Bugünlerde insanlık, küreselleşmenin sonuçlarını her zamankinden daha çok tecrübe etmeye başlamıştır. Bilgi ve iletişim teknolojileri alanında, hayal etmekte bile oldukça zorlanılan ve akılları baştan çıkaran gelişmeler yaşanmaktadır. Piyasaya sürülen yeni iletişim araçları, bilim ve teknolojinin ürünlerinin mümkün olan en kısa sürede insanlıkla paylaşılmasını kolaylaştırmıştır. İçinde bulunduğumuz yeni yüzyılda bireylerin yalnızca bilgiye ulaşmaları ile onu kullanmaları yeterince ayırt edici bir özellik olarak kabul edilmemeye başlanmıştır. Bunun yerine kamu veya sivil kurum ve kuruluşlar, var olan bilginin farkında olan, onun sınırlarını ve sınırlılıklarını iyi bilen ve bunların tamamını yeni bilgi üretmek için işe koşabilen bireyleri tercih etmeye başlamıştır.
Bu yeni tercih sebebi, söz konusu bireylerin yetiştirilme işini kolaylaştıran yöntem, yaklaşım ve araçlara doğru eğilimi teşvik etmektedir. Bu amaçla kullanılacak araçlardan biri, toplumda yaygın kullanıma sahip olan projeler olarak karşımıza çıkmaktadır. K-12 düzeyinden yükseköğretime, sivil toplum kuruluşlarından kamu kurumlarına kadar oldukça geniş bir topluluğun proje işiyle meşgul olduğu dikkati çekmektedir. Her ne kadar yükseköğretimde görev yapan akademik personel, proje yapma işini görev tanımlarıyla en azından yeterince ilişkilendirmese de akademinin araştırma, öğretim ve hizmet yani proje çalışmaları olmak üzere üç temel görev alanının bulunduğu iyi bilinmektedir. Projeler, K-12 düzeyinde kamunun hedefleri doğrultusunda ve bilim okuryazarı bir toplumun inşası için işe koşulmaktadır. Benzer şekilde, projelerin yapılması yükseköğretimde toplumun refahı ve sürdürülebilir kalkınma için nitelikli ürünler icra edilmesi amacıyla teşvik edilmektedir.
Bu önemli çıktılara rağmen, bir işin proje ölçütlerini sağlamasının ne demek olduğu hususundaki tartışmalar devam etmektedir. Bu sorunlar birlikte ele alındığında, yediden yetmiş yediye toplumu oluşturan tüm bireylerin söylevlerinde sıklıkla karşılaşılan, projeye dayalı öğrenme olarak öğretim süreçlerinde işe koşulan ve arama motorlarında en çok aranan kelimelerden biri olan proje tasarımının nasıl yapıldığı konusunda kolaylaştırıcı kaynaklara ihtiyaç vardır. Bu kaynaklarda proje işinin kavramsal yapısının ne olduğu ile kuralına uygun olarak nasıl yapılacağı açıklanır.
Bu eserin yazma süreci, lisans ve lisansüstü öğrencilere proje tasarımının öğretildiği bilimsel etkinliklerde yıllarca birlikte çalışan akademisyenlerin “Yaygın etkiyi nasıl sağlarız?” sorusundan hareketle başlattığı bir girişimin sonucunda gerçekleştirilmiştir. Bu açıdan her bir bölüm, takım üyeleri tarafından titiz bir şekilde yazılmıştır. Bu yazılarda ifade edilen hemen hemen her şey, bölüm yazarlarının kendi projelerini yaparlarken bizzat uyguladıkları eylem stratejilerinden oluşur.
Bu eserin, K-12 ve yükseköğretimde okuyan lisans ve lisansüstü öğrencileri ile araştırmacılar için katkı sağlayacağına inanıyoruz. Proje işinin değerini artırmak ve süreci biraz daha kolaylaştırmak için okuyucu dönütlerinin sonraki baskılar için çok değerli olduğunu düşünüyoruz. Bu kitabın ortaya çıkmasında takımda yer almayı kabul eden ve işlerini süresi içinde tamamlayan tüm meslektaşlarıma teşekkür ediyorum. Kitabın yayımlanmasında önemli katkılar sağlayan ve uluslararası yayın evi olarak kabul edilen Nobel Akademik Yayıncılığa da paydaşı olduğumuz diğer işlerde olduğu gibi yine teşekkür ediyoruz