İnsanî var oluş, kendi dışında birtakım gerçeklik koşulları tarafından kuşatılmış durumdadır. Bu kuşatılmışlıkların orta yerinde insan, onlara karşı koyabilme yetisine sahip bir varlıktır. Bir başka deyişle o, yeni gerçeklikler üretebilme kabiliyetini haizdir. Etrafımızın, kabaca bir bakışla, insanın bu yönünün ürünleri ile kaplandığını görürüz. Belli koşulların ürünü olan bu yapılar, bir gerçeklik tasarımı içermekte ve kendi içerisinde bir nesnellik taşımaktadırlar. Söz konusu tasarıların başarısı ise, insan hayatını gerçeklik koşullarına uydurabilme ölçüsüyle doğru orantılı olacaktır. Zira gerçekliğin yadsındığı tasarılar/düşünceler üzerine kurulmuş insânî aktivite, geçekliğe ulaşmada ve insan hayatını ayakta tutmakta başarı sağlamayacaktır. İnsan, hangi çağda ve koşulda yaşarsa yaşasın, hem kendi dışında yer alan gerçekliği takdir edebilmek hem de koşulların şekillendirdiği biçimsel gerçekliklerin esiri olmamak için, bu dual olgunun farkında olmak zorundadır. Bunun için de sürekli bir hermonia/yorum çabası içerisinde bulunmalıdır. Kavrama yetisi analizinin buradaki asıl görevi, biçimsel sentetik birlik gerçekleştiğinde onu kendi bireysel şartları içinde bir bütünlük olarak kavramak ve bilginin farklı formlarının, saf kavrama yetisi kategorilerinin ve saf aklın ilkelerinin birbiri içine nasıl kök saldığını; onların karşılıklı etkileşimi ve karşılıklı ilişkisi içinde, gerçekliğin teorik yapısını nasıl belirlediğini göstermek olacaktır. Gerçeklik koşullarına insan hayatının uyumunu sağlayan dil, mitoloji, bilim ve sanat gibi bir diğer imgeler bütünü de dini imgelerdir. Bu imgeler, insanın içinde yaşamak ve çalışmak zorunda olduğu gerçekliğin bir vizyonunu barındırırlar. Böylece kendilerini gerçeklikle uzlaştırarak, insanlara onun bir resmini verirler. Başarılı bir dinde insan hayatını gerçeğe uydurmada bir başarı ölçütü var olagelmiştir. Çalışmada da gördüğümüz üzere insanlar, gerçeklikle tatminkâr bir uyumu, din yoluyla gerçekleştirebilirler. Ancak gözlemlerimiz, gerçekliğin resmini içeren bu imgelerin, homojen olmaktan oldukça uzak ve bir o kadar çeşitli olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, İslam dininin kurucu metninin imgeler setinin arkasında bulunan gerçekliği görme ve bunun Ḳur’ān’a yansımalarını husûsî bir yön ve bakış açısı ile analiz etme çabasıdır. Mevzu bahis yön, sözlü kültür ve yaşam biçiminin ürünü olan imgeler setinin sözel yanıdır. Bir sözün temel imge malzemesi ses olması hasebiyle de analiz, ses örnekliğinde gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla çalışma, bir imge malzemesi olarak sesin Ḳur’ān’daki hâllerinin sözcük düzleminde analizidir. Husûsî perspektif ise kavramların sistemler arasındaki farklılaşımını görmemizi sağlayan yöntemlerden biri olan semantik yöntemdir. Farklılıkları ortaya koymasının yanı sıra, dünya görüşünü tespit edip buna dair hakikatleri ortaya çıkarmayı asıl gaye edindiğinden o aslında bir ontoloji ve kültür bilimidir. Bir imge malzemesi olarak sesin kültürel yapılar içerisinde dokunuşu, ancak böyle bir yöntemin rehberliğinde yapılabilirdi. Buna göre iki bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde imge kavramının ve imgelem yetisinin mahiyeti, gerçeklik koşulları ile ilintisi vedinî imgelerin bunlarla ilişkide oynadığı rol ve Ḳur’ān’ın içerisinde tarih sahnesine çıktığı kültür tipinin imgelemi vb. konuların analizi yapılmıştır. İlk bölümde inşa edilen paradigma ile de bir imge malzemesi olarak ses ve hâllerinin, semantik yönteme göre tahlili yapılmış ve bir sonuca gidilmiştir. Çalışmayı hazırlarken eleştirileri, bilimsellik ve alan ayrımı vurgusu ile çalışmamı daha tutarlı ve bütünlüklü hale getirmemi sağlayan, engin birikimlerinden ve değerli fikirlerinden daima yararlandığım kıymetli danışman hocam Prof. Dr. Halis Albayrak’a teşekkürü borç bilirim. Yine katkılarını esirgemeyen kıymetli hocalarım Prof. Dr. Nahide Bozkurt’a, Prof. Dr. Mesut Okumuş’a; Prof. Dr. Mevlüt Erten ve Doç. Dr. Davut Şahin hocalarıma kıymetli katkılarından ötürü teşekkür ederim. Bu çalışma zor zamanlarda, şahsım açısından zor koşullarda yapıldı. Bu zor zamanlarda katkılarını gördüğüm Prof. Dr. Sönmez Kutlu, Prof. Dr. Ahmet Nedim Serinsu ve Prof. Dr. Mehmet Akif Koç hocalarıma; ayrıca kendileriyle bildiklerimi paylaşırken kendilerinden çok şey öğrendiğim öğrencilerime; kıymetli Burhan Uluışık’a ve onun şahsında tüm ODTÜ ve İlahiyat kütüphaneleri personeline, ailelerime ve üzerimde emeği olan herkese teşekkür ederim. Son olarak sevgili eşim ve biricik oğlum Talha’ya teşekkür ederim. Yaptığım ve yapmayı umduğum tüm çalışmaların, ona, yaratıcı bir kişilik geliştirmesi noktasında katkı sunmasını ve hayat yolculuğunda ışık olmasını dilerim.