Gazi Sultanlar’ın Türkçe yayınlanmasına hayli sevindim. Çeviriyi üstlendiği için Prof. Dr. Yahya Kemal Taştan’a içtenlikle teşekkür ederim. Ayrıca Türkçe çevirisini yayınlayan Ötüken Neşriyat’a da minnettar olduğumu söylemek isterim. Bu kitabı yazma fikri, 2002 yazında Delhi’de Bâbürnâme ve Heidegger’in Varlık ve Zaman kitaplarını okurken ortaya çıktı. Kitapta, zaman ve mekân üzerinden bireyler arasındaki bağlantıları göstermek istedim. Bu yaklaşım için özel bir kavram belirlemedim ama bugün “bağlantılı tarihler” olarak bilinen yönteme benzediğini söyleyebiliriz. Aradaki fark, Batı ile olan irtibatları değil, özellikle İslâm dünyası içindeki bağlantıları araştırmak istememdi. İkinci hedefim, kaynaklarla edebî açıdan bir ilişki kurmaktı. Kitap yayınlandıktan sonra birçok eleştirmen kitabın karşılaştırmalı yaklaşımı hakkında yorum yaptı. Argümanın diğer bazı yönlerinin de yararlı olabileceğini eklemek isterim. Örneğin:
1. Herhangi bir türdeki otobiyografik yazılarda, metnin yazarı (örneğin Bâbür) ile metindeki karakter (yine Bâbür) arasında ayrım yapmalıyız. Bu tür metinlerde sunulan “benlik” genellikle bir edebî karakterdir. Bu, karakterin tamamen kurgu olduğu anlamına gelmez. Yazarın metninde kendi icat ettiği karakterin rolünü oynaması çok olasıdır.
2. İnsan deneyiminde, zaman ve mekân çok öznel olabilir.
3. Metinler çoğu zaman gerçeği yanlış temsil edebilir, ancak bu yanlış temsiller tarihsel olarak önemlidir.
4. Tarihsel metinler hâlâ edebî yapılardır ve diğer metinlere atıflarının izini sürmek çok önemlidir.
5. Sözlü hikâyeler zamansız değildir. Kâğıda döküldükleri zaman ve yer hakkında bize anlatıda bahsettikleri zaman ve yer hakkından daha fazla bilgi verebilirler.
Argümanın diğer bazı yönlerinin de doğrudan “gaza” ile ilgili olmayan konular için faydalı olabileceğini eklemek isterim. Bunlar şunları içerir: 1. Onuncu yüzyılda Türklerin tasavvuf yoluyla Müslüman olmaları;
2. Nizâmî-i Arûzî Semerkandî’nin aksi açıklamalarına rağmen Gazneli Devleti ile Şâhnâme arasındaki ilişki;
3. Bâbür ve Timurlu mirası arasındaki çok sorunlu ilişki;
4. Erken Osmanlı İmparatorluğu’nda tarihçiliğin siyasi retoriği. Son olarak, kitabın eksikliklerine rağmen, Gazi Sultanlar’ın Türkçe versiyonunun, Orta Çağ’da İslâm dünyası tarihlerinin birbirine bağlılığı üzerine daha fazla çalışmaya ilham verebileceğini umuyorum.