Bu kitap, Munk’un1 fevkalâde taslağından sonra, İslâm felsefesi tarihini toplu olarak gösterme yolunda yapılmış ilk denemedir. Demek oluyor ki, benim bu etüdüm bir son değil, bir başlangıçtır. Bu sahada daha önceleri hazırlanmış olan her şeyi bilmediğim gibi, malum olanların tamamı da tarafımdan incelenmiş değildir. Yazma eserler ancak istisnai olarak kullanılabildi. Tasviri iyi yapabilmek için, kaynaklara işaretten vazgeçildi. Yalnız, herhangi bir hususu aynen veya tahkik etmeden aldığım yerlerde not koydum. Ayrıca, kaynakların anlaşılabilmesi için Dieterici, de Goeje, Goldziher, Houtsma, Aug, Müller, Munk, Nöldeke, Renan, Snouck Hurgronje, Steinchneider, van Vloten gibi birçok müdekkike neler borçlu olduğum burada iyice görülmediği için çok müteessirim. Bu etüdün tamamlanmasından sonra, İbn Sinâ hakkında yazılmış olan ve İslâm felsefesinin ilk zamanlarını içine alan enteresan bir monografi çıktı. Bununla beraber bu eser, görüşlerimde, bir bütün olarak değişikliğe sebep olmadı. Bibliyografyaya ait her şey için Brockelmann’ın Geschicte der Arabischcn Litteratur’u ile Ueberweg-Heinze’da ki bibliyografya kayıtlarını işaret ettim. Arapça isimlerin transkripsiyonunda kaideli olmaktan ziyade geleneklere ve Almanca telaffuza riayet ettim. Yalnız şuna işaret etmeliyim: “z” harfi yumuşak “s” ve “th” İngilizcede olduğu gibi telaffuz edilecektir. Şahıslar indeksinde “û” işareti uzunluğu ifade etmektedir.3 Mümkün mertebe İslâm ile yetinmeye çalıştığım için İbn Gebirol ve Maimonides ancak yeri geldikçe zikredilmişlerdir. Felsefeleri bakımından İslâm kültür muhitine mensup oldukları hâlde, Yahudi düşünürlerden hiç bahsedilmemiştir. Bunun zararı da büyük değildir; zira, Yahudi feylesoflar hakkında çok eser yazılmıştır. Hâlbuki şimdiye kadar, Müslüman düşünürler çok ihmal edilmişlerdir.