İslâm Tarihi, Dârülfünûn Felsefe hocası Ahmed Hilmi Efendi’nin eseridir. İslâm dini hakkında müslim ve gayrı müslim unsurlarca dile getirilen övgü, yergi ve değerlendirmeleri, tenkitçi bir filozof üslûbuyla ele almıştır. Böylece İslâm tarihinin örgüsünü teşkil eden olayların sebep ve sâiklerine nüfûz ederek onları muhakeme meydanına getirip ölçmüş, tartmış ve hükümler vermiştir. Onun bu hakîmâne mütalaalarına, telakkileri ve devlet şuuru yönünden ancak Cevdet Paşa ile kıyaslanabilecek olan Ziya Nur’un açıklama, düzeltme, ikmal etme ve eklemelerle yeni bir boyut kazandırdığını görüyoruz. Bu olağanüstü şerhler ve ekler, esere bir tarihten çok, tarih akışı içindeki olayların, iman ve siyaset alanlarındaki çekişme ve kavgaların hükme bağlandığı bir mahkeme hüviyeti vermiştir. Bildiğimiz kadarıyla, bu derece sağlam bir tarih muhakemesine, başka hiçbir eserde rastlamak mümkün değildir. Belgelerin ve olayların monoton detaylarından, asıl büyük sentez fikrine ulaşmak herkesin harcı olmadığı gibi, Ahmed Hilmi merhum bile yalnız başına bunu başarabilmiş değildir. Ama elinizdeki esere Ziya Nur Aksun’un yaptığı katkılar, ona bu özelliği kazandırmıştır. Ondaki hukuk formasyonu, siyasi erk’in hukukî otoritesini oluşturan “devlet”in doğru algılanmasını sağlamış, tarihî olayların sosyal, kültürel ve siyasi boyutlarına “devlet şuûru” ile nasıl bakılacağını göstermiştir. Netice olarak, teşekkülünün zirvesini “devlet”te bulan anlayışıyla o, A. Hilmi’yi massetmiş(=özümsemiş) ve onun filozofça yorumlarına, İslâmî dönemdeki Türk tarihini de ekleyerek, eseri böyle bir sentezin el kitabı haline getirmiştir. Biz bu eserin üçüncü basımını, 100-150 kadar kelimeye müdahale ederek, daha anlaşılır ve daha kolay okunabilir bir metinle okuyucuya sunuyoruz. Terim niteliğindeki kelimelere [ ] içinde yaptığımız açıklamalarla müdahaleyi tercih ettik. Normal cümlelerdeki fiil ve sıfatları günümüz Türkçesine uyarladık. Terkipleri de büyük çapta açtık, Arapça ve Farsça çoğul eklerini, birkaç istisnası dışında Türkçe çoğul ekleriyle ifade ettik. Bunları yaparken her iki üstadın üslûp özelliklerine hassasiyetle dikkat gösterdik… Eserin Türk aydınlarının başucu kitabı olduğuna inanıyoruz. Eserin, hiçbir bahâne ve güçlükle karşılaşılmadan okunmasını istiyoruz. Yine inanıyoruz ki, bu esere bir defa nüfûz eden kişi, içinde yaşadığımız toplumu kavrayacaktır. Uzun asırlar “Cenâb-ı Allah’ın kendi adını yüceltsinler diye yarattığı bir nesil olduklarına inananların” evlâtlarının kendilerini tanımalarına ve geleceklerine ışık tutmalarına bu eserin mükemmel katkılar sağlayacağını düşünüyoruz… Ve bu mükemmel eseri Türk milletine armağan eden Ziya Nur Aksun’a şükranlarımızı sunuyoruz.