Doğruluk sorunu, her ne kadar bilgi felsefesinin temel ve önemli konularından olsa da çoğu filozof, ya bu soruna yüz çevirmiş ya da onu geçerlilik, kesinlik gibi başka sorunlar bağlamında değerlendirmiştir. Bu sebeple doğrudan bu konuyu ele alan kaynak sayısı, beklenenden çok daha azdır. Oysa bilginin doğruluğu ve bu doğruluğun kıstaslarının bilinmesi, doğru bilgiye ulaşmada esas teşkil etmektedir. Üstelik bilgi felsefesindeki teorilerin, metafizik ve ahlak gibi felsefenin tüm alanlarında, hatta bilimin de bilgiyi ortaya koyma, doğru bilgiyi ayırt etmeye nice ihtiyaç duyduğu düşünülürse bu sorun daha da önem kazanmaktadır.Bilgi felsefesini sistemleştirmede önde gelen filozoflardan John Locke, zihnin işleyişini, sınırlarını ve bilgiyi elde etme şartlarını ortaya koyarken doğruluk sorununu da irdelemektedir. Filozofun doğruluk sorununa yaklaşımı, bu sorunun tarihî süreci, filozofu etkileyen belli başlı isimler, bilginin genel kavramlarının incelenmesinin yanında John Locke’un gerek bilgi görüşü gerek soruna getirdiği çözüm, temel boyutlarıyla tartışılacaktır. Locke’un bilgi felsefesinin ana hatları ve doğruluk anlayışının daha iyi kavranması amacıyla öncelikle bilginin ne olduğu, ana hatları ve bilgideki temel kavramlar incelenip ardından Locke’un bilgi felsefesinin oluşmasında rol oynayan temel görüş ve yaklaşımlar ele alınmaktadır. Bu bağlamda klasik doğruluk anlayışı, Locke’un getirdiği yeni yaklaşıve Yeni Çağ felsefe ve bilimindeki yaklaşımlar, yeni dünya tasarımının temel etkileri de incelenmektedir. Özellikle Descartes’tan itibaren öznenin dolayısıyla aklın bilgideki merkezî konumu, akıl ile her sorunun çözülebileceği ve doğruluğun kesinlik üzerinden anlaşılıp açıklanabileceği vurgulanırken Locke ile yine aklın merkezî konumu kabul edilmekte ancak o bilginin oluşması için esas olarak tecrübelere ihtiyaç duyulduğunu savunmaktadır. Bilginin, tek başına aklın yahut tecrübenin ürünü değil aklın tecrübe ile kazanılan verileri düzenlemesiyle oluştuğu görüşündedir. Doğruluk da elbette bu çerçevede, fikirler arasındaki ilişkide konumlanmaktadır. John Locke’un bilgi ve doğruluk anlayışı ile alana olan katkısının inceleneceği bu araştırmanın, konuyla ilgili sorunlara faydalı olmasını ümit ederek çalışmanın oluşmasında büyük destek veren ve lisans döneminden beri öğrencisi olduğum,felsefede kendine has bakış açısına sahip, örnek hoca kişiliği ile her zaman ufkumu açan, felsefe yapmanın aynı zamanda kavramlarla olması hasebiyle dil hassasiyetini sürekli vurgulayan ve felsefede yol almamı sağlayan değerli merhum hocam Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı’ya ne kadar teşekkür etsem azdır. Engin bilgisi ve felsefi bakışıyla çalışmalarıma olan katkısı, desteği ve yol göstericiliği için kendisine minnettarım.TÜBİTAK 2214/A Doktora Sırası Araştırma Bursu sayesinde, 2015’te, bir seneliğine gittiğim İngiltere University of London College’ın (UCL) felsefe bölüm başkanı ve değerli hocalarından olan Prof. Dr. Jose Zalabardo ile çalışma fırsatı yakaladım. Tüm yoğunluğuna rağmen bana zaman ayıran, Londra’da kaldığım süre boyunca çalışmalarımla ilgili sorulara sabırla yanıtlar veren, yorum ve önerilerini sunan Prof. Zalabardo’ya katkıları için teşekkür ederim. Burada Senate House başta olmak üzere birçok kütüphanede araştırma fırsatı yapmamı ve yurt dışında çalışmalarıma destek sağlamaları dolayısıyla TÜBİTAK kurumu çalışanlarına teşekkür ederim.İlk hocam olduğu ve yaşadığı süre boyunca beni desteklediği için bu çalışmamı sevgili annem merhume Leyla Kılıç’a ithaf ediyorum.