Günümüzde, anne babalar ve büyük anne-babalar çocuklarını sürekli olarak “ne istediklerini” sorarak, onlara her an alternatifler sunarak, çocukların arzularını neredeyse bir kılavuz gibi takip etmektedirler. Bu durum, çocukların arzularının ihtiyaçlardan ayrılmasını zorlaştırmakta ve onları aşırı korumalı, her şeyin istedikleri şekilde olacağı bir dünyaya itmektedir. Çocukların haz duyma duygusunu erteleyebilme, hangi durumda neye öncelik vermeleri gerektiğini öğrenmeleri, gelişimleri açısından kritik bir gerekliliktir. Çocuklar, anne ve babalarının sürekli taleplerine göre hareket ettiklerinde, bencillik ve üstünlük duygusuna kapılabilirler. Kendilerini herkesten özel ve farklı hissettikleri bu durum, karşılaştıkları hayal kırıklıkları ile daha da derinleşebilir. Ancak, bir ebeveynin çocuğunun üzülmesini ya da incinmesini istememesi anlaşılabilir bir durumdur. Ancak, çocukların karşılaşacağı her zorluk için yumuşak bir zemine koymak, onları gerçek dünyadan uzak tutmak anlamına gelir ki bu, aslında onların sağlıklı bir şekilde gelişmelerine engel olur. Hata yapmak, başarısızlıkla yüzleşmek ve kayıplarla baş etmek, çocukların öğrenmesi gereken değerli süreçlerdir. Çocuklar, sorunları çözmeyi, hata yaparak, öğrenerek ve yeniden deneyerek keşfederler. Bu süreç sonunda, kendilerine güven kazanır, yetkinleşir ve kendi değerlerini daha iyi takdir ederler. Ebeveynler, çocukların bu becerileri geliştirebilmeleri için önemli bir rol oynar. Aynı şekilde, büyükanne ve büyükbabalar da çocukların gelişiminde önemli bir sorumluluğa sahiptir. Kitap, ebeveynlere ve büyükanne-büyükbabalara, çocukları korumanın, sevmenin, yol göstermenin, aşırı ilgilenmenin ya da onları her zaman korumanın, onların bağımsızlıklarını kazanma sürecini engelleyebileceğini hatırlatmaktadır. Aileler ve çocuklar, çoğu zaman uzmanlardan gelen tavsiyelerin gerçekte ne kadar uzak olduğunun farkına varabilirler. Bu kitap, çocuk büyütmeye dair “resmi” tavsiyelere karşı bir mesafe koymayı amaçlamaktadır.