Ahlâkî açıdan çoğu zaman erdemli bir davranışı ifade eden af sözcüğü, ceza hukuku açısından hemen her zaman netameli bir konu olagelmiştir. Hukuk tarihi boyunca af kadar tartışma konusu yapılmış pek az hukuk müessesesi vardır. Adalet sisteminde merhamet duygusuna yer vermek gerekir mi? Topluma, bireylere ve insanî değerlere karşı acımasızca suç işleyenler affedilerek cezadan kurtulurlarsa toplumsal barış ve huzuru korumak mümkün olur mu? Her suç affedilebilir mi, affedilmeyecek suç var mıdır? Bireylere karşı işlenen suçları devletin affetmesi, suç ve ceza siyaseti açısından isabetli midir? Başka bir ifade ile şahıslara karşı işlenen suçlarda af yetkisi mağdur ve yakınlarında mı olmalı, devlette mi? İşte bu ve benzeri hususlar hukuk tarihi boyunca af konusunun tartışıla gelen temel problemleri olmuştur. Diğer birçok hukuk konusunun aksine, günümüzde affın bu problemleri üzerindeki tartışmalar daha da yoğunlaşmış, görüşayrılıkları daha da derinleşmiş gözükmektedir. Bunun nedeni ise, temelde bir ahlâk olgusu olan affa, ceza hukuku içerisinde yer verildiğinde, bunun çoğu zaman ne tür sosyal ve hukukî sonuçlar doğuracağının önceden kestirilememesidir. Zira af, sosyo-ekonomik nedenlerle istismara açık bir konudur. Bu husus özellikle beşerî hukuk sistemleri için tam bir çıkmaz olmuştur. Bu açıdan ceza hukukunda affa yer vermenin gerekli olup olmadığı hususu, günümüz hukukunda hâlâ çok önemli bir tartışma konusudur. Bundandır ki af müessesesinin kanunlarda nasıl düzenlenmesi gerektiğine dair ne tarihte ne de günümüzde bir konsensüs sağlanabilmiş değildir. Beşerî hukukçular arasında geçmişte olduğu gibi, günümüzde de affa karşı çıkanlar vardır. Bunların çoğunluğu sadece adî suçluların affına karşı çıkarken; bir kısmısiyasî suçlu adî suçlu ayrımı yapmadan affa tümüyle karşı çıkmaktadır. Bununla beraber farklı düzeylerde çekinceleri olmakla beraber, günümüz hukukçuları arasında suç ayrımı yapmadan ceza sisteminde affa yer verilmesi gerektiği görüşü hâlâ ağırlıktadır. Ancak adî suçluların devlet tarafından affı, ülkemizde gittikçe artan bir dozda eleştirilmeye başlanmıştır. İslâm hukukuna gelince, nasslarda özellikle kısas ve diyet cezalarının affı teşvik edildiğinden, İslâm hukukçuları arasında, bu suçların mağdur ve velileri tarafından affedilebileceği hususunda bir ihtilaf yoktur. Başka bir ifade ile; İslâm hukukunda, günümüz hukukundaki gibi affın gerekli olup olmadığı ya da kanunlarda ne şekilde düzenlenmesi gerektiğine dair bir tartışma yoktur. Çünkü prensip olarak hangi suçların affa konu olabileceği, hangilerinin olamayacağı ve kimlerin af hak ve yetkisine sahip olduğu bellidir. Bu açıdan, fıkıh literatürümüzde af konusu çok önemsenmiş ve geniş bir af hukuku doğmuştur. Günümüzde affa şiddetle karşı çıkan bir kesim bulunmakla beraber, çağdaş dünya devletlerinin neredeyse tümü ceza kanunlarında affa yer vermeye devam etmektedirler. Fakat İslâm hukuk ile günümüz hukukunun af konusuna yaklaşımı çok farklı olduğundan, iki hukukun af anlayışının bilinmesi ve çeşitli açılardan mukayese edilmesi gereği bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bizi konuyu çalışmaya iten temel saik de, ülkemizde çıkarılan af kanunlarına yöneltilen eleştiriler, ortaya çıkan kamuoyu tepkileri ve affın doğurduğu olumsuz sonuçlardır. Çıkarılan af kanunlarının, toplumun adalete olan güvenini nasıl sarstığını ve her seferinde nasıl bir toplumsal travmaya neden olduğunu yaşayarak bilmekteyiz. Afla ilgili problemlerin bir kısmının af yetkisinin yanlış ve yersiz kullanılmasından kaynaklandığı açık olmakla beraber; esas problemin günümüz hukukun af anlayışından kaynaklandığı kanaati gittikçe güçlenmektedir. Biz, toplumun adalete olan güvenini sarsmadan, af olgusunun toplumsal barışa katkı sağlayan ve adalet idesine hizmet eden bir müessese haline getirmenin mümkün olduğu inancındayız. Bu çalışmanın bir amacı da, İslâm hukukunun Sahip Beroje 13 afla ilgili problemleri çözmede ne tür bir af anlayışını benimsediğini ortaya koymak, günümüz hukukunun af yaklaşımından kaynaklanan problemlere ne tür çözümler sunabildiğini göstermektir. Bu çalışmada, iki hukuk sisteminin af anlayışını temel esaslarıyla ortaya koyduktan sonra, farklı açılardan mukayese etmeye çalışacağız. Bunun yanında, özellikle ülkemizde cezaların affı ile ilgili çıkarılan kanunlara toplumdan yükselen tepkiler ve yöneltilen eleştirileri, hukuk biliminin kaynakları açısından da değerlendireceğiz. Toplumun dinî ve kültürel değerleri, hukuk telakkisi ve tabiî hukuk teorisi açılarından bakıldığında bu tepki ve eleştirilerin ne tür bir af anlayışını işaret ettiğini irdelemeye çalışacağız. Burada öncelikle çalışmam boyunca teşvikleri ile beni motive eden, müsveddeleri bilgisayara yazan, düzeltmelerde yardımcıolan eşime; çalışmanın son aşamasında çıktıları okuyup eleştiri ve katkı sunan değerli arkadaşlarım Doç. Dr. M. Salih ARI’ya, Doç Dr. Hüseyin HANSU’ya, Yard. Doç. Dr. Mehmet KESKİN’e, öğrencilerim ve dostlarım Mustafa GÜNERİGÖK’e ve Sedat ERDOĞAN’a ve eseri yayınlayan FECR yayınlarına teşekkür etmeyi bir kadirşinaslık olarak görüyorum