Şiî-Usûlî ulemanın önemli isimlerinden Muhakkık el-Hillî (ö. 676/1277) Usûlî düşünceye kendisiyle birlikte benimsenmeye başlanan bazı usûller katmış olması sebebiyle bu mezhebin bir teorisyeni sayılmaktadır. Ayrıca o, günümüzde de mezhebin temel eserleri arasında görülen önemli bir telifatın sahibidir. Bu vasıflar onu, Usûlî geleneğin hicrî 7. yüzyıldaki en önemli temsilcisi kılmaktadır. Kendi döneminde Hille medresesinin lideri olan bu ismin fıkhî ve kelâmî görüşlerinin derli toplu şekilde ele alınması ve onun geleneğe katkısının ortaya konulması İslam Mezhepleri Tarihi çalışmaları açısından önem taşımaktadır. Ülkemizde, bu çalışma kaleme alınırken hazırlanan bir yüksek lisans tezi dışında münhasıran Muhakkık el-Hillî’yi konu edinen bir çalışmanın olmaması bizi bu konuyu çalışmaya teşvik etmiş ve neticede elinizdeki bu çalışma vücut bulmuştur. Ayrıca yapılan literatür taramaları sonucunda Türkiye akademisinde Hille medresesi üzerine de yapılmış bir çalışmanın olmaması çalışmamıza olan şevkimizi arttırmış, bu alanda araştırma yapmak isteyen araştırmacılara da ışık tutma niyetimize vesile olmuştur. Bu açıdan çalışmamız, alandaki her iki eksikliği de doldurma amacı taşıyarak Muhakkık el-Hillî’nin geleneğe katkılarını ortaya koyarken bunu Hille ilim mirası açısından da ele almaya çalışmaktadır. Elinizdeki bu çalışma iki bölümden müteşekkildir. Çalışmanın “Hille Medresesi ve Muhakkık el-Hillî” başlığını taşıyan birinci bölümünde, öncelikle Hille şehrinin sosyo-kültürel, siyasî ve iktisadî tarihine yer verilmiş, Muhakkık el-Hillî dönemine kadar şehir, bu açılardan incelenmeye çalışılmıştır. Akabinde Hille medresesi konusuna giriş mahiyetinde, Şiî ilim tarihindeki önemli bazı medrese merkezleri kronolojik şekilde ele alınmış, 10 Hille Medresesinden Şiî Bir Âlim Portresi: Muhakkık el-Hillî bu medreselerin öne çıkan özellikleri ve bazı önemli şahsiyetleri üzerinde durulmuştur. Ardından bölümün ikinci alt başlığında ise kuruluşundan zayıflama dönemine kadar Hille medresesinin tarihi ve bu medresenin dönemsel olarak Şiî-Usûlî düşünceye katkılarına yer verilmiştir. Bu başlık altında ek olarak Muhakkık el-Hillî öncesinde İbn İdrîs el-Hillî’nin medreseye katkıları ve Muhakkık sonrasında Allâme el-Hillî’nin bu gelenek açısından önemine işaret edilmiştir. Birinci bölümün son alt başlığı ise Muhakkık el-Hillî’nin hayatı ve ilmî şahsiyetine ayrılmıştır. Bu başlık altında el-Hillî’nin hocaları, öğrencileri ve eserlerine değinilmiştir. “Muhakkık el-Hillî’nin Usûlî Düşünceye Katkıları” başlıklı ikinci bölümde ise, onun bazı fıkhî ve kelâmî görüşlerinin ŞiîUsûlî gelenekteki yeri ve etkileri işlenmiştir. Mezhep içerisinde fakih kimliğiyle öne çıkması bakımından öncelikle onun şer‘î kaynakları anlama hususunda akıl delilini kullanması, fetvalara kaynaklık etmesi bakımından haber-i vâhidin delil değeri ve ictihad gibi, Usûlî yöntem içerisinde değerlendirilebilecek bazı hususlardaki tutumu incelenmiştir. Daha sonra onun fıkıhta benimsediği bu usûlün fürû-i fıkıhta nasıl karşılık bulduğu görülmeye çalışılmış ve Ca‘ferî fıkhında bazı konularda nasıl bir tutum sergilediğine değinilmiştir. Ele alınan meseleler esasen İmâmiyye’nin imâmet anlayışının gaybet döneminde bazı fıkhî meselelerin uygulanmasına yansımasından ibarettir. Bu bağlamda Muhakkık el-Hillî’nin, yerine getirilmesi imama ait olan humus, zekât gibi malî yükümlülükleri toplamak, Cuma namazını kıldırmak, had cezalarını uygulamak, toplumda adaleti sağlamak gibi görevlerin gaybet döneminde ne şekilde icra edileceğine dair görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra Muhakkık el-Hillî’nin imamın gâib olduğu bir dönemde tüm bu meselelerde fakihe verdiği niyâbet hakkı üzerinde durulmuştur. Daha sonra Şîa’nın diğer mezheplerden en önemli ayrışma noktası olarak imâmet düşüncesini eserlerinde nasıl ele aldığı ve hangi delillerle temellendirmeye çalıştığı hususu işlenmiştir. Son olarak ise gaybet döneminde yönetimi elinde bulunduran ve gayri meşrû olarak gördüğü yöneticiler ile Şiîlerin ilişkisine dair görüşlerine yer verilmiştir. Aynı zamanda Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde tamamlanan bir doktora tezine dayanan bu çalışmanın ortaya çıkma sürecinde şahsım dışında elbette birçok kişi ve kurumun emeği ve katkısı söz konusudur. Burada şükranla adlarını zikredeceklerimin yanı sıra buraya sığdıramayacağım kadar çok insan bu yolda bana desteklerini sunmuştur. Yüksek lisans çalışmamı da kendisiyle tamamladığım, bir baba samimiyeti ve yol göstericiliği ile şahsını daima örnek aldığım ve teşvikleriyle bana daima yol gösteren danışmanım Prof. Dr. Süleyman Akkuş’a şükranlarımı sunarım. Lisans yıllarımdan beri akademik bakış açımı geliştirmeye çalışan ve teşvik eden, hem yüksek lisans hem doktora sürecinde jürimde yer alarak beni onore eden ve başka bir üniversiteye geçmesine rağmen çalışmama rehberlik etmeyi bırakmayan değerli akademisyen Prof. Dr. Muammer İskenderoğlu’na ve yüksek lisans döneminden beri çalışmalarımı okuyan ve katkılarını esirgemeyen jüri üyem Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Mücahid Dündar’a teşekkür ederim. İslam Araştırmaları Merkezi’nin vesilesi ile yüksek lisans döneminden bu yana bana danışmanlık eden, uzun süren toplantılarımızda kendisini haberdar ettiğim akademik olsun olmasın çalışmalarımın her biri hakkında değerli fikirlerini sunan, akademik tavrı, eserleri ve şahsı ile her zaman örnek aldığım kıymetli hocam Prof. Dr. Mehmet Ali Büyükkara’ya da minnettarım. Savunma jürimde yer almayı kabul ederek çalışmaya önemli katkılarda bulunan değerli hocam Prof. Dr. Mehmet Ümit’e de teşekkürü bir borç bilirim. Fakültede kendisiyle çalışmaktan mutlu olduğum değerli meslektaşım Doç. Dr. Habib Kartaloğlu’na da yol göstericiliği için ayrıca teşekkür ederim. 2013 yılında Araştırmacı Yetiştirme Projesi kapsamında bir araştırmacı olarak dahil olduğum İslam Araştırmaları Merkezi’nin maddi-manevi desteklerini burada zikretmeden geçemem. Projenin neşvünema bulmasını sağlayan, sürece katkı sunan ve samimiyetle her daim kapılarını açık tutan değerli ilim adamlarına şükranlarımı sunarım. Kütüphanesini istifademize sunan ve bizlere yuva hissi veren İSAM yönetimi ve çalışanlarına da teşekkür ederim. Çalışmam süresince bana destek olan ve akademik süreçlerimizi birlikte yaşadığımız sevgili kardeşlerim Büşra Çakmaktaş, Zehra Özli ve lise sıralarından beri kardeşliklerini benden esirgemeyen sevgili Kübra Cevherli ve Feyza Cevherli’ye teşekkür ederim. Ve elbette, yaşadığım tüm süreçlere şahit olan, sıkıldığımda benden çok sıkılan, benimle sevinen, hayatım boyunca beni destekleyen, dualarıyla çalışmalarımın gizli kahramanları sevgili ailemin her bir ferdine sonsuz şükranlarımla..