Kur’an-ı Kerim’i tebliğ ve beyan eden Allah Rasûlü’nün söz ve fiilleri İslâm düşünce ve bilgi yapısında büyük rol oynamıştır. Hz. Peygamber, hadisleriyle sünnetinin öğrenilmesine ve öğrenilenlerin sonraki nesillere aktarılmasına ehemmiyyet vermiştir. Bu sebeple Hz. Peygamber’in vefatından sonra âlimler, İslâm’ın Kur’an’dan sonra ikinci kaynağı olarak kabul ettikleri hadisleri sonraki nesillere eksiksiz bir şekilde ulaştırabilmek için büyük bir fedakârlık ve hassasiyet örneği sergilemişlerdir. Bu fedakârlık neticesinde Allah Rasûlü’nün sünnetine sahip çıkılmış ve bu muazzam servet günümüze kadar intikal edebilmiştir. Günümüze ulaşabilen Hadis ilminin geçirdiği evreler hakkında bilgi sahibi olmak ve bu ilme ilişkin kaleme alınan eserleri tanımak için, muhaddislerin hayatlarının araştırılmasına, hadis tarihindeki yerlerinin tespit edilmesine ve hadis alanına yaptıkları katkıların ortaya konulmasına ihtiyaç vardır. Bu sahada yetişen bazı muhaddis âlimlerin önde gelenlerinin aynı aileden/soydan geldiği ve dolayısıyla yakın bir akrabalık ilişkisi içerisinde bulunduğu görülür. Bu anlamda ön plana çıkan önemli ailelerden birisi Kudâme ailesidir. Hanbelî-Selefî doktrinine sahip olan Kudâme ailesi, aslen Kudüs menşeli bir aile olup Eyyûbî ve Memlük asırlarında (VI/XII.-IX/XVI) birçok ilim adamı yetiştirerek İslâm ilim ve kültür tarihinde önemli bir rol oynamıştır. Hicrî VI. asırda Haçlı seferlerinden dolayı Kudüs’ten göç ederek Dımaşk’a yerleşen ve burada kendileriyle özdeşleşmiş bir ilim merkezi olan Sâlihiyye Mahallesi’ni inşâ eden bu aile, Hadis ilminde adından söz ettiren büyük muhaddisler yetiştirmiş ve Hanbelî mezhebinin Dımaşk’taki yegâne temsilcileri haline gelmişlerdir. Bu bilgilerden hareketle Kudâme ailesinin Hadis ilmi açısından çalışılmasının gerekli olduğu fikri bizde hâsıl olmuş ve bu çalışmaya karar verilmiştir. Araştırma bu ailenin İslâmî ilimlerde aktif rol oynadığı Eyyûbî ve Memlük asırlarına tekabül etmektedir. Dolayısıyla çalışma Hicrî VI.-IX. asırlar arasıyla sınırlıdır. Çalışmamız giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde, araştırmanın konusu, amacı ve metodu hakkında bilgi verildikten sonra Eyyûbî ve Memlük devletlerinin hüküm sürdüğü Hicrî VI.-IX. (XII-XVI) yüzyılları arasında Dımaşk’ın siyasî, sosyal, ilmî ve kültürel durumu ele alınmıştır. Birinci bölüm sosyal ve kültürel açıdan Kudâme ailesi ve Sâlihiyye Mahallesi hakkındadır. Burada Kudâme ailesinin nesebi, Dımaşk’a göç hadisesi, Dımaşk’ta inşâ ettikleri Sâlihiyye Mahallesi ve bu mahallede hadis eğitimi açısından önem arz eden çeşitli ilmî ve kültürel kurumlar hakkındaki bazı bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde Kudâme ailesinde yetişen hadisçiler ve bu âlimlerin hadis kültürüne katkıları ele alınmıştır. Bu bölümde ailede yetişen hadisçiler öncelikle kendi aralarında müellif muhaddisler, diğer muhaddisler ve kadın muhaddisler olmak üzere kategorize edilerek Hadis ilmindeki yerleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise Kudâme ailesinde yetişen bazı muhaddislerin hadis ve sünnet anlayışlarına yer verilmiştir. Bu bölümde haberler, mütevâtir ve âhâd haberlerin delil olma değeri, râvî ve rivâyetle ilgili bazı meseleler, cerh-ta’dil meseleleri ve râvîde aranan şartlar gibi hadis usûl ilmine ilişkin önemli meseleler ele alınmış ve ulaşılan tespit ve değerlendirmeler sonuç bölümünde arzedilmiştir. Elinizdeki bu eser, doktora tezi olarak ele aldığım çalışmanın gözden geçirilmiş ve yeniden düzenlenmiş halidir. Araştırmanın gerek bir doktora tezi olarak vücuda gelmesinde gerekse bir eser formuna kavuşarak okuyucuyla buluşmasında teşekkürü hak eden bazı isimleri burada zikretmeyi bir vazife addederim. Öncelikle tezin danışmanlığını üstlenerek tavsiye ve önerileriyle rehberlik eden muhterem hocam Dr. Öğr. Üyesi Arif Gezer’e en samimi teşekkürlerimi sunarım. Konunun tespiti sürecinde kıymetli fikirleriyle yol gösteren ve çalışmayı okuyarak değerli görüşlerini tarafıma ileten Doç. Dr. Ramazan Özmen ve Dr. Öğr. Üyesi Mazhar Tunç hocalarıma da bilhassa teşekkür ederim. Jürimizde bulunarak bizleri onurlandıran ve çalışmamızı okuyarak ufuk açıcı değerli fikirleriyle eksiklerimizi görmemize yardımcı olan saygıdeğer Prof. Dr. Mehmet Hayri Kırbaşoğlu hocamıza şükranlarımı sunarım. Tashih, tenkit ve teklifleriyle bana yardımcı olan ve çalışmayı okuyarak değerlendirme nezaketinde bulunan Doç. Dr. Bayram Kanarya, Doç. Dr. Hakan Hemşinli, Dr. Öğr. Üyesi Recep Emin Gül, Dr. Öğr. Üyesi Nagihan Emiroğlu ve Selim Kaval’a da teşekkür etmeyi bir vefa borcu olarak görüyorum. Ayrıca çalışmanın başından beri istişare mahiyetindeki faydalı görüşlerinden istifade ettiğim Prof. Dr. Bekir Kuzudişli ile Prof. Dr. Halit Özkan’a, kimi usûl metinlerindeki desteklerinden dolayı Dr. Öğr. Üyesi Faruk Kazan ile Doç. Dr. Haşim Özdaş’a ve eserin basılmasını üstlenen Fecr Yayınları’nın değerli çalışanlarına müteşekkirim. Son olarak çalışma esnasındaki sabır, hoşgörü ve destekleri sebebiyle sevgili aileme ayrıca teşekkür ediyorum.