İlk dönemlerden başlayarak günümüze kadar intikal eden hadis ilmi fıkıh usûlü, fıkıh, tefsir ve kelam ilimleri gibi birçok disiplinin müracaat ettiği bir kaynak niteliği taşımıştır. Tarihi seyir içerisinde mezkûr her bir disiplin, hadise bakış açısını yansıtan bir yaklaşım ortaya koymuştur. Kavramsal mahiyet, haberlerin kaynak değeri ve hadis metodolojisinin bu ilimlertarafından nasıl değerlendirildiğini tespit ve tahlil etmek, üzerinde durulması gereken bir husustur. Günümüzde inter disipliner ve mukareneli çalışmaların yapılması, hadis ilminin diğer ilim dalları ile metodolojik açıdan benzerlik ve farklılıklarının ortaya konulması, bu ilim dallarının karşılıklı tecrübe ve birikimlerinin paylaşılmasını netice verecektir. Hadis ve sünnet ile yakından ilgilenen ilimlerden biri de naklî delilleri aklî argümanlarla destekleme arayışında olan, ahkâmın tespit edilmesinde tabi olunacak ilke ve prensipleri belirleyen ve bir anlamda hadisin hayat ile ilişkisini kurmaya çalışan fıkıh usûlü ilmidir.Usûl, tefsir, kelam, mantık, filoloji ve felsefe gibi birçok alanda yetkinliğe sahip olan ve bu alanlarda birçok eser telif eden alimlerden biri, mütekaddimûn ve müteahhirûnun kesişim çağında bulunan Fahreddîn er-Râzî’dir. Râzî’nin fıkıh usûlüne dair el-Mahsûl isimli eseri, başta Mu’tezilî alim Ebu’lHüseyin el-Basrî’nin (ö. 436/1044) el-Mu’temed ve Gazzâlî’nin (ö. 505/1111) el-Mustasfâ adlı eserleri olmak üzere önceki bazı alimlerin çalışmalarından yararlanılarak kaleme alınan ve sonraki kuşakları da etkileyen önemli bir eserdir. Eş’arî-Şafiî doktrinine sahip olduğu bilinen Râzî, Mu’tezile, Şîa ve Hariciler gibi farklı mezhep ve ekollerin yaklaşım ve delillerine sıklıkla yer vermiş, bu iddia ve yaklaşımları kendi perspektifinden tartışmış ve neticede hadis usûlüne ilişkin bir metodoloji ortaya koymuştur. Çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Girişte Ebû Hanîfe, İmam Şafiî, Gazzâlî, Mu’tezile, Şîa, kelamcılar, felsefeciler ve filologlar ile yapılan polemikler ele alınmıştır. Birinci bölümde sünnet ve haberin kaynak değeri başta olmak üzere mütevâtir ve ahâd haberin bilgi değeri ve bağlayıcılığı konuları işlenmiştir. İkinci bölümde ise râvî ve rivayetlerle ilgili bazı meseleler tartışılmış ve ulaşılan tespit ve değerlendirmeler sonuç bölümünde arzedilmiştir.Çalışmamın nihayete erdirilmesine muvaffak kıldığı için Allah’a hamdetmeyi bir kulluk vazifesi addediyorum. Tashîh, tenkît ve teklifleriyle bana yardımcı olan, kıymetli zamanlarını ayırıp çalışmamızı okuma ve değerlendirme nezaketinde bulunan başta Prof. Dr. Mehmet Bilen olmak üzere Prof. Dr. H. Musa Bağcı, Prof. Dr. Hüseyin Hansu, Prof. Dr. Ahmet Keleş, Doç. Dr. Ramazan Özmen, Dr. Öğr. Üyesi Rıdvan Kalaç ve Öğr. Gör. Dr. Yasser Ali Mohamed Ali’ye teşekkür etmeyi bir vefa borcu olarak görüyorum. Son olarak çalışma esnasındaki sabır, hoşgörü ve desteği sebebi ile eşime ve çocuklarıma ayrıca teşekkür ediyorum.Gayret bizden, tevfîk Allah’tandır.