Arap belagat ilminin teorik bakımdan kurucusu sayılan Ebu Yakup Sekkâki, Harezm ve Doğu Belagat Ekolünün en önde gelen temsilcisi sayılmaktadır. Abdülkahir Cürcani’den sonra teorik ve kavramsal düzeyde belagat ilminin kurulması ve olgunlaşmasında en önemli yeri haiz âlim Sekkâki’dir. Sekkâki, Arap belagatinde çığır açmasıyla ünlenen ve Miftahu’l-Ulum adlı eseriyle -Arapça özelinde- dilsel varlığı külli ve kategorik bir şekilde betimleyebilen bir dilbilim âlimidir. O, mantık ve kelam ilmindeki teorik ve felsefi müktesebatını dil ilimlerine ve özellikle belagat ilmine dair yazdığı Miftahu’l-Ulum adlı eserine yansıtmıştır. Sekkâki, Miftahu’l-Ulum’da meani ve beyanın yer aldığı temel belagat konularının yanı sıra iştikak, sarf, nahiv, istidlal, şiir ve aruz gibi dil ilimlerine ve edebî ilimlere de yer vermiştir. O, bu dil ilimlerini farklı anlam ve iletişim düzeylerinin tamamını kapsayan ilmü’l-edeb üst başlığı altında tasnif ve telif etmiştir. Bu bağlamda Miftah, ilmü’l-edeb altında yer alan dil ilimlerinin tümel bir ifadesi sayılmalıdır. Eserin ilgi çekici yanı, onun dil ilimlerini tek bir eser içinde ve kuşatıcı bir şekilde inceleyebilmesi, konuları insicamlı bir şekilde sistematize etmesidir. Miftah, Sekkâki’nin ifadesiyle genel açıdan üç ana bölüme ayrılmıştır: Sarf, nahiv ve belagat (meani, beyan ve bunların ekiolan muhassinat). Bu bağlamda müellif, eserine belagat ilimlerine temel olacak şekilde gramer konularını işleyerek başlamıştır. Sekkâki, iştikak ilmini sarf ilmi altında incelemiştir. Ona göre sarf, cümle ve cümle yapılarından bağımsız olarak kelime yapılarını ve biçimlerini inceleyen bir ilimdir. Harflerden oluşan kelimelerin türetme yolları sarf ilmi açısından önem arz etmektedir. Sekkâki’ye göre sarfi anlam, kelimelerin oluştuğu harflerin diziminden ya da lafzından değil biçiminden ve yapısından açığa çıkar. Bu anlamda morfolojik yapı ve anlamların bilinmesindeki temel amaç, cümle bilgisini ifade eden nahiv ilmine bir hazırlık 12 Ebu Yakup Sekkâki'nin Gramer ve Belagat Anlayışıyapmaktır. Sekkâki nahvi, cümle yapılarının ve ögelerinin işlevsel anlamlarını veren bir ilim olarak izah etmektedir. Ona görenahiv ilminin temel işlevi de sarfla birlikte belagat ilimleri olan meani ve beyana hazırlayıcı olmasıdır. Arapça dil ilimleri tarihi açısından Miftah’ın en özgün kısmı ise belagat bölümü sayılmaktadır. Bununla birlikte eserin gramer ve belagat ağırlıklı olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Bu sebeple çalışmamız kapsam olarak Sekkâki’nin gramer ve belagat anlayışıyla sınırlandırılmıştır. Onun şiir, kafiye ve aruz ilimlerine dair görüşleri ise ayrı bir bölüm olarak bu çalışmada yer almamaktadır. Bu konularda ayrıca akademik çalışmalar yapılabilir. Sekkâki belagati, meani ve beyan şeklinde iki ana bölüme ayırmış ve muhassinat başlığı altında bedi kısmını bu iki bölüme ek olarak yazmıştır. Onun bu tasnifi, kavramsal ve yöntemsel içerikleri korunarak kendisinden sonra da kullanılagelen temel bir şablon olmuştur. Sekkâki’de belagat ile doğrudan ilişkili olması bakımından fesahat kavramı, meani ve beyan ilimleri kapsamında yer alan ve Arapça bağlamında sözlü edebî bir yetkinlikolarak görülmektedir. Ona göre fesahat, belagatin paralelinde muhataba duygu ve düşüncelerini etkili ve doğru bir şekilde ifade etmeyi sağlar. Bu bakımdan fesahat kavramı, sözdizimsel (meani) ve dolaylamalı anlatımlarda (beyan) dilsel ifade imkânısunar ve üst bir lafzi-anlamsal normu ifade eder. Meani kavramını belagatin bir konusu veya bölümü olarak sistemli bir şekilde ilk ele alan Sekkâki olmuştur. Miftahu’l-Ulum’da meani konuları haber ve talep olmak üzere iki ana kısma ayrılmıştır. Doğrulanması veya yalanlanması muhtemel cümleler haber başlığı altında, talep bildiren konular ise talep başlığı altında ele alınmıştır. Sekkâki, meani ilminde sözün fesahatiyle birlikte muktezayıhâle uygun oluşunu amaçlamıştır. Sekkâki, beyan ilmini anlamın farklı yollarla ifade edilmesi olarak tanımlamaktadır. Bu, teşbih, istiare, mecaz, kinaye gibi dolaylı anlatım biçimlerini ifade eder. Ona göre sözün en fasih biçimde ifadesi bağlama uygun olmakla birlikte bu estetik sanatları kullanmakla açığa çıkar. Bu şekilde Ön Söz 13 beyan ilmi, anlamın daha etkili veya daha incelikli olmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla beyan ilminin her bir konusu hakiki, mecazi, lügavi, örfi, akli, hayalî, vehmî gibi farklı anlam düzeylerinin birer ifadesi olarak okunmalıdır. Sekkâki, istidlal ilmini kullanarak beyan ilminde bir tür ikincil anlamlar teorisi oluşturmuş ve bunları teşbih, mecaz, istiare ve kinaye konularında uygulayarak göstermiştir. Sekkâki, bedi ilmini muhassinat kavramı ileifade etmiş ve onu meani ve beyan ilimlerinin bir eki olarak sunmuştur. Ona göre sözü estetik açıdan güzelleştiren ve üslubudaha beliğ hâle getiren sanatlar, anlamsal ve lafzi olarak ikiye ayrılmaktadır. Sekkâki bedi ilimleri içinde cinas, seci, tıbak, mukabele, tecahülüarif, medih, zem gibi konulara değinmiştir. Sekkâki, belagati, kategorik olarak beyan, meani ve muhassinat (bedi) olarak tasnif etmiştir. Bu tasnif daha sonraki asırlarda geliştirilerek çağdaş döneme kadar etkisini devam ettirmiştir. O, bu konu taksiminde mantık ilminden faydalanmıştır. Sekkâki, istidlal ilmini özellikle meani ilmiyle ilişkilendirerek sözdizimsel yapıların zihnî göstergelerini ve iltizamlarını açıklamıştır. O, böylece belagat önermelerine dayalı bir tür edebî/dilsel akıl yürütme modeli geliştirmiştir. Bu şablon ve taksimde klasik mantığın hem tasavvur hem de tasdik şeklindeki tasnifi etkili olmuştur. Belagat tarihinde Miftah’ın meani ve beyan bölümü kavram, tanım, yöntem ve tasnif bakımından en çok beğenilen ve takip edilen kısım olsa da zaman zaman Sekkâki’nin belagat tasavvuruna yönelik eleştiriler de yöneltilmiştir. Bu eleştiriler, klasik ve çağdaş dönemdeki bazı dil bilginleri tarafından dile getirilmiştir. Nitekim Kazvini, Sekkâki’nin beyan ilmi bağlamında bazı görüşlerini eleştirmiş ve kendi tercihlerini de belirtmiştir. Ayrıca, çağdaş dönemde Emin Huli, Şevki Dayf, Abdülaziz Atik gibi pek çok uzman da kavramsal, yöntemsel ve sistematik açıdan Sekkâki’ye eleştiriler yöneltmişlerdir. Bu eleştirilerden en göze çarpanı Sekkâki’nin belagati donuklaştırdığı iddiasıdır. Çalışmanın ilgili bölümlerinde bu eleştirilere, bunların gerekçe ve değerlendirmelerine değinilmiştir. Sekkâki i‘caz olgusunu dilsel bir zevkiselim 14 Ebu Yakup Sekkâki'nin Gramer ve Belagat Anlayışıdeneyimi olarak görmekte, Kur’an’daki i‘cazın da beliğ kimse tarafından sezilebilir ve ifade de edilebilir edebî bir meleke olarak açığa çıktığını belirtmektedir. Bu bağlamda o, i‘cazın nazımdançok dilsel ifadelerin belagat ölçütlerine göre idrak edilmesi ve uygulanmasında açığa çıkacağını belirtmektedir. Sekkâki’nin en önemli ve bilinen eseri olan Miftahu’l-Ulum’un belagat kısmının çevrilerek Türkçeye kazandırılmış olması mutluluk vericidir. Ülkemizde Sekkâki ile ilgili makale, tez ve kitap düzeyinde nitelikli çalışmalar yapılmıştır. Bununla birlikte onun gramer ve özellikle belagat anlayışını tümel bir şekilde ortayakoyan; Miftah’taki iştikak, sarf, nahiv, belagat, istidlal gibi dil ilimlerine disiplinler arası bir bakış açısıyla değinen, bu ilimler arasındaki ilişkilere işaret eden ve klasik ve çağdaş eleştirilere konu olduğu şekliyle Sekkâki’nin belagat ilmine etkisinin incelendiği yeni çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Elinizdeki bu eser, bahsedilen bu hedefleri gramer ve belagat ilimleri açısından gerçekleştirmeye yönelik olarak telif edilmiş olup her bir bölüm yazısı akademik/bilimsel eleştiri ve öneriye açıktır. Sekkâki ve Miftah, ilmü’l-edeb bağlamında dil ilimlerine getirmiş olduğu bütünlükçü perspektif ve belagat ilminde sağlamış olduğu teorik/sistematik açılımlar sebebiyle akademik olarak incelenmeyi hak eden bir âlim ve eseridir. Bu çalışmamızda, alanında uzman akademisyenlerin hazırladığı on bir yazı yer almaktadır. Bu bağlamda çalışma, Sekkâki’nin hayatı, eserleri, ilmî kişiliğine, sarf, nahiv bağlamında gramer anlayışına, belagat açısından onun fesahat, icaz, meani,beyan ve bedi anlayışına, belagat-mantık ilişkisine, klasik ve çağdaş dönemde Sekkâki’ye yöneltilen eleştirilere ve bunların değerlendirilmesine ayrıntılı olarak yer vermektedir. Yazım sürecinde bölümler iki hakem ve editör tarafından değerlendirilmiş ve gelen öneriler çalışmanın yetkinleşmesine katkıda bulunmuştur. Öncelikle bu çalışmaya bölüm yazmak suretiyle katkı sunan değerli bilim insanlarına ve hakemlik yapan değerli hocalarımıza,çalışmayı yayınlayan Fecr Yayınevine şükranlarımızı sunarız. BuÖn Söz 15 çalışma, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’ne “Klasik Arap Dil İlimleri (Sarf, Nahiv, Belagat) Açısından Ebu Yakup Sekkâki’nin(ö. 626/1229) Görüşlerinin İncelenmesi ve Değerlendirilmesi” başlığıyla sunulmuş, bilimsel araştırma projesi (Proje ID: 2451, Proje Kodu: SHD-2023-2451) olarak kabul edilmiş ve tamamlanmıştır. Projenin akademik bir yayın olarak basılmasına katkısağlayan Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’ne, AYBÜ BAP Ofisi ve çalışanlarına da ayrıca teşekkür ederiz.