Kara gecede, 15 Temmuz’da öğrendik ki bu hain darbe teşebbüsü ve ihanetçi şebeke ülkemizin tüm kurumlarını hedef almıştı. Meclisimiz, emniyet müdürlüğü ve ordu karargahları, köprüler ama aziz milletimiz her bakımdan gayrı meşru bu darbe girişimine karşı egemenlik hakkına sahip çıkmıştır. Tanklara, savaş uçaklarına, helikoptere karşı göğsünü siper eden halkımız, bu girişimi püskürtmüş ve hain kalkışmayı akamete uğratmıştır. Halkımızın iradesi tankların gücünü yenmiş ve büyük bir zaferle sonuçlanmıştır. Yaşadığımız bu acı tecrübe tarihimizde bir ilktir. Bu vatan toprakları hiçbir zaman hiçbir dönem kolay kazanılmadı. Ne Çanakkale’de ne Kurtuluş Savaşı’nda ne de 15 Temmuz’da…Çanakkale’de düşman belliydi, karşındaydı… Yüreğine ve bilek gücüne güvenenlerin savaşıydı. Ama 15 Temmuz öyle mi? İçimizdeki hainlere karşı sadece yüreğine, inancına, iman gücüne güvenenlerin savaşıydı bu. 15 Temmuz! Asırlar geçse de unutulmayacak, karanlık ve puslu bir geceydi, mazisi kahramanlık destanlarıyla dolu şanlı bir milletin kader gecesi. Tarih boyunca düşmanın her türlüsüyle karşılaştı bu millet; zira çoğunlukla kendinden olmayan düşmanlarla savaştı. Dışarıdaki düşmanını bilir ve tanırsın ama bu gece bir başka geceydi, ilk defa canımızı vatanımızı bütün mukaddesatımızı teslim ettiğimiz insanların, namluları vardı karşımızda… Peygamber ocağı dediğimiz, gözlerimizden sakındığımız yavrularımızı gururla yolladığımız ülkemizin göz bebeği konumundaki bir kurumun arasına sızmış, vicdanını ve insanlığını yitirmiş, kafası uyuşmuş bir güruhtu bu kez karşımızda olan…FETÖ denilen terör örgütü -içerideki düşman-, yeni bir taktik geliştirerek bizden gibi görünüyor, ama bizden değiller. İsimleri Türk ama gönlü, vicdanı Türk değil. Bunlar Türk adını kullanarak ülkemize vatanımıza hainlik yapan İslam düşmanlarıdır. Taktikleri şu; Türk adını al, Müslüman gibi görün, Türk insanını ve Türkiye’yi bölmeye, parçalamaya çalış. Herkes uyanık olsun! Yüzyıllardır süren Hilal ile Haçın savaşı devam ediyor. 15 Temmuz; Doğru ile yanlışın, iyi ile kötünün, güçlü ile haklının, silah ile duanın, batıl ile hakkın, vatansever ile vatan haininin birbirinden ayrıldığı gündür. Halkın ve masum vatandaşların, polisimizin üzerine genç yaşlı, çoluk çocuk demeden mermi yağdırıldığı ve annelerin ciğerparelerinin bombalandığı gündür. Geçmişi şanla ve şerefle dolu olan bir milletin tekrar ayağa kalkıp şahlandığı, yıllarca uyutulan bir milletin uyandığı ve kendine geldiği gündür. İşte ecdadın torunları o gece eline bayrak alarak “Bu vatan bizim, bu topraklar bizim” diyerek ülkesine sahip çıktı. Peki ne yapacaktı bu millet? Evinde televizyon başında oturup ülkemizin hainler tarafından parçalanmasına, istila edilmesine işgal edilmesine seyirci mi kalacaktı? Ne yapacaktık? Darbenin gerçekleşmesini bekleyecek, korkacak, sinecek, korkaklar gibi kaçacak, ülkenin hainlerin eline geçmesini mi bekleyecektik. Her karış toprağı kanla sulanmış bu aziz vatanımızın, kendini bilmez birkaç çapulcuya, darbeci hainlere teslim edilmeyeceğini, tankla, silahla, teknolojik üstünlükle değil, elinde bayrak, ayağında terlik ama iman dolu yüreklerin her zaman Rüstün geleceğini, cümle aleme ve dünyaya bir kez daha göstermiş bir milletiz… Bizler tankın önüne uzanıp yatan, bastonu ile tankı durdurmaya çalışan, levyeyle havadaki helikoptere meydan okuyan, ölürsem şehit, kalırsam gazi diyenlerin ve vatanı için can vermeye hazır milyonlarca insanın olduğu bir ülkedeyiz. Malazgirt’ten bu yana ülkemiz üzerinde karanlık senaryolar yazan Batı ittifakı ve yerli işbirlikçileri anlasınlar ki bu memleketin evlatları ölümü, esarete seve seve tercih ettiklerini gösterdiler… Yüce Allah Kur’an’da din ve vatan için mücadele edenlere cennetini vaat ediyor ve şehitlerin ölmediğini bizlere bildiriyor. Bizler Türk milleti olarak bu vatanın bir karış toprağını bile kimselere vermeyiz, darbe yaptırmayız, vatansız, bayraksız, ezansız yaşayamayız ve esaret altına girmeyiz tüm dünya bunu böyle bilsin…Şaşkınlığın ve tarifsiz bir üzüntünün daha da kararttığı o gecede, kadın-erkek, yaşlı-genç, tüm yiğitlerin sokaklara çıktığı o günde; “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe” kararlılığıyla serden de candan da vazgeçtik…Bu millet Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kurtuluş savaşını kazandı. Şimdi de 15 Temmuz’da milletiyle beraber Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bir kurtuluş savaşı daha kazandı.. Darbe girişimine izin vermeyen asil Türk milleti hep var olsun… Ben affetmiyorum… Bu güzel ülkemize 15 Temmuz gecesini yaşatan o hainleri affetmiyorum.- Devletine, milletine, bayrağına, ezanına hainlik edenleri affetmiyorum.- Bu topraklarda yaşayıp devletimin her türlü imkanlarından, hizmetlerinden yararlanıp bir de bu ülkeyi başkalarına, yabancılara peşkeş çekmeye ve vermeye çalıştıkları için affetmiyorum.- Bu ülkenin askerine, fedakar kahraman polisine, eli bayrak tutan vatandaşlarına silah çektikleri için affetmiyorum. Bu ülkenin masum vatandaşlarını, dinimiz İslam’ı kullanarak kandırdıkları için ve İslamiyet’e çok büyük zarar verdikleri için affetmiyorum.- Bir gecede 251 şehit, 2196 gazi ve yüzlerce gözü yaşlı aile, yetim çocuklar bıraktıkları için affetmiyorum Yüce Allah da affetmesin inşallah…Bugün şehit annesi olarak yalnızca ben değil, şehitlerimiz ve gazilerimiz için Türk milleti ağlıyor…Ben bugünü ölene kadar unutmam, unutamam.Sizler de unutmayın. Benim için vatan ile evlat aynı değerdedir, ikisinin de kaybı çok acıdır. Uyanık olalım, bu günleri unutmayalım. Çünkü “Su uyur, düşman uyumaz.”Allah bizlere bir daha 15 Temmuz gibi acı ve büyük bir ihaneti yaşatmasın. Hainler de şunu unutmasın, bu millet hain alçaklara her zaman gerekli dersi vermiştir, verecektir…Vatan için şehadete koşan yiğitlere selam olsun. Selam olsun Ömer HALİSDEMİR’lere, Fethi SEKİN’lere, Muhammet Oğuz KILINÇ’lara ve tüm şehitlerimize…Bir anne olarak tüm kahraman gazilerimize sağlık, sıhhat diliyorum, kahraman şehitlerimizi rahmetle, şükranla ve minnetle anıyorum…Kitabın kapağına, çok karışık olacağı için tüm şehitlerimizin resmini koyamadık. Bu sebeple resimleri yer almayan şehit yakınlarından özür diliyoruz. Hem bizim gözümüzde hem de Allah’ın katında onlar aynı değerdedirler.