Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’a hamdolsun. Salât ve selâm O’nun habibi, sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafâ’nın, onun aile bireylerinin ve ashâbının üzerine olsun. Fıkhın gayesinin anlaşılabilmesi, sosyal ve beşeri hayattaki misyonunun gerçekleşmesi ve müsellem kurallar dizgesi içindeki canlılığını ve dinamizmini sürdürmesi için fıkıh usûlü ilminin büyük önem arz ettiğini düşünüyorum. Bu sâikten hareketle bir süredir günümüze ulaşan en eski ve en kapsamlı fıkıh usûlü eserleri üzerinde incelemeler yaparak usûl ilminin fıkhî bilgi üretimindeki fonksiyonunu ve buna etki eden diğer faktörleri tespit etmeye çalışıyorum. Özelikle Cessâs (ö. 370/981), Bâkıllânî (ö.403/1013) ve Kādî Abdülcebbâr’ın (ö. 415/1025) eserleri ve onları etkileyen ilmî ve fikrî çevre üzerine yoğunlaştığımı söylemeliyim. Doktora ders döneminden beri Cessâs, Bâkıllânî ve Kādî Abdülcebbâr’ın eserleri üzerine yaptığım okumalar sonucunda ve literatürden elde ettğim bilgiler sayesinde, onların bilgi anlayışında ve fıkıh düşüncesinde kelâm ilminin başat rol oynadığını,sırf bu endişeden dolayı birtakım fıkıh ve usûl meselelerinde kendilerine özgü görüşlere sahip olduklarını fark ettim. İlk etapta onların, fıkıh usûlü ilmindeki icmâ, sünnet, sahabe kavli, zâhir-nas ve hakikat-mecaz gibi birçok konunun doğrudan ve dolaylı olarak ilişkili olduğu âmm lafızlarla ilgili görüşlerini fıkıh ve kelâm ilişkisi çerçevesinde çalıştım. Aynı zamanda doktora tezim olan bu çalışmadan sonra Cessâs, Bâkıllânî ve Kādî Abdülcebbâr’ın fıkıh, kelâm, tefsir ve hadis ilimlerinin ortak meselelerinden biri olan muhkem ve müteşâbih konusu hakkındaki görüşlerini, yine fıkıh ve kelâm ilişkisi içerisinde inceledim.Cessâs’ın mecazın varlığı ve mahiyeti hakkındaki görüşünü de başlı başına inceledikten sonra -bu sırada emir ve nehiy bahsini bir araştırmacının doktora tezi olarak çalışmaya başlaması nedeniyle- geriye mücmel ve mübeyyen konusu kalmıştı. Bu çalışma-8 Fıkıh Usûlü Edebiyatında Mücmel ve Mübeyyenda da Cessâs, Bâkıllânî ve Kādî Abdülcebbâr’ın mücmel ve mübeyyen bahsi hakkındaki görüşlerini inceleyeceğim. Böylece üç usûlcünün lafızlar bahsiyle ilgili görüşlerinin kelâm ve fıkıh usûlü ilişkisi içerisindeki mukayesesi de tamamlanmış olacaktır. Bu çalışmanın ortaya çıkmasında ve son şeklini almasında pek çok kişinin katkısı oldu. Öncelikle doktora ders dönemindenitibaren Cessâs’ın mücmel ve mübeyyen konusundaki yaklaşımını çalışmam hususunda teşvik eden, bu konunun orijinal ve teknik bir mesele olduğunu belirterek beni cesaretlendiren kıymetli hocam Prof. Dr. Hasan Hacak’a teşekkür ederim. Başta Prof. Dr. Kemal Yıldız olmak üzere akademik eğitimim süresince ilmî tecrübelerinden ve fikirlerinden istifade ettiğim hocalarıma şükranlarımı sunuyorum. Klasik usul üzere Arapça dersleri aldığım kıymetli hocalarıma dua ediyor, onları hayırla yâd ediyorum. Yine Kitabımı okuyarak görüşlerini benimle paylaşan Dr. Hikmet Şavluk’a, Dr. Yasin Akan’a ve Dr. Abdullah Erdem’e müteşekkirim. Son olarak, her daim bana moral verip motive eden, duasıyla ve tatlı sözleriyle manevi desteğini benden hiçbir zaman esirgemeyen sevgili anneme, dertlerimi paylaşan, can yoldaşlarım kardeşlerime teşekkür eder, rahmetli babam İlyas Çöklü için dua eder, dua beklerim. Rabbimden niyaz ederim ki bu kitap, ahiret sermayem olsun, Nice ilim erbabı istifade etsin, esintisiyle feyizyâb olsun, Dua ederken Yüce Rabb’e, bir de hatırlasın bu acizi, Hayatı ve gönlü hoş, ef‘âl ve ahlâkı cemîl, ruhu da iki cihanda mesrûr olsun.