Bilimler, birbirlerini tamamlayan bir yapıya sahiptir. Biri olmadan diğeri noksan kalır. Kalkınma ve ilerleme de bu birliktelikle sağlanabilir. Yani sadece fen bilimlerinin önemsenip, sosyal bilimlerin ikincil gibi görünmesiyle ilerleme ve gelişme gerçekleşemez. Bu durum, sadece sosyal bilimlerin öne çıkarılıp fen bilimlerinin geri atılmasıyla da olamaz. Nitekim gerek Ortaçağ Avrupası’nın gerilemesi ve gerekse Osmanlı’nın gerilemeye başlayıp çöküşünde, tek yönlü bir eğitim-öğretim faaliyetine geçilmesinin önemli bir payı bulunduğu söylenebilir. O halde ilerleme ve kalkınma, fen bilimleriyle sosyal bilimlerin, bir başka ifadeyle maddi bilimlerle manevi bilimlerin birbirini desteklemesiyle gerçekleşebilir. Bu iki bilim arasındaki çimento ise felsefedir. Felsefe, içerisinde din bilimlerinin de bulunduğu sosyal bilimlerle fen bilimleri arasında tam bir köprü görevi görür. Avrupa ve diğer ülkeler bunun farkına vardıkları için felsefeye özel bir önem verip Ortaçağ karanlığından, felsefeyi öne çıkararak kurtulmuşlarken, bizde durum biraz daha farklıdır. Felsefe 17. yüzyılın başlarında Osmanlı medreselerinden uzaklaştırılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte, ülkemizde de bir kalkınma hamlesi başlatılmış ve fen bilimleri kadar, sosyal bilimlerin farklı alanları da önem kazanmıştır. Ancak ilerleyen yıllarda sağlık ve fen bilimleri biraz daha önemsenmiş ve felsefe de dâhil olmak üzere sosyal bilimler ikincil konumda görülmüştür. Yıllar içinde sosyal bilimlerin lehine gelişen anlayışla, son zamanlarda felsefenin değeri biraz daha anlaşılmaya başlamış ve sağlık bilimleri de dâhil olmak üzere, fen bilimleriyle ilgilenen bölümlerde felsefeye de yer verilir olmuştur. Tıpta tıp etiğinin, Mühendislik ve Fen fakültelerinde bilim felsefesi ve tarihinin okutulmaya başlaması, bu konuda bir mesafe alındığını göstermesi bakımından sevindiricidir. Edebiyat ve Eğitim fakültelerindeki felsefe bölümlerini tercih eden öğrenci sayısının her geçen yıl artması olumlu bir gelişme olduğu gibi, İlahiyat fakültelerindeki felsefe eğitimi de memnuniyet verecek boyuttadır. İlahiyat fakültelerinde Felsefe Tarihi, İslam Felsefesi, Din Felsefesi, Mantık gibi birkaç tür felsefe dersinin anabilim dalı düzeyinde bulunması, felsefenin din bilimleri alanındaki önemini ortaya koyması açısından önem arz etmektedir. Felsefeye olan ilginin giderek artması, bu alanda telif ve tercüme eserlere olan ihtiyacı da artırmaktadır. Ülkemizde felsefeye duyulan bu merak ve ilginin bir yansıması olarak felsefi eserlerde de artış görülmektedir. Bundan yirmi-otuz yıl öncesinde kitapçılarda felsefe ve felsefe tarihi ile ilgili kitaplara çok ender olarak rastlanırken, son yıllarda neredeyse sadece felsefi eserler satan kitap mağazalarını görmek garip karşılanmaz hale gelmiştir. Felsefe tarihi, felsefeye ilgi duyanların ilk okumaları gereken eserler arasındadır. Bundan dolayı, hem felsefe bölümlerinde okutulabilecek bir ders kitabı mahiyetinde ve hem de bu alana ilgi duyanların ilgilerine karşılık vermek üzere resimli bir felsefe tarihi hazırladık. Filozofların temsilî resimlerini, kitaba hem bir hareketlilik kazandırması, hem de ismi geçen filozofların, okuyucunun hayalinde canlanmasını düşünerek koyduk. Diğer taraftan kitaba, bahsi geçen filozofların eserlerinden seçme okuma parçaları yerleştirdik. Böylece okuyucunun sadece bizim aktardıklarımızla yetinmeyip, filozofların kendi eserlerinden pasajlar görmesini ve nihayetinde filozofların kendi eserlerine yönelebileceklerini ümit ettik. Kitapta, herkesin anlayabileceği bir üslup kullanmaya özen gösterdik. Böylece hem bu alana yeni ilgi duymaya başlayanlara hem de konu hakkında bilgi sahibi olanlara hitap etmeyi amaçladık. Çalışmamızın felsefe meraklılarına fayda sağlayacağını umuyoruz.