Türk tarihinin daha iyi anlaşılabilmesi için, tarihî kaynakların yanı sıra hiç kuşkusuz seyahatnâmeler de önem arz etmektedir. Tarihî kaynaklarda yer almayan bazı bilgilere ve ayrıntılara seyahatnâmelerde rastlanılmaktadır. Öğretici metinlerden biri olan seyahatnâmelerin bu yönüyle tarih açısından önemi büyüktür. İbn Ecâ et-Türkî (1417-1478) tarafından kaleme alınan Kitâb fî Târih Yeşbek ez-Zâhirî, seyahatnâme türünde yazılan eserlerden birisidir. İbn Ecâ, Memlûk Devleti’nde hem ordu kadılığı (kazaskerlik) hem de elçilik vazifesi yapmış Türk kökenli bir tarihçi ve seyyâhtır. Yaşadığı döneme ait tarihe, coğrafyaya ve Türk-İslâm kültürüne dair çok önemli bilgileri ve şahit olduğu olayları kaleme alarak Kitâb fî Târih Yeşbek ez-Zâhirî adlı eserini meydana getirmiştir. İbn Ecâ’nın yazmış olduğu seyahatnâme türündeki bu eser, Türkoloji alanında istifade edilmesi gereken bir kaynak mahiyetindedir. Müellifin eserine Kitâb fî Târih Yeşbek ez-Zâhirî adını vermesinin nedeni olarak en başta Emîr Yeşbek ile olan yakın dostluğu akla gelmektedir. Muhammed Ahmed Dehmân, el-Irak beyne el-Memâlik ve el-Osmâniyyîn el-Etrâk ma‘a Rıhle Emîr Yeşbek min Mehdî ed-Devâdâr İbn Ecâ adlı kitabında İbn Ecâ’nın Kitâb fî Târih Yeşbek ez-Zâhirî adlı eserini, kitabının bir bölümü olarak neşretmiştir. Bu Arapça neşirde görüldüğü üzere Dehmân, İbn Ecâ’nın eserini “Rıhle” yani “Seyahatnâme” olarak adlandırmış tır. Biz de tercümesini yaptığımız esere, İbn Ecâ Seyahatnâmesi adını vermeyi uygun bulduk. İbn Ecâ Seyahatnâmesi; iki buçuk asrı aşkın Mısır ve Suriye’de hâkimiyet tesis etmiş büyük bir Türk Devleti olan Memlûkler Dönemi’nde kullanılan deyim ve terimler, Türkçeden Arapçaya geçmiş kelimeler ve dönemin kültürel hayatını oluşturan terminoloji hakkında çok zengin bir malumatı ihtiva eden bir kaynak olarak karşımızda bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, eserde Memlûkler Dönemi’nde kullanılan fakat günümüzde anlamı değişmiş ya da şu an kullanılmayan kelime ve deyimler de mevcuttur. Eser; Mısır ve Suriye’de hâkimiyet tesis etmiş olan Memlûklerin, Çukurova Bölgesi’nde varlık gösteren Dulkadiroğulları Beyliği’nin, Doğu Anadolu ile Azerbaycan ve Irak bölgelerinde hüküm süren Akkoyunlu Devleti’nin coğrafî varlığı, siyasî ve kültür tarihi hakkında ana kaynaktır. İbn Ecâ Seyahatnâmesi’nde Memlûkler, Dulkadiroğulları ve Akkoyunlu Devleti’nin sınırları içerisinde bulunan yerlerin, nehirlerin ve dağların adları, kalelerin ve köprülerin adları, devlet kademesinde görev yapan önemli şahsiyetlerin adları ve hususiyetleri, sarayda ziyafet düzeninin nasıl olduğu gibi birçok farklı alanda önemli bilgiler ve açıklamalar yer almaktadır. Eserin Türk tarihi açısından önemli bir kaynak olduğu görülmektedir. Eserde Halep’ten, Diyarbakır’a oradan Ahlat’a ve Tebriz’e kadar o dönemde bölgede yer alan şehirlerde, Türk nüfusunun yoğunluğu göze çarpmaktadır. Dolayısıyla İbn Ecâ Seyahatnâmesi, yaklaşık beş yüz elli yıl önce Anadolu’nun Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nde Türk nüfusunun çokluğuyla birlikte bölgenin hâkimiyetinin Türklerde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum; Malazgirt Zaferi’nden itibaren Anadolu’nun Türkleşmesinin mükemmel bir şekilde gerçekleşmiş olduğu hakikatinin, 15. yüzyılın ikinci yarısında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde apaçık biçimde görüldüğünün ispatıdır. Bu yönüyle eser, tarihî ve coğrafî kıymetinin yanında Anadolu’nun Türk yurdu olduğunu göstermesi açısından da ayrıca öneme sahiptir. Müellifin, Arapça kaleme almış olduğu bu eser 70 varaktır. Her varak ikişer sayfadan ibaret olup her sayfada 13 satır bulunmaktadır. Eseri tercüme ederken, varakları numaralandırdık, sayfa numaralarını verdik ve Hicri senelerin Miladi karşılıklarını parantez içinde gösterdik. Çalışmamızda mümkün olduğu kadar eserin aslına sadık kalmaya çalıştık. Eserde geçen kelime ve deyimlerin bir kısmının Arapça yazılışlarını da verdik. Ana metni daha anlaşılır kılmak için dipnotlarda çok sayıda açıklayıcı bilgi sunduk. Bunun yanı sıra, çalışmamızda hem eserin tahkikli metninde bulunan ara başlıklara yer verdik hem de bazı başlıkları kendimiz yerleştirmeyi uygun bulduk. Hem eserde hem de yapmış olduğumuz izahlar ve dipnotlarda Memlûk Devleti’nin ilmî, dinî ve adlî teşkilâtına dair çok zengin bilgiler mevcuttur. Çalışmamız sırasında eserin hem Topkapı Sarayı Müzesi III. Ahmed Kütüphanesi’nde bulunan yazma nüshasından hem de 1986 yılında Dımaşk’ta yapılan neşrinden istifade ettik. Çalışmam esnasında yardımlarını gördüğüm Dr. Sinan Ateş’e, kıymetli dostum Wameedh Sarhan Dheyab Al-Rubaye’ye ve eserde yer alan haritaların hazırlanmasında yardım eden Balabey Şeker’e teşekkür ederim. Ayrıca çalışmam sırasında bana destek olan eşim Gonca Şeker’e teşekkür ederim.