Çanakkale Savaşı harp tarihi açısından hangi sonuçlarıyla ele alınırsa alınsın Türk Milletinin dünü, bugünü ve yarını için ifade ettiği anlam çok yönlü ve etkileri itibariyle derin olacaktır. Bu anlama dair yapılacak her değerlendirmenin konuyu tüm yönleriyle ortaya koymakta aciz kalacağını söylemek mümkündür. Müttefik donanmalarının durdurulması, Çarlık Rusya’sının çöküşü, sömürgelerde milli kimlik bilincin uyanması meselenin harici yönünü ifade ediyor ve bu çalışmanın hedeflenen kapsamı dışında kalmıştır.Bize bakan yönüyle Çanakkale, nihayetinde çok yönlü cephelerde yitirilmiş bir savaştan alnımızın akıyla çıkmamızın moral kaynağı olmasının yanı sıra, Cumhuriyet’in kurucu kadrolarının, bu harbin meydanlarında piştiği, bir bakıma İstiklal Harbini mümkün kılan cesaret, azim ve tecrübenin ağır bedeller ödenerek kazanıldığı bir savaştır. Mustafa Kemal’in askerî yeteneğinin keşfedildiği Anafartalar Savunması, üzerine şiirler yazılmış bir destandır. İnönü hatıralarında, İstiklal Harbinde zaferi sağlayan askerî cesaret ve tecrübenin Çanakkale’de kazanıldığını net bir ifadeyle dile getirmektedir. Bugün siyasi değilse de gönül coğrafyamızda hala bizim iklimimizi yaşayan illerin isimlerini, şehit evlatlarıyla birlikte Gelibolu Yarımadasını ve Bolayır’ı süsleyen mübarek kabristanlarda okuyoruz. Milli birlik ve beraberliğimize atıfta bulunurken, Çanakkale’de aynı toprağın bağrında, aynı vatan davasının şehitleri olarak koyun koyuna yatan evlatlarımız kadar birbirimizden ayrılamayacağımızı, tarihsel bir şuur olarak dimağımızda hissedebiliyoruz. Dün, bugün ve yarın... yetişen ve yetişecek her neslin dimağında vatan duygusunu besleyecek heybetli bir destan olarak Çanakkale’nin her zaman yaşayacağını görebiliyoruz. Biz bu çalışma ile Çanakkale Savaşı’nı savaşın içine dalarak, cepheleri dolaşarak, her rütbeden askerlerle görüşerek yani yerinde yaşayarak gözlemleyen bir heyetin, o günlerde ve daha sonraki yıllarda Çanakkale Harbine dair kaleme aldıkları eserlerini iki kapak arasında derleyerek bugünün insanına sunmayı; araya giren tozlu zaman perdesini aralayarak o gün ki atmosferi bu on yedi kişilik heyetin duygu, düşünce ve hislerinin rehberliğinde bugüne taşıyabilmeyi ümit ettik. Bu çerçevede ziyaretin gündeme gelişi, kısa öyküsü, dönemin matbuatına meselenin ne şekilde yansıdığını, bu ziyaretle murad edilenin ne olduğunu ne ölçüde muvaffak olunduğunu çalışmamızın Giriş bölümünde ele almayı uygun gördük. I. Bölümde heyet içinde yer alan ve gerek ziyaret esnasında gerekse daha sonraki süreçte Çanakkale Harbine dair ortaya konan eserleri, müelliflerinin kısa yaşam öyküleriyle birlikte bir arada sunmanın önemli bir eksikliği gidereceğini düşündük. Çalışmamızı Son Söz ile bağlayarak kitabımızın sonunda Albüm başlığıyla, bir kısmını çok iyi bildiğiniz diğer bir kısmını ise ilk kez göreceğinizi tahmin ettiğimiz fotoğraflardan, doğrudan yüreğimize hitap eden şiir ve yazılardan oluşan bir bölüm hazırladık. Nihayet bu çalışma ile Heyet-i Edebiye’ye karşı minnettarlığımızı ve vefamızı sunmaya çalıştık. Bu çalışmayı aynı zamanda Çanakkale Savaşında şehit olan ve babasını hiç görmeden büyüyen tüm şehit çocuklarına ve büyük babaanneme ithaf ediyorum…