Bizler, tarih boyunca savaşların eksik olmadığı bir coğrafyada yaşamaktayız. Belki de bu yüzden, tarih denilince aklımıza hemen savaşlar ya da savaşların tarihi gelmektedir. Aynı zamanda öğrendiğimiz/öğrettiğimiz tarih, genel olarak siyasî tarihtir. Oysaki tarih sadece savaşlar ve siyasî olandan ibaret değildir/olmamalıdır. Dönemin siyasetini, savaşların sebep, seyir ve sonuçlarını bile sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmek için dönemin kültür-medeniyetini ve ilgili kültürün şekillendirdiği insanların zihin dünyalarını bilmemiz gerekmektedir. Tarihi başka türlü, doğru öğrenme, yorumlama ve ondan ders çıkarma imkânımız oldukça zor görünmektedir. Her ne kadar son dönemlerde kültür-medeniyet ağırlıklı tarih çalışmaları artmaya başladıysa da bunun, nitelik ve nicelik bakımından istenilen seviyede olduğunu henüz söyleyemeyiz. Biraz da bu eksikliği dikkate alarak, İslam tarihinde önemli bir dönemi oluşturan Dört Halife devrini daha çok kültür-medeniyet boyutuyla ele almaya ve yorumlamaya çalıştık. Bu bağlamda dönemin siyaset kültürünü, din anlayışını, sosyal ve iktisadî hayatın temel yapısının yanı sıra, fetih politikasının beraberinde getirdiği kültürel hayatı bir bütün olarak sebepsonuç ilişkisi içerisinde değerlendirmeye çalıştık. Amacımız, ilk Müslüman nesil olan sahâbîlerin din ve dünyevî olanı nasıl algıladıkları, bu çerçevede neleri, niçin ve nasıl yaptıklarını sağlıklı bir şekilde anlamak ve nakletmektir. Kitabın hazırlanmasında emeği geçen aileme, hocalarıma ve öğrencilerime çok teşekkür ediyor, çalışmamızın hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan diliyorum