir yaklaşımla değerlendirilmektedir. Kamal Abdulla, bu tarihsel devirleri katmanlar olarak ele alıp bu katmanların kültürel ve estetik niteliklerine göre tahlil etmektedir. Kamal Abdulla’nın en büyük gayreti ve emeği, Dede Korkut’u evrensel düzeydeki destanlar arasına katma, evrensel düzeyde tanıtma ve kabul ettirme çabasıdır. Bu bağlamda anlambilim, semiyotik, felsefe gibi bilim alanlarının yöntemlerine de sıklıkla bavurmakta, dünya edebiyatından anıt eserlerle Dede Korkut’u mukayeselere girişmektedir. Çünkü genel anlamda bakarsak Türk mitolojisine ve destanlarına felsefi açıdan yaklaşım denemelerinin son derece sınırlı olduğunu, hatta yok sayılabileceğini söyleyebiliriz. Batı edebiyatında gerek modern dönem edebiyatı gerekse mitoloji ve destan metinleri felsefe ile edebiyat arasında bir bağ kurma gayreti güden dilbilim, anlambilim, semiyotik, semiyoloji gibi yeni bilimsel alanlardan istifade etmeyi de denemektedir. İşte bu eser, biraz da bu yönüyle öne çıkmaktadır. Eserde, Platon’dan Umberto Eco’ya, Schelling’den Derrida’ya kadar çok sayıda düşünür ve yazarın eserlerinden hareketle yapılmış çözümlemeler söz konusudur. Kendisi de bir dilbilimci olan Kamal Abdulla, Ferdinand de Saussure, Yuri Lotman gibi dilbiliminin öncü isimlerden de faydalanmaktadır. Yazarın tarihsel ve coğrafi anlamda kaynak kullanım alanı son derece geniştir. Kamal Abdulla, yetiştiği bilimsel ortam ve kullandığı teori ve yöntem eserleri gereği bol miktarda Rusça kaynak kullanmıştır. Bunlar arasında V.N. Toporov, Plyutto, E.M. Meletinsky, Golosovker, Olga M. Freidenberg, S.S. Averintsev, A.A. Potebnya, V. Rudnev, A.P. Bondarev gibi pek çok Rus araştırmacı ve yazar vardır. Kamal Abdulla, İngilizce, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca kaynakların da Rusçalarından istifade etmiştir. Burada özellikle Rus araştırmacıların eserlerinin Türkçeye tercüme edilmemiş olmasını esefle vurgulamamız gerekir. Hatta M.M. Bahtin ve Y. Lotman gibi önde gelen yazar ve araştırmacıların eserleri dahi son yıllarda yapılan birkaç çeviri dışında Türkçede yoktur. Bu durum, eserin okunması sürecinde de bir zorluk olarak dikkati çekecektir. Azerbaycan’da uzun süredir Latin esaslı alfabe kullanılıyor olmasına rağmen Rus kaynakların künyeleri eserin orijinalinde Kiril harfleriyle verilmiştir. Bu kaynakların künyeleri, alfabe aktarımına pek uygun düşmemiş olsa da Türk okuyucusu için başka bir çare söz konusu değildir. Dolayısıyla Rusça ve Kiril harfli kaynaklarda sadece alfabe aktarımıyla yetindik. Dipnotlardaki kaynak künyelerinde başta kişi adları olmak üzere özel isimlerin yazılışında Rus yazımı, alfabe aktarımı sırasında da korunmuştur. Ancak açıklamalarda bu isimlerin özgün şekilleri de ait oldukları dilin yazımına göre belirtilmiştir. Kamal Abdulla’nın kullandığı kaynaklardan Türkçeye tercüme edilmiş olanlarını bulup künyelerini ve hatta bazen alıntıları dahi vermeye gayret ettik. Ancak bazı kaynaklar, Türkçeye tercüme edilmediklerinden ister istemez bu uygulamanın dışında kalmıştır. Dipnotlarda köşeli parantez içinde yer alan kaynak bilgileri tarafımızdan eklenmiştir. Ayrıca tarafımızdan yapılan açıklamalar da (an=aktaranın notu) olarak işaretlenmiştir. Kamal Abdulla’nın bu eseri, daha önce yine tarafımca Türkiye Türkçesine aktarılan ve Ötüken Neşriyat tarafından ilki 1997 yılında yayımlanan Gizli Dede Korkut serisinden tamamen farklıdır. Ancak bu eserin okunması öncesinde veya sürecinde Gizli Dede Korkut ve roman olarak Eksik El Yazması da okunursa konuyu tamamlayıcı bir durum ortaya çıkacaktır. Ayrıca bu eserin Dede Korkut meraklıları ve araştırmacıları dışında mitoloji, yazılı abideler, poetika, üslup, semiyotik ve semantik alanlarında çalışanlar için de ilgi çekici olacağını düşünüyoruz. Bu eserin yayınıyla 2019 yılında Dede Korkut ağırlıklı eserler yayımlayan Ötüken Neşriyat’ın öncü yayın faaliyetlerindeki yerine bir katkı daha sunmak mümkün olacaktır diye düşünüyoruz. Burada Ötüken Neşriyat’a ve değerli editörü Göktürk Ömer Çakır’a teşekkürlerimiz tabiidir. “Kalın Oğuz’un vasfı”nın Dede Korkut diliyle okunmasının, Kamal Abdulla’nın yorumlarıyla değerlendirilmesinin okuyucuya verimli, ışık tutucu olması dileğiyle…