Dijital Dalgalar Cilt 1: Yakınsama’da dijital kodu, interneti, iletişim ağlarını, bilgi teknolojileri ve medyayı bütünleştiren “araç”ın (somut-akıllı mobil telefon ve soyut medya-sosyal medya); toplumsal, ekonomik, kültürel, siyasal, psikolojik, sosyolojik, sosyo-psikolojik, marka, iletişim, iktidar ilişkileri ve iktidar tekniklerine olan etkileri yakınsama (convergence) kavramı üzerinden açıklanmıştı. Yakınsama (convergence) kavramıyla araç-insan, normallik-anormallik, marka iletişimiretorik, güç istencinde gerçek-sahte kendilik ile pazarlama-dijital hastalıklar arasındaki açıklığın küçüldüğüne ve birbirleriyle kesişmeden yaklaştığına dikkat çekilmişti. Dijital Dalgalar Cilt 2: Dönüşüm’de bölüm yazarlarının metinlerinde öne çıkan kavram ise “dönüşüm”dür. Dönüşüm kavramı deyince ilk akla gelen Franz Kafka’nın Dönüşüm adlı eseridir. Franz Kafka’nın Dönüşüm adlı eseri, Gregor Samsa’nın sabah uykusundan bir böceğe dönüşerek uyanmasıyla başlamaktadır. Dönüşüm kavramı; dilbilim, antropoloji, felsefe, psikoloji, sosyoloji ve edebiyat bilimlerine göre olduğundan başka bir biçime girme, bir şeyin yapısındaki veya şeklindeki değişimler, transformasyon olarak açıklanmakta ve dönüşümde her geçiş bir düzene göre gerçekleşmektedir. Örneğin yumurtadan çıktıktan sonra tırtıl hâline gelen ve olgulaşınca koza ören tırtıl böceği, kozadan çıktığında kelebek olmaktadır. Tırtıl böceğinin dönüşüm süreci bir düzene göre gerçekleşmektedir. Charles Darwin’in biyolojik evrim teorisine göre de canlı tabiat bir dönüşüm sürecinde oluşmakta ve evrim teorisi türlerin yaratılmadığını, birbirlerinden çıkarak oluştuklarını vurgulamaktadır. “Tırtıl-Koza-Kelebek” dönüşümü ilişkisindeki temel unsurlar; a) her dönüşümün bir sistematik düzeni olduğu, b) her bir türün birbirlerinden çıktığı ve c) bu dönüşüm sürecin gerçekleşmesi için bir “olgunlaşma” aşamasına ihtiyaç olduğudur. Değişim, bir başka biçime girme, yapıda ve şekilde değişim ile transformasyon için bir zaman dilimine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu viii zaman dilimi “olgunlaşma” aşamasına gönderme yapmaktadır. Olgunlaşma aşaması eşsüremdir (Fr. Synchronique). Artsürem (Fr. Diachronique. Artzaman/diyakronik) kavramı bir olgu, söz, imge veya olayın kökeninden bugüne kadar olan tarihsel gelişimini; Eşsürem (Synchronique/eşzaman/senkronik) kavramı ise bir olgu, söz, imge veya olayın belli bir zaman dilimi içerisindeki (örneğin 1940-1960 dönemi gibi) gelişiminin incelenmesi olarak açıklanmaktadır. F. de Saussure, bilimin hep aynı durumda ve değişmeden kalan yönünü ilgilendiren her şeyi eşsürem, evrimlerle ilişkin her şeyi ise artsüremli olarak açıklamaktadır. TDK’ya göre evrim kavramı bir türün, ideolojilerin, toplumsal sistemlerinin, insanın, makinelerin ve yazılımların süreç içerisinde (olgunlaşma-zaman) birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme süreci olarak tanımlanmaktadır. “Yumurta-Tırtıl-Koza-Kelebek” süreci artsüremlidir ve evrimseldir. Toplumsal sistemler olan feodalizm-merkantalizm-kapitalizm de bir düzen içerisinde, birbirlerinden çıkarak ve birbirlerine eklemlenerek oluşmaktadır. Matbaa, telefon, telsiz, radyo, sinema, televizyon, bilgisayar ve akıllı mobil telefonun; gelişim, değişim ve dönüşüm süreci de birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişim sürecidir. Bu dönüşümler artsüremli bir kuram ve yöntem ile incelenmelidir. Dönüşümün bir sistematik düzeninin olduğu, her bir aracın birbirinden çıktığı ve bu sürecin gerçekleşmesi için “olgunlaşma” aşaması olduğu da görülmektedir. Olgunlaşma aşamaları ise eşsüremli bir kuram ve yöntem ile incelenmelidir. Dijital dalgalar sadece teknolojik araç, toplumsal sistem ve yapıları değil insanların davranışlarını da dönüştürmektedir. Örneğin Sigmund Freud’a göre bastırılan libido dönüşerek bedensel ve eylemsel olarak başka davranış kalıpları ile dile gelmektedir. Sosyal medya, teknolojik ağ, düğüm ve akışlar dizgesinde bir uzamdır ve birden fazla sahibi (iktidar ilişkileri) de vardır. Kişiler bu sahne ve pazaryerinde aynı gerçek dünyadaki gibi “tüketim ve gösteri toplumunu” yaşayabilmekte ve gerçekleştirebilmekte; aynı gerçek dünyadaki gibi ekonomik, simgesel, kültürel ve sosyal sermaye üretip konumlanabilmekte ve haz gereksinimleri doyurabilmekte hatta sanal da olsa bir güç elde edebilmektedir. ix Günümüzde kişiler dijital teknolojik sistemler ile etkileşim, paylaşım, katılım ve iş birliğine girmekte ve bu süreç var olan paradigmaların değişmesine ya da kaymasına yol açmaktadır. Dijital dalgaların getirdiği yeni paradigmaları, düşünürler; toplum 5.0, ağ toplumu, endüstri 4.0, küreselleşme (globalization), dijital kültür, dijital ekonomi, sürtünmesiz kapitalizm, dijital kapitalizm, dokunmatik toplum, dijital hastalıklar, dijital bağımlılık, yapay zekâ, robotlar, sibernetik, sanal gerçeklik, yeni ve dijital medya, kişiselleştirme, dijital ve sanal kimlikler, ölçümleme, hipermetinsellik, araç-insan etkileşimliliği (interactivity), aracısızlaşma (disintermediation), sosyal medya, dijital oyunlar, metaverse, akıllı binalar, nesnelerin interneti, dijital pazarlama, dijital reklamcılık, dijital diplomasi ve veri bilimi, stratejisi ve yönetimi gibi sözcüklerle kavramlaştırmaktadırlar. Dolayısıyla dijitalleşme, dijital teknoloji ve dijital araçlar; sosyal, kültürel, siyasal, simgesel ve ekonomik yaşamımızın her alanını etkilemektedir. Bölüm yazarları da Dijital Dalgalar ile gerçekleşen değişim ve dönüşümün; kültürel, siyasal, sosyal, simgesel, teknolojik ve ekonomik yapılarına olan etkilerini açıklamaktadır. Dr. Hakan Tan, “Kapitalizmin Tarihsel Süreci ve Dijital Medya Kapitalizmi” adlı bölümde, kapitalizmin tarihsel sürecini; “feodalizm”, “parsellenmiş uzamlar”, “merkantilizm”, “burjuva”, “kapitalist”, “klasik iktisat”, “liberalizm”, “neoliberalizm”, “metalaşma”, “sermaye” ve “para” gibi kavramların üzerinden açıklayarak kapitalizmin yeni yaratıcı yıkım fırtınası olan dijitalleşme teknolojisinin, “araç”a (somut ve soyut dijital medya) eklenmesiyle oluşan dijital medya kapitalizminin; sosyal, ekonomik, kültürel, siyasal, psikolojik, sosyolojik, sosyo-psikolojik, marka, iletişim, iktidar ilişkileri ve iktidar tekniklerine olan etkilerini betimlemekte ve araştırmaktadır.Dr. Hakan Tan, dijital kod ve dijitalleşmenin kapitalizmin yeni bir yaratıcı yıkıcı fırtınası olduğunu ve her yaratıcı yıkım fırtınası ve/veya toplumsal sisteme eklenen yeni bir kavram, olay ya da olguya kapitalizmin uyum sağlamakta, değişim ve dönüşüm göstermekte olduğunu belirtmektedir. Dr. Hakan Tan, dijital medya kapitalizmi ile karşı karşıya olduğumuzu açıklamaktadır. Dr. Hakan Tan’a göre feodal, merkantilist ve kapitalistler, merkezîleşmiş bir kamu otoritesini tarihsel olarak istememişlerdir. Tam tersine feodal, merkantilist ve kapitalist yönetimler, x parsellenmiş uzamlarda egemenliklerini sağlamanın, genişletmenin ve egemenliklerinin sürdürülebilir olmasının yollarını aramaktadırlar.Dr. Orkun Öngen, “Dijital Kamusal Alan Kavramının Sinema ve Tiyatro Sanatı Üzerine Etkileri” adlı bölümde, kamusal alan kavramına tarihsel bir perspektif çerçevesinde yaklaşıp antik uygarlıklardan başlayarak günümüze kadar geçen sürede kamusal olanın ne olduğunu tartışmaya açmakta ve üretim ilişkilerinin yarattığı toplumsal dönüşümün kamu ile kamusal olanı ne ölçüde etkilediğini, değiştirdiğini, tarihsel bir iz düşüm içerisinde kalitatif olarak analiz etmektedir. Dr. Orkun Öngen, internet devrimiyle birlikte modern insanın hayatına giren dijital medya platformlarının temel tanım ve faaliyetleri ile geleneksel kamusal alan kavramı günümüzde artık dijital bir kamusal alana doğru evrildiğini açıklamaktadır. Dr. Orkun Öngen’e göre Doğal olarak cemaat kavramı her ne kadar ancien regime’in bir göstereni olsa da var olan modern dünyanın dijital kamusal alanı içinde sürekli kendini baştan inşa eden, kendine yer açan bir olgu olarak varlığını sürdürmektedir. Dr. İsnur İnci Armutlu, “Dijital Çağda Markalaşma” adlı bölümde, markanın dönüşümünde önemli olan dijitalleşmenin unsurlarını; “Hipergerçeklik”, “Hiperbağlanabilirlik”, “Bilginin yayılımı”, “Virallik” ve “Akışkanlık” kavramları üzerinden açıklamakta ve Dr. İsnur İnci Armutlu’ya göre yeni dijital teknoloji, medya kanalları ve çevrimiçi tüketim kalıpları markalaşma sanatını ve bilimini etkilemekte ve dönüştürmektedir. Dr. İsnur İnci Armutlu, markalaşmanın yapısal formundaki bu yeni oluşumu, ağ sistemini, hedef kitle etkileşimlerini ve gelecekte markaların nasıl bir yapıda olacaklarını detaylı bir şekilde açıklamaktadır. Dr. İsnur İnci Armutlu’ya göre dijital çağda markalaşmanın en önemli unsurlarından biri, güçlü bir çevrimiçi varlığa sahip olmaktır ve güçlü bir çevrimiçi varlık, bir şirketin potansiyel müşterilerle güven inşa etmesine ve rekabette öne çıkmasına yardımcı olabilmektedir. Prof. Dr. Murat Kasımoğlu ve Dr. Server Sevil Akyürek, “İşletmelerin Rekabet Güçlerinin Geliştirilmesinde Dijital Dönüşümün Stratejik Yönetimi” adlı bölümde, KOBİ düzeyindeki şirketlerin, kârlılık, rekabet, sürdürülebilirlik, kurum-xi sallaşma ve büyüme gibi alanlarda daha sağlıklı bir şekilde gelişmesine yönelik olarak uygulamaların büyük önem taşıdığına vurgu yapmaktadır. Prof. Dr. Murat Kasımoğlu ve Dr. Server Sevil Akyürek’e göre değişen teknolojiler ve dijitalleşen yapısal süreçlerin yaygınlaşması nedeniyle şirket yapılarının da değişmesi gerekmektedir ve değişmeyi göze alamayan şirket ve kurumlar her şekilde piyasanın etkisi altında kalarak değişmek veya yok olma seçeneği ile karşı karşıya kalmaktadır. Dijital dönüşüm sürecinde önemli konu “dijirati” olmaktır! Dijirati olmak demek; şirketlerin üretim, satış, finans, tedarik vb. süreçlerinin yönetimini dijital teknolojiler ile yönetmesi ve bütün bu süreçlerinde bilişim teknolojilerini kullanması demektedir. Dr. Aysun Köktener, “Pandemi Sürecinde Küresel Hazır Gıda Firmalarının Sosyal Medya Pazarlaması ve Kurumsal İletişimin Dönüşümü” adlı bölümde, Covid-19 pandemi süreci içerisinde dijital kanalların öneminin artması ve sosyal medya ortamlarının interaktif bir etkileşim olanağı sağlamasından dolayı Instagram üzerinden kurumsal dilin değişimi ve etkileşim düzeyini incelemiştir. Araştırmada; Covid-19 pandemi sürecinde en yoğun tedbirlerin alındığı ve vaka ile ölüm sayılarının hızla yükselmeye başladığı Nisan 2020 ayı, başlangıç noktası olarak belirlenmiştir. Salgının yıllara yayılarak aynı periyotlarda vaka ve ölüm sayılarının artış göstermesi nedeniyle Nisan 2021 ve Nisan 2022 ayları da araştırma kapsamına alınarak kurumsal dilin dönüşümüyle bağlantılı olarak kurumsal iletişim stratejileri ve etkileşimin sürekliliği tespit edilmeye çalışılmıştır. Dr. Aysun Köktener’in yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, firmaların, salgın önlemlerini hatırlatıcı içeriklerle birlikte ürün tanıtımında dahi hashtag’lerle konunun önemini gündemde tuttukları ve takip ettikleri görülmektedir. Öte yandan firmalar, Covid-19 pazarlama stratejisi olarak oluşturdukları "pandemi ile mücadele"yi toplumsal dayanışma ve duyarlılığa ilişkin bir iletişim stratejisine dönüştürerek vermeyi tercih etmişlerdir. Pandemi sonrasında ise Covid-19 pandemisinde gösterilen hassasiyet, farkındalık yaratma, toplumsal dayanışma ve duyarlılığa ilişkin iletişim stratejisi oluşturma çabasından uzaklaşılmıştır. Arş. Gör. Ali Ceylan, “Dijital Medyada Tarih Alanında Yapılan Dezenformasyonlar” adlı bölüme göre, 20. yüzyıldan günümüze kadar olan süreçte teknolo-xii jinin hızlı gelişimi^, insanların hayatını birçok yönden olduğu gibi bilgiye ulaşma hususunda da oldukça kolaylaştırmıştır. Kolay ulaşılan bilginin doğru olup olmadığı ise teknolojinin ve dijitalleşmenin en önemli sorunlarından biri olarak önümüze çıkmaktadır. Dijital ortamlarda en çok bilgi aktarımı ve paylaşımının yapıldığı alanların başında tarih gelmektedir. Tarih ile ilgili paylaşımlar, dijital medya kullanıcıları tarafından ilgi görmesi nedeniyle söz konusu paylaşımların yayılması da çok hızlı olmaktadır. Çalışmanın amacı dijital medyada tarih konusunda yapılan dezenformasyonlardan bazılarını örnekleriyle açıklamaktır, demektedir. Dr. Duygu Uludağ ve Dr. Sefa Ceyhan’ın “Bankacılık Alanında Dijitalleşme İle İlgili Lisansüstü Tezlerin Bibliyometrik Analizi” adlı bölümüne göre, yeni teknolojiler, organizasyonların yapılaşmasını ve kültürel değişimi şekillendirmektedir ve dijitalleşmenin birçok alanda sağladığı pozitif yönlü etkiler bulunmaktadır. Dijitalleşme kavramı hem toplumsal hem de örgütsel olarak belirli faydalar sağlamaktadır. Özellikle işletmelerin ve kuruluşların rekabet avantajı elde etmesine destek olacak çeşitli avantajlar, dijitalleşme ile ortaya çıkmaktadır. Teknoloji ve insan sermayesi arasındaki dengenin doğru şekilde ilerletilmesi, gelecek dönem stratejileri açısından işletmelere yarar sağlamaktadır. Yeni teknolojilerle birlikte ortaya çıkan dijital çözümler, iş hayatının kolaylaştırılmasına ve çeşitli zorlukların üstesinden gelinmesine destek olmaktadır. Aynı zamanda evrenselliğin simgesi hâline gelen dijitalleşme olgusu, herkesin erişim hakkına sahip olması anlamına da gelmektedir. Dijital platformlara taşınan iş tanımları, işletmelere rekabet avantajı kazandırırken bir yandan da hızlı bir kalkınma ortamı hazırlamaktadır. Bu ortamın hazırlanması hem pratik hem de teorik anlamda olmalıdır. Arş. Gör. Çağla Özgen’in, “Dijitalleşen İş Dünyasında Yönetişim ve Sürdürülebilirlik Uygulamaları” adlı bölümüne göre, günümüzde rekabet dünyasında çok sayıda işletme yer alması sebebiyle işletmelerin hayatta kalabilmeleri ve rekabet üstünlüğü sağlayabilmeleri için çağın gerekliliklerini uygulamaları ve bunları doğru bir şekilde faaliyetlerine entegre etmeleri gerekmektedir. Ayrıca sürdürülebilirlik, işletmeler için artık bir sosyal sorumluluk gibi görünmemekte; faaliyetlerini gerçekleştirirken uymaları gereken bir kural niteliğini taşımaktadır. İşletmelerin, xiii sürdürülebilirlik faaliyetlerini gerçekleştirirken dijital teknolojilerden yararlanmaları iş hayatını kolaylaştırabilmektedir. Gülçin Külahlı, “Yeni Medya Teknolojilerinin Yarattığı Siber Uzamdaki Buluşmalar ile İfadelerin Dijitalleşmesi ve Azalan Gerçeklik Algısı” adlı bölümde sanal ortam iletişiminin etkilerini açıklamakta ve dijital dönüşüm, sanal ve çevrimiçi iletişimin gerçek dünyadaki iletişime olan etkilerini de ortaya koymaktır. Gülçin Külahlı çalışmasında hem tarihsel olgulara hem de teknolojik çalışmalara yer vermekte ve dijital ifadeler ve sanal ortam buluşmalarını incelemektedir. Gülçin Külahlı’ya göre dijital dönüşüm, sanal ve çevrimiçi iletişim ile birlikte gerçeklik algımızda değişmektedir. Arş. Gör. Talha Göktuğ Gönen ve Arş. Gör. Orhan Bulus’un, “Sosyal Medyada Bilgi Savaşları, Siber Güvenlik ve Sosyal Ağ Analizi” adlı bölümüne göre, sosyal ağ analizi, devletlerin ve güvenlik kuruluşlarının dijital sahalardaki faaliyetleri takip etme ve anlamlı sonuçlar elde etme konusundaki ihtiyaçlarını karşılamak için etkili bir yöntemdir. Günümüzde sosyal medya platformlarının kullanımı arttığından, sosyal ağ analizi, küresel haber akışının etkilerini ve haberlerin nasıl bir süreçte yayıldığını anlamak amacıyla önemli veriler sağlamaktadır. Sosyal ağ analizi, sosyal medya platformlarındaki etkinlikleri izlemek, propaganda ve kamuoyu oluşturma kampanyalarının dinamiklerini analiz etmek için kullanılabilmektedir. Ayrıca sosyal ağ analizi; devletlerin, tehditleri tanımlamak ve dezenformasyon faaliyetlerine karşı koymak için kritik bir araçtır. Dr. Hakan Tan ve Arş, Gör. Mümin Yavuzcan’ın, “Göstergebilim: Geleneksel ve Dijital Medyada Göstergebilimsel Çözümleme Örnekleri” adlı bölümüne göre insanlığın iletişimsel kültür tarihi incelendiğinde sözlü kültür çağından yazılı kültür çağına, yazılı kültür çağından matbaa kültürü çağına, matbaa kültürü çağından elektrik kültürü çağına geçen bir art sürem vardır. Günümüz ise dijital kültür çağı olarak açıklanmaktadır. Her kültürel çağ kendi imge, sembol ve göstergeleri ile anlamlar üretmektedir. Göstergebilim bu anlam (semantik) ve anlatım (sentaktik) yapılarını çözümlemektedir. Dijital medya yüz yüze iletişim karakteristik özellikleri olan etkileşim, katılım ve paylaşım özelliklerine sahiptir. Dijital medyada kişi ve markalar; simgesel, sosyal, kültürel ve ekonomik sermayeler üretebilmekte ve üretilen metaları dijital medya içerisindeki mübadele sistemi ve akışlar xiv dizgesinin içerisinde paylaşabilmektedir. Geleneksel medyada gerçekleşmeyen iletişim karakteristik özellikleri, dijital medyada gerçekleşmekte ve göstergebilim de bu dönüşümden etkilenmektedir. Dijital dönüşüm ile birlikte göstergebilimsel çözümleme de dönüşmek zorundadır. Dijital Dalgalar Cilt 2: Dönüşüm adlı eserin; bilmenin, bilimin ve araştırmanın peşinde koşan, yeniliği arayan, günceli yakalamak isteyen, akademik gelişimini sağlamak isteyen, dijitalleşme, dijital araçlar ile yeni ve sosyal medyaya farklı bir perspektiften bakmak isteyen tüm öğrenci, akademisyen ve okurlara faydalı olması temennilerimle… Yaptığımız uzun diyolaglar ile birçok çıkarım yapmama vesile olan ağabeyim Ender Tan’a, desteklerini her zaman gösteren ve benimle gurur duyan canım oğlum Çağatay Ege’ye, anneme, rahmetli babama ve aileme de saygılarımı sunarım