Toplumlarda sıkça dile getirilen ve üzerinde hemen herkesin bir şekilde fikir beyan ettiği hususların başında hukuk ve ahlak gelmektedir. Hukuk ve ahlakın birey ya da toplumların gündemini bu derece meşgul etmesi özü itibariyle haklı bir gerekçeye dayanmaktadır. Zira hukukun varlığı, özelde bireylerin genelde toplumların güven ve emniyeti, huzur ve mutluluğu açısından hiç de yabana atılamayacak bir konumu haizdir. Ahlak ise, tartışmasız varlığı öteden beri toplumda arzulanan ve hemen her disiplinin amaçladığı bir husustur. Ahlaki yozlaşmanın olduğu toplumlarda hak ve hukukun varlığından, insani erdemlerden bahsetmek oldukça anlamsızdır. Diğer taraftan hukuk, toplumun adeta sigortası konumundadır. Bireyler, hukukun varlığı ile kendilerini güvende hissederler. Hukukun işlevsiz kaldığı toplumlarda hemen her alanda kargaşa kaçınılmazdır. Bu nedenledir ki, tarihsel süreçte toplumlar, devletler, hukuku ayakta tutma çabasında olmuştur. Zira bu bir anlamda devlet ve toplumun da ayakta kalmasıyla eşdeğer bir çabadır. Nereden bakılırsa bakılsın insanlığın hukuk birikiminde, insanlığın yaşam tecrübesi önemli olmakla beraber Yaratıcı kudretin insana rehberliği de inkâr edilemez bir hüviyeti haizdir. Yüce Allah, gönderdiği Peygamberler ve Kitaplarla hak ve hukukun, adalet ve güvenin, ahlak ve erdemin yollarını tadat etmiştir. İslam hukukunun teşekkülünde de böyle bir rehberlik söz konusudur. Kaynakları açısından bakıldığında bu rehberlik zaten açıkça dile getirilir. Bunun yanısıra İslam hukuk bilginlerinin içtihat ve yorumları da hukukun biçimlenmesinde önemli bir katkıya sahiptir. Tarihsel süreçte dini norm ve metinlerin anlaşılması ve yorumlanmasında bir usul ve yöntemin müesses hale gelmesinde müçtehidlerin gayreti takdire şayandır. Çalışmamız İslam hukukunun önemli bir bölümünü teşkil eden ceza hukukuna ilişkindir. Gerek özel gerekse genel hükümler açısından ciddi konuları muhtevi olan ceza hukuku zamanımızda yeni meselelerle gündemdeki yerini muhafaza etmektedir. Eserimizde, günümüz ceza hukuku ile yer yer karşılaştırmalar yaptık. Bu noktada günümüz ceza hukuku ile İslam ceza hukukunun uzlaşan ve ayrışan noktalarına da yeri geldikçe temas ettik. Bölüm ve konu başlıklarının seçiminde, genelde günümüz ceza hukuku sistematiğini esas aldık. Konumuz ile ilgili mezhep görüşlerine yer verirken ilk el klasik İslam hukuku kaynaklarını temel kabul ettik. Ayrıca çağımızda yapılan kıymetli çalışmalardan da faydalanarak konuları anlaşılır bir dil ve üslupta aktarmaya özen gösterdik. Zaman zaman değerlendirmelerde ve mezhep görüşleri arasından tercihlerde bulunduk. Bu değerlendirmelerimiz ve tercihlerimizde, İslam hukukunun kaynaklar sıralamasını göz önünde bulundurarak objektif davranmaya çalıştık. Bu açıdan eser, İslam ceza hukukunun konularına bir nebze olsun rehberlik amacını hedeflemektedir. Gayret bizden, tevfik ve inayet Yüce Rabbimizdendir.