Türk dünyasında adından, ideallerinden sıkça söz edilmesine rağmen, İsmail Gaspıralı, eserleri ortada olmayan, sadece fikirleri itibarıyla belirli ölçüde tanınan bir şahsiyet idi. 2003 tarihinden itibaren eserlerinin tarafımızdan yayımlanmasıyla birlikte yeniden fikir ve edebiyat hayatımızın içinde layık olduğu ölçüde yer almaya başlamıştır. Takip edebildiğimiz kadarıyla İsmail Bey’in düşünce ve yazı hayatı 1879’dan itibaren tam 35 yıl sürmüştür. Bu süre içinde kaleme aldığı yazılar, sırasıyla Ziya, Ziya-yı Kafkasiye, Keşkül (Tiflis) ve Tavriya (Akmescit-Simferepol) gibi süreli yayınlarda, “Neşriyat-ı İsmailiye” adıyla bastırdığı küçük “mecmua”larda, Tercüman’da ve kendi yayımladığı, ekserisi küçük hacimli kitaplarda yer almış; ancak, bunların büyük bir kısmı özellikle Sovyetler Birliği döneminde, bilinçli bir şekilde uygulanan yok etme siyaseti sebebiyle kütüphanelerden atılmış, imha edilmiş ve nihayet unutulup gitmiştir. Elinizde bulunan kitap, İsmail Gaspıralı’nın dört cilt olarak neşredilecek seçilmiş eserlerinin birinci cildinin yeni baskısı olup roman ve hikâyelerini içermektedir. İkinci ciltte bazı fikrî eserleri, üçüncü ciltte dil-edebiyat-seyahat yazıları ve dördüncü ciltte de eğitim (Usul-i Cedid) yazılarından seçmeler yer alacaktır. Bu birinci cildin giriş kısmında; İsmail Bey’in hayatı, roman ve hikâyeleri hakkında genel bilgiler verilmiş metinlerin hangi prensiplerle neşre hazırlandığı açıklanmıştır. Bu cilt, yeni neşirde yapılan ilavelere rağmen, İsmail Bey’in bütün roman ve hikâyelerini kapsamamaktadır. Çeşitli sebepler yüzünden bu cilde almadığımız bazı hikâyeleri de vardır.Sovyetler Birliği’nin çözülüp dağılmasından sonra, bu devletin yönetimi altında yaşayan Türk boyları, Sovyet döneminde unutturulmuş olan 1917 ihtilali öncesindeki yakın tarihlerini, fikir ve edebiyat hayatlarını büyük bir merak ve istekle araştırmaya başladılar. Ortaya çıkan yeni siyasî tabloda Türkiye Cumhuriyeti de, bağımsızlıklarına kavuşmuş Türk cumhuriyetleri veya Rusya Federasyonu içindeki Türk boylarıyla, daha rahat ve serbest bir şekilde ilişki kurabilme imkânına kavuştu. 1990’lı yıllara kadar Türk dünyasıyla ilgilenmekten garip bir şekilde çekinen, hatta korkan birçok kimse rahat bir şekilde dünyadaki Türklerden söz etmeye, onları tanımak için gayret sarf etmeye başladı. Türk dünyasıyla şöyle böyle gelişmeye başlayan ilişkiler, birbirimizi ne kadar az tanıdığımızı da ortaya koydu. Aradan 20 yıldan çok zaman geçmesine rağmen, birbirimizi tanımada büyük mesafeler kat’ ettiğimiz söylenemez. Biraz planlı, tedbirli ve sağduyulu olabilseydik, aslında şimdiye kadar çok şey yapılabilirdi. Özellikle Türk dünyasını tanımak ve bu dünyanın insanlarını birbirine yaklaştırmak, Türkiye Cumhuriyeti’nin Türklük karşısında millî borcu ve vazgeçilmez siyaseti olmalıdır, diye düşünüyoruz. Hem Türk dünyasını tanımak hem de onlara Türkiye’deki fikir hayatını tanıtmak açısından, kültür alanında yapılması gereken işlerin başında, yakın geçmişte fikir ve eserleriyle, faaliyetleri ve idealleriyle Türk dünyasına hizmet etmiş; ona yol göstermiş, şekil vermiş; bu dünyayla Türkiye arasında köprü olmuş büyük şahsiyetlerin eserlerini, yeniden yayımlama gelmelidir. Bunun ardından bütün bu şahsiyetlerin fikir ve idealleri, zamanımız ihtiyaçları ve şartları çerçevesinde yeniden yorumlanmalı, Türk dünyasının kültür hazinesine yeniden katılmalıdır. İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Hüseyinzade Ali, Mehmet Emin Resulzade, Zeki Velidi Togan, Sadri Maksudi Arsal, Ayaz İshaki ve daha niceleri, bu gibi şahsiyetlerin başında gelir. Bu gibi şahsiyetlerin geniş biyografileri hazırlanmalı, eserleri derlenip toparlanarak neşredilmeli, düşünceleri, teklifleri günümüz ihtiyaçları içinde yeniden değerlendirilmelidir. Bu fikir adamlarının geçmişte, Türkiye ile Türk dünyası arasında, bugün göz ardı edilemeyecek derecede önemli roller oynadıkları, sağlam bağlar kurdukları asla unutulmamalıdır. Eserlerinin yayımlanması, hayatı ve faaliyetlerinin araştırılması gereken şahsiyetlerin başında İsmail Gaspıralı gelir. Çünkü o, bütün ömrünü, gücünü ve servetini, Türklüğün, içinde bulunduğu cehaletten kurtulup gelişmesi için harcamıştır. Ortaya koyduğu “modernleşme” ve gelişme projeleri, günümüze de ışık tutacak niteliktedir. Biz bu sebeple, İsmail Gaspıralı Bey’in külliyatını derleyip neşre hazırlamak için 1999 yılından beri bir proje yürütüyoruz. Bu proje, başlangıçta Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde üniversitenin araştırma fonu imkânlarıyla yürütüldü. İlk olarak üniversitemizin katkılarıyla Amerika’dan Norman Ross adlı firmadan, Tercüman gazetesinin (1883-1917 yılları arası) mikrofilmleri satın alındı. Sonra şahsi imkânlarımızla Tercüman gazetesinin eksik sayılarının kopyalarını çeşitli ülke ve şehirlerdeki kütüphanelerden temin etmeye başladık. Bu çabalarımız sayesinde Tercüman gazetesinin diğer kütüphanelerde bulunanlardan daha mükemmel bir koleksiyonunu elde etmeyi başardık. Sıra, İsmail Bey’in bütün eserlerinin temin edilmesine, Tercüman koleksiyonunun mikrofilmlerden A3 ebadında fotokopi kâğıtlarına aktarılmasına; tespit edilen eserlerin eski harflerden okunması, bilgisayarda yazılması ve gerekli açıklamaların, notların eklenmesiyle neşre hazırlanmasına gelmişti ama bu aşamada artık üniversitemizin maddî imkânları yeterli değildi. Dışarıdan destek bulmamız gerekiyordu. Birkaç yere başvurmamıza rağmen bir sonuç alamadık.Sonunda Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı Başkanlığı’nda hazırlamış olduğumuz projeyi, T. C. Başbakanlığı’na bağlı Tanıtma Fonu Sekreterliğine sunduk. Görüşme imkânı bulduğumuz saygın devlet adamı, dönemin başbakan yardımcısı Dr. Devlet Bahçeli, “İsmail Gaspıralı Projesi”ni, Türk kültürüne hizmetin bir vesilesi olarak değerlendirip bizden yardım ve desteğini esirgemedi. Kendisine minnettarlığımızı ve şükranlarımızı özellikle belirtmeyi bir borç biliyoruz. Onun sağladığı maddî yardım olmasaydı bu proje asla gerçekleştirilemezdi. Projenin yürütülmesi aşamasında bizden yardımlarını ve tavsiyelerini esirgemeyen ve çalışmalarımızı dikkatle izleyen T. C. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü yetkililerine ayrıca teşekkür borçluyuz. Gerekli imkânları elde edebilirsek Tercüman külliyatını dijital ortama aktarıp, internet üzerinden araştırmacıların hizmetine açmayı planlıyoruz. Bu süre içinde Tercüman koleksiyonu tarafımızdan taranarak İsmail Gaspıralı’nın bu gazetede yayımlanmış imzalı imzasız bütün yazıları, eserleri (haber metinleri, küçük yazıları hariç) bir liste hâlinde tespit edildi. “İsmail Gaspıralı’nın Tercüman Gazetesindeki Yazıları” adını verdiğimiz bu eseri yayımlamak üzereyiz. Bu araştırmamızı daha başlangıç aşamasında iken anlayışla karşılayan, bize maddî ve manevî yardımlarda bulunan vefalı dostumuz Ali Bayram Bey’e; İzmir’deki İrfan Kültür ve Eğitim Derneği’nin muhterem başkanı Mehmet Altaylı’ya ve yönetim kurulunun değerli üyelerine; yıllardan beri Türk kültürü ile ilgili seviyeli eserleri okuyuculara ulaştırmada hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan Ötüken Yayınevi’nin başta Nurhan Alpay Bey olmak üzere değerli yöneticilerine, minnettarlığımı ve teşekkürlerimi bildirmekten kıvanç duyarım. Yayımlanan roman ve hikâyelerin gerek eski yazıdan okunmalarında, gerekse yapılan açıklamalarda elimizden geldiği ölçüde dikkatli olduk, titiz çalışmaya gayret ettik. Yine de gözümüzden kaçmış hususlar olabilir. Bu konularda bizleri uyaracak okuyucularımıza şimdiden teşekkür ederiz. Birinci ciltteki roman ve hikâyelerinin bu yeni baskısına İsmail Gaspıralı’nın İki Bahadır, Mükâleme-i Selatin ve Muhaceret-i Muhtazama ve adlı eserleri de eklenmiş bulunmaktadır. İsmail Bey’in külliyatını neşre hazırlama aşamasında benimle birlikte çalışan genç arkadaşlarıma, zaman zaman yardımlarını esirgemeyen öğrencilerimize de teşekkürlerimi bildirmek istiyorum. Pof. Dr. Yavuz Akpınar