Günümüzde analitik felsefe geleneği içerisindeki filozofların çalışmalarında zihin felsefesi alanına daha çok odaklandığını görmekteyiz. Dolayısıyla, temel ilginin dil felsefesinden zihin felsefesine kaydığını ifade edebiliriz. Bu değişimi Searle’ün akademik çalışmalarında da görmek mümkündür. Nitekim Searle de bazı tarihsel sebeplerden dolayı, zihin felsefesinin çağdaş felsefede merkezî bir konuma geldiğini ve çalışılması gereken önemli bir alan olduğunu düşünür. Bu doğrultuda, Searle’ün de ilk çalışmalarında dil felsefesi üzerine daha özelde de söz edimleri kuramına (speech act) yoğunlaştığını, sonrasında ise hem dil kuramını tamamlamak hem de zihin felsefesi hakkında yapılan çalışmalardaki yanlışlara dikkat çekmek ve alternatif çözümler ortaya koymak adına zihin felsefesi alanında çalışmaya başladığını söyleyebiliriz. Searle, zihin felsefesi çalışmalarında geleneksel zihin-beden problemine ilişkin çözüm olarak önerilen yaklaşımların hemen hemen tamamını eleştirir. En temelde de düalist ve materyalist yaklaşımları ve bunların içindeki farklı ekolleri de eleştirerek bunlarla bir hesaplaşmaya girişir. Bu noktada da zihin felsefesinde “zor problem” olarak nitelenen “bilinç ve bilince ait öznel deneyimlerin” beyinde nasıl gerçekleştiğinin açıklanmasına ilişkin, düalizm ve materyalizmin çelişkilerine düşmeden biyolojik ve nörobiyolojik temelli bir açıklama sunar. Aynı zamanda zihin felsefesinin önemli konularından olan yapay zekâ tartışmasını da ele alır. Bu doğrultuda da “‘zayıf yapay zekâ” ve “güçlü yapay zekâ” ayrımı yaparak ortaya koyduğu “Çin Odası” argümanı üzerinden de güçlü yapay zekâ argümanını ve savunucularını eleştirir. Diğer taraftan da zihin felsefesinin temel problemlerinden olan iii “diğer zihinler problemini” ve özellikle de “özgür irade” problemini detaylı bir biçimde değerlendirir. Son olarak şunu belirtmem gerekir ki Türkiye’de zihin felsefesi bağlamında yapılan çalışmaların arttığı görülmektedir. Ancak bu çalışmaların daha çok makale, tez ya da çeviri düzeyinde olduğu ifade edilebilir. Dikkat çektiğim bu husus J.R. Searle için de geçerlidir. Bu doğrultuda, bu kitabın yazılmasındaki temel amaç, zihin felsefesindeki temel kavramları ve problemleri Searle’ün zihin felsefesinden ve farklı filozoflardan hareketle detaylı bir biçimde karşılaştırmalı olarak ortaya koymaktır. Dolayısıyla kitabın içeriği Searle ile sınırlı kalmamakta, aynı zamanda zihin felsefesinin temel problemleri ve yaklaşımlarına değinen önemli birçok zihin felsefesi filozofunun düşüncelerini de içermektedir. Özetle bu kitabın yazımında, Searle’den hareketle zihin felsefesindeki problemlerin daha kapsayıcı ve detaylı bir biçimde ortaya konulması ve bu doğrultuda da kendi alanında Türkçe literatüre katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Aynı zamanda dileğim, bu kitabın genel anlamda lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyindeki bütün felsefe öğrencilerine, daha özelde de özellikle dil felsefesi, zihin felsefesi, nörofelsefe, özgür irade ve yapay zekâ çalışmaları ile ilgilenen öğrenci ve akademisyenlere katkı sağlamasıdır. Bu kitabın yazımı sürecinde bana sabır göstererek desteklerini benden esirgemeyen eşim Zümrüt Çelebi ve biricik oğlum Muhammed Haydar Çelebi’ye sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Son olarak beni yetiştiren babam Ali Çelebi ve annem Kaniye Çelebi’ye dualarıyla her zaman yanımda olmalarından ve verdikleri desteklerden dolayı teşekkürlerimi ve hürmetlerimi arz ediyorum.