Sözlerime, bana bu zamana kadar ‘ilim’ ile iştigali nasipeden Rabb’ime sonsuz hamd ü senalar olsun, diyerek başlarım. Tüm dünyalık meşgalelere rağmen beni ilimden koparmayan, o geniş deryadan faydalanmaya fırsat veren YüceAllah’a şükürler olsun.Ne şekilde anılırsa anılsın, tarihte topluluklar birer siyasîoluşum olarak biçimlenmeye başladıktan sonra kendilerini içve dış tehditlere karşı daima himaye etme gereksinimi duymuşlardır. İnsanların bir siyasî oluşum içinde birleşme ihtiyacı, bu oluşumun varlığının korunması ve devamının sağlanması zorunluluğunu doğurmuştur. Bu nedenle devlet aleyhine işlenen siyasî suçları tarih boyunca en eski hukuklardadahi görmek mümkündür.Devletler, toplumları bir araya getiren siyasî düzenin üstkurumudur. Bu kurumun sevk ve idaresiyle ilgili her tür eylem ise siyasî yapıyı oluşturur. Bu yapının esasına aykırı olanveya işleyişini tehdit eden her tür fiil ise siyasî suçtur. Suç veceza dengesi göz önünde bulundurulduğunda, yakın tarihekadar birçok siyasî rejim, bu suç faillerine diğer suçlara oranla daha ağır cezalar öngörmüşlerdir.Savaş hukukunu dahi merhamet esası üzerine kuran İslâm hukuku, devleti yıkmaya yönelik olmadığı sürece, siyasîotorite aleyhine olan her tür fikri yapıyı daha ilk yıllarındanitibaren düşünce zenginliği olarak değerlendirmiş, dünyaüzerinde güçlünün haklı sayıldığı bu dönemlerde adî ve siyasî suç ayrımını yaparak siyasî suçlulara birtakım haklar biletanımıştır.İslâm tarihinde yaşanan siyasî dalgalanmalara rağmen,ilahi otoritenin devlet yönetiminde ortaya koyduğu esaslar,zulmü değil adaleti esas alan siyasî yönetimlere ideal aşılayan bir rehber görevi üstlenmiştir. İslâm’da ‘bağy’ kavramıile ifade edilen ‘isyan suçu’ ise açık nasslarla yasaklanmıştır.İslâm hukukçuları, klasik eserlerinde bu suçu gerek suçun unsurları, gerek mücadele şekli, gerekse sonuçları açısından ayrı ayrı incelemeye tabi tutmuşlardır. İşte biz deçalışmamızda İslâm hukukçularının nasslar ışığında ortayakoyduğu bu esasları, bir bütün halinde incelemeyi gayeedindik. Hedefimiz; siyasî suça konu olan fiilleri Kur’an veSünnet çerçevesinde değerlendirip İslâm hukukçularınınkonuyla ilgili fikir ve yaklaşımlarını günümüz hukuk anlayışlarıyla da bütünleştirerek ortaya koymaktır. Çalışmadaki asılgayem ise, hukukçular arasındaki tartışmalara son noktayıkoymaktan ziyade, bu alanı iyi tanıyıp, İslâm hukuku alanında yazılmış eserleri daha yakından incelemektir. Temennim, araştırmamın, ileriki yıllarda bu alanda yapacağım çalışmalarıma basamak teşkil etmesidir.Bu çalışmam sırasında, konunun tespitinde, hazırlanmasında ve değerlendirmesinde bana yol gösteren, her zaman yakın ilgi ve yardımlarını gördüğüm değerli hocamProf. Dr. Şamil Dağcı’ya çok teşekkür ederim. Yine çalışmalarımı sabırla karşılayarak desteğini esirgemeyen değerlieşime de çok teşekkür ederim.