Dijital Dalgalar kitabının ilk amacı, Gadamer’in kelimelerini ödünç alırsak, metinlerde atıf yapılan düşünürlerin, görüşlerinin “ufuklarda kaynaşmasını” sağlamaktır. 17. yüzyıldan neredeyse günümüze kadar sosyal bilimlerde kabul görmüş ve hâkim olan görüş “mekanik ruh” (the spirit of mechanism), “mekanikçi yaklaşım”, “mekanik materyalizm” ile “determinizm”di (belirlenimcilik). Dijital dalgaların yarattığı dönüşüm ile kişisel, toplumsal, ekonomik, kültürel, siyasal, bölgesel ve küresel etkilerinde de ya mekanikçi yaklaşım” ile “determinizm” öne çıkacak ya da Elea Okulu mu, yoksa İyonya Okulu mu olur derken “kuantum yaklaşımı/felsefesi/mekaniğinin” günümüzü ve yakın geleceğimizin; kişisel, toplumsal, ekonomik, kültürel, siyasal, bölgesel ve küresel etkilerini açıklayabileceği anlaşılıyor. Bu kitabın ana araştırma konusu ve amacı, “araç”ın (somut ve soyut medya); toplumsal, ekonomik, kültürel, siyasal, psikolojik, sosyolojik, sosyo-psikolojik, marka, iletişim, iktidar ilişkileri ve iktidar tekniklerine olan etkilerini betimlemek ve araştırmaktır. Araç-insan yakınsaması ile bir oluş süreci başlamıştır. İnsan süreç içerisinde kendisini norm yapıcıların doğrultusunda “yapay” bir ürüne dönüştürürken kendisinin tasarımı olan aracı da “yapay” bir insana dönüştürmek istemektedir. Bu oluşun ilk aşaması yakınsamadır. “Medya”, “pazarlama”, “ekonomi”, “siyasal iletişim”, “marka/pazarlama iletişimi”, “iş hayatı”, “uluslararası ilişkiler ve iletişim” ve “toplumun sahip olduğu paradigma” gibi kavram ve olgular hem dijital aracın sahip olduğu dijitalleşme, dijital kod, etkileşimlilik, katılımcılık, paylaşımcılık ve hesaplanabilirlilik gibi özelliklerine doğru değişmekte, gelişmekte ve dönüşmekte hem de bu kavramların tanımı değişmekte, gelişmekte ve dijital aracın özelliklerine doğru dönüşmektedir. Birinci bölümde; insanın, somut ve soyut aracın sahip olduğu mekân, sahne, pazaryeri, mecra ve medyalar ile yakınsaması ile edindiği alışkanlıklar sistemiyle “kimlik”, “benlik”, “imaj”, “izlenim” yönetimlerdeki değişim ve dönüşüm; aracın kişinin “genişletilmiş benliği”ne dönüşmesi; araç ile yaratılan “pan-optikon”a; kişinin baktığı şeye (araç/medya) dönüşürken aracında büyük veri ve veri bilimi ile insana dönüşme süreci anlatılmaktadır. İkinci bölümde; faydacılık, uyum ve normlar kuramları üzerinden somut ve soyut aracın sahip olduğu mekân, sahne, pazaryeri, mecra ve medyalarındaki normların “haz/mutluluk/ödül” ya da “acı/ceza” yönetimlerinin normları çerçevesinde düzenlediği; geçmiş ile günümüzün normlarının araç sayesinde hem yakınsaması hem de geçmişin normlarının bazılarının günümüz yaşam pratiklerinden düşmesi; günümüzün normlarının “normal” ve “anormalikler”i belirlediği; “statü”, “konum” ve”rol” kavramları ile “rolün dili”, “semboller” ve “değerler” arasındaki ilişkiler; toplumun bir arada kalmasını sağlayanın etkileşim olgusu olduğu; günümüz insanını bekleyen en büyük problemlerinden birinin de “atık” olma durumu ile karşı karşıya olduğu betimlenmektedir. Üçüncü bölümde retorik kavramının tarihsel süreci ile onun günümüzdeki yeni adlarından birinin marka iletişimi olduğu; markanın ayırıcı boyutlarının “ilişkisel” ve “imajsal” uygulamalar ile gerçekleştiği; güçlü bir marka inşa etmenin yollarının, somut ve soyut aracın sahip olduğu mekân, sahne, pazaryeri, mecra ve medyalardaki uygulamaları ile gerçekleştiği açıklanmaktadır. Dijital medya, aracın gücü ile etkileşimliliğe giren “kimlik”, “özne”, ve “benliklerde” bir güç istenci yaratmaktadır. Güç kavramının dört boyutu, a) kalıtsal ve kişisel güç, b) konumsal ve formal güç, c) etkileyebilme kapasitesi, d) hayalî/sahte güç kazanma çabaları, dördüncü bölümde açıklanmaktadır. Beşinci bölümde kişilerin somut ve soyut aracın sahip olduğu mekân, sahne, pazaryeri, mecra ve medyalara bağımlılığı ve bu bağımlılıkların pazarlama iletişimi yönetimlerine getirdiği fırsatlar açıklanmaktadır. Bilim insanı olma yolundaki bu uzun serüvende her zaman destek olan ve önerilerini, bilgilerini, yorumlarını, deneyimlerini ve kitaplarını esirgemeyen ve paylaşan, makale yazmak ve bilimsel bilgi üretme konusunda her zaman cesaret veren ve ders aldığım tüm hocalarıma çok teşekkür ederim. Ayrıca kitapta atıf yapılan tüm düşünürlere önümü aydınlattıkları için teşekkürü bir borç bilirim. Yaptığımız uzun diyolaglar ile birçok çıkarım yapmama vesile olan ve yüksek lisans ve doktora boyunca geçen bu uzun serüvende ihtiyacım olan kitapları almam için vaktini ve emeğini harcayan ağabeyim Ender Tan’a, desteklerini her zaman gösteren ve benimle gurur duyan canım anneme, rahmetli babama ve aileme de saygılarımı sunarım.