Uzun süredir ilgim, “İslam’ın İnsan Tasavvuru”nu8 iyice anlama, ruh ve beden sağlığına sahip şahsiyetleri oluşturan başlıca etkenleri bilerek İslam’ın bakış açısını kavrama, bozulma nedenlerini, sapma ve psikolojik hastalık sebeplerini bilme, davranışları düzeltme ve psikoterapi için sağlam metodlarıbulma, insanın mutluluk ve mutsuzluğunun nedenlerini bilme, mutlu, doyuma ulaşmış, güven içinde bir hayat yaşayabilmede insan için en güzel hayat tarzını bulmak amacıyla, Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Nebevî’deki psikolojik kavramları incelemeye yönelmişti. Bu bilgi, benim görüşüme göre, insan şahsiyetini iyi bir şekilde anlayabilmemiz için zorunludur. Bu sayede insanın bozulma, mutsuzluk ve ruhî/psikolojik hastalıklarının sebeplerini bilir; onu yönlendirme, düzeltme ve iyileştirmeye muktedir oluruz. Bu bilgi bize, modern psikolojinin insan ve onun ruhî hayatı konusunda ulaşmış olduğu verilere başvurma, bunun “İslam’ın İnsan Tasavvuru”yla örtüşen/uyuşan ve çelişen yönlerini, İslam kültürümüzün psikolojik hayat hususunda bizi ulaştırdığı gerçekleri bilmemize imkan verecektir. Şimdilerde arap ve Müslüman üniversitelerinde okutulan psikoloji (anlayışı) kesinlikle Batı’dan alınmıştır. İnsanın tanıtımında, yapılan araştırmalar sonunda gerçek diye ortaya konan neticeler çoğunlukla, Müslüman olmayan batı toplumlarına dayanmaktadır. Bu yüzden, insan hakkındaki tasavvuru, hayat hakkındaki felsefesi, kültürü, ölçüleri ve değer yargıları kendine özgüdür. 8 (Tasavvuru’l-İslamiyyi li’l-İnsan) Kur’an ve Sünnet ışığında, yakalanması tasarlanan insan tipi amaçlanmaktadır. (Işık) Batının insan tasavvuru, insanın hayata gönderilişi ve hayatın amacı, insanı bu noktaya götüren kültür, ölçüler, değer yargıları ve hayat felsefesi gibi batı insanının kafasındaki şeylerin çoğunlukla incelenen konuların, şüphe yok ki bu etkenlerin, bu toplumlarda yapılan psikolojik araştırmaların yönlendirilmesinde büyük etkisi vardır. Mesela, Sigmund Freud (1938)’un psikolojik hastalıkların sebeplerini araştırmasındaki özeninin dönüp dolaşıp cinsellik içgüdüsüne dayanması, çoğunlukla onun yaşadığı çağın kültürüyle; yaşadığı toplumun cinselliğe kötü bir nazarla bakması, “erdemli insanın karşıkoyması gereken çirkin ve kötü bir iş” olarak görülmesiyle ilgilidir. Bu durum, Freud’un aşırı derecede cinselliğe ilgi göstermesini sağladı; bu yüzden psikolojik hastalıkların cinsellik içgüdüsünün engellenmesinden kaynaklandığını açıkladı. Yine, çağdaş Amerikan kültürünün başarılı iş yapma konusunda yükselişi, üstünlük, başarılı olma ve rekâbette güçlü görülmesi, Amerikan toplumunda çözüme götüren nedenler çerçevesinde, yükselme arzusu ve rekabet konularında birçok araştırma yapılmasına neden olduğu da görülen şeylerdendir. Yine, ruhî/dinî yönelişlere özen göstermekten uzaklaşan, hayatta maddî yönelişlerin baskın olduğu batı toplumlarında görülen, psikolojik araştırmaların maddî, biyolojik ve insan davranışları yönünden sosyal yönlerle ilgili konulara yöneldiği; ruhî yönler ve davranışlar üzerindeki etkisinin araştırılmasından uzak kalındığı görülmektedir. Yine, modern psikoloji bilginlerinin, hayat felsefelerine hakim olan maddî yönelişe paralel yürüdüğü; din, iman ve ruhî yönlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisini ihmal ettikleri; ruh sağlığının belirtilerini araştırmada ilgilerini ferdin sosyal ilişkilerden yararlanma ve maddî/dünyevî ihtiyaçlarına doyum sağlama gücü, işinde ve evlilik hayatındaki başarısı gibi günlük pratik hayatın birçok işinde yeterlilik ve etkinliğe yoğunlaştırmaları gözlenmektedir. Aynı şekilde bunların, hayattaki maddî felsefelerine uygun hareket ederek, psikoterapideki çeşitli metodlar içinde yer alan dinî motifleri kullanmayı, psikolojik hastaların iyileştirilmesini sağlamakta önemsemedikleri görülmektedir. Bu verdiğim birkaç misalden sonra, Müslüman olmayan batı toplumlarında gelişen modern psikoloji ilminin bazı kavramlarının “İslam’ın İnsan Tasavvuru”yla örtüşmediği açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden bizim bu kavramların birçoğunu gözden geçirmeye, “İslam’ın İnsan Tasavvuru” ışığında tartışmaya, İslamî kavramlarımızla uyuşması veya en azından çelişmemesi için bazı değişiklikler ve düzeltmeler yapmaya ihtiyacımız vardır. “İslam’ın İnsan Tasavvuru”nu, kendilerinden yararlanarak doğru bir şekilde çıkarıp ortaya koyabileceğimiz esaslı iki kaynak, Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Nebevî’dir. Bu iki kaynakta bulunan psikolojik kavramlar ve insanın psikolojik tabiatıyla ilgili hususları, “İslam’ın İnsan Tasavvuru”nu oluşturmak umuduyla, dikkatle inceledim. Bu tasavvur esas alınırsa, psikolojide yeni araştırmalara hareket noktası teşkil eder. Bu şekilde bir dizi araştırma yapıp sonuçta psikolojide yeni bir ekol oluşturmak ve adını “Psikolojide İslamî Ekol” koymak mümkün olur. 1982 yılında, Kur’an-ı Kerim’de geçen psikolojik kavramları ele alan, “el-Kur’anu ve İlmu’n Nefs” (Kur’an ve Psikoloji) adlı kitabımın birinci baskısı çıktı.9 O günden beri Hadis-i Nebevî’deki psikolojik kavramları inceledim. Bunun sonucu, elinizdeki bu kitabın, “el-Hadisu’n-Nebevî ve İlmu’n-Nefs” (Hadis-i Nebevî ve Psikoloji)nin hazırlanması oldu. Bu kitap, önceki kitap “el-Kur’an’u ve İlmu’n-Nefs”in tamamlayıcısı/devamı sayılır; ikisi birlikte bize “İslam’ın İnsan Tasavvuru” hakkında doğru bilgi vermektedir. 9 Yazarın bu eseri, Fecr Yayınları tarafından, Dr. Hayatî Aydın tercümesiyle, “Kur’an ve Psikoloji” adıyla, (Kasım 1998, Ankara) yayınlanmıştır. (Işık) Bu kitap, insan davranışlarıyla ilgili Hadis-i Nebevî’de geçen, “davranış güdüleri, duygu ve heyecanlar, algılama, düşünme, gelişme, kişilik, ruh sağlığı, psikoterapi” gibi çeşitli yönleri sunar. Hadislerde geçen şeylerle bu konular ve psikoloji ilminin söyledikleri arasında, mümkün olduğu kadar mukayese yapılmıştır. Hadislerin araştırılmasında, tanınmış ana hadis kitaplarından yararlandım. Bunlar: Sahih-i Buharî, Sahih-i Müslim, sünenlerden Ebû Davud, Tirmizî, Nesâî, İbnu Mâce, Darimî ve Ahmed b. Hanbel’in Müsned’idir. Hadisi bu kaynakların birinden, doğrudan aldığım zaman kaynağın ismini, cild ve sayfasını,10 varsa hadis numarasını yazdım. Eğer hadis Buharî ve Müslim’in her ikisinde de geçiyorsa (müttefeku’n aleyh) “Şeyhayn” dedim.11 Hadislerin araştırılmasında ayrıca şu kaynaklardan da faydalandım: 1-Ebû Zekeriyya, Muhyiddin Yahya en-Nevevî’nin12Riyazu’s-Salihîn Min Kelami Seyyidi’l-Murselîn adlı eserinin Dr. Mustafa Said el-Hın ve arkadaşları tarafından şerhedilmişhali olan “Nüzhetu’l-Müttekin Şerhu Riyazi’s-Salihîn Min Kelami Seyyidi’l-Murselîn”, Müesssesetu’r-Risale, 7. Baskı, Beyrut, 1985. Kitabı “en-Nevevî” diye kaynak gösterdim. 2-İbnu’d Debiğ eş-Şeybanî diye tanınan Abdurrahman b. Ali; Teysiru’l-Vusûl ilâ Camii’l-Usûl min Hadisi’r-Rasûl, Daru’l-Ma’rife, Beyrut, 1977; Eseri, “eş-Şeybanî” adıyla kaynak gösterdim. 10 Sayfa numarası konusunda yazara katılamıyoruz; çünkü tercümemiz sırasında ciltten sonra çok defa sayfa numaraları verilmeden hadis numarasına geçildiğini gördük. (Işık) 11 Biz, Buharî ve Müslim şeklinde, ayrı ayrı yazdık. (Işık) 12 Nevevî’nin bu eseri, ülkemizde, Diyanet İşleri Başkanlık Yayınları arasında, şerhsiz haliyle tercüme edilerek “Riyazu’s-Salihîn Tercümesi” adıyla, üç cild olarak yayınlanmış, birkaç baskısı yapılmıştır. (Işık) 3-eş-Şeyh Mansur Ali Nâsıf, et-Tâcu’l-Camii Li’l-Usûl Fi Ehadisi’r-Rasûl (s.a.s.), 4. Baskı, Daru’l-Fikr, Kahire, 1975; Eseri, “Nâsıf” diye gösterdim.134-el-Hafız Münzirî, Muhtasaru Sahih’i-Müslim, Thk: M. Nasıruddin Elbanî, ed-Daru’l-Kuveytiyye li’t-Tıbaati ve’n-Neşr ve’t-Tevzî, Kuveyt, 1969. Eseri, el-Münzirî diye gösterdim. 5-A. J. Wensınck, el-Mu’cemu’l-Müfehres Li Elfâzı’lHadisi’n-Nebevî, Mektebet’u-Brıll, Leiden, 1936; Esere, “Wensınck” adıyla işaret ettim.14Son olarak, “Hadisler ışığında İslam’ın insan tasavvuru”na, mümkün olduğu kadar, doğru bir şekil vermeye çalıştığımı umuyorum. Eğer başardıysam, Allah’ın izniyle, iki sevap alacağım; eğer şaşırdıysam, çalışma ücreti olarak bir sevap alacağım.15 Ben, bu kitabı kendine yaklaşmama vesile kılması için, Yüce Allah’a dua ediyorum. O duaları işiten ve kabul edendir. Başarı Allah’tandır.