1991 yılında Amerika Irak’ı işgal ettiğinde, savaşı canlı olarak televizyon kanallarından seyrederken yaşadığımız korku ve dehşeti hâlâ hatırlıyorum. Scud füzeleri, Patroit füzeleri, kimyasal gazlar, gaz maskeleri, sığınaklar, bombalar, karaharekâtları… Tüm bunlar Körfez Savaşı denilince çoğumuzun hafızalarında hâlâ canlılığını koruyan olaylar… O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Savaşlar, çatışmalar,acılar anbean kameralar aracılığıyla sanki evlerimizde cereyanetti. Ancak hiçbiri televizyonları başında olan milyonları 15Temmuz akşamı kalkışılan darbe teşebbüsü kadar sarsmadı.Şaşkınlık ve hayret içindeydik zira canlı olarak ekranlardanbir darbeyi izliyorduk… Alçaktan uçan jetler, köprüleri kesenaskerler, bir biri ardınca gelen bombardımanlar, helikopterlerden taranan, tanklarla ezilen insanlar… O gece yaşanandehşeti anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıyor. Olayların cereyan ettiği Ankara ve İstanbul’da insanlar dehşet dolu saatleri bizzat görerek yaşayarak şahit olurken, ülkenin geri kalanıtelevizyonlar aracılığıyla meşum darbeyi takip ettiler. Herkespanik, korku ve şaşkınlık içinde ne yapacağını bilemezkenyine televizyon ekranlarında Cumhurbaşkanımızın seslenişiile olayların akışı değişti. İşte o dakikadan sonra şaşkınlığı üzerinden atan insanlarşanlı bir direnişe başladı. Artık herkes nereye gideceğini, neyapacağını bilerek evlerinden meydanlara akın akın koşmayabaşladı. Tarih tekerrür ediyor ve ülkemizi işgal girişimi inceplanlar ve hesaplarla uygulamaya başlanıyordu. Kurtuluş Savaşı vermiş bir millet, yüzyıllık bir aradan sonra tekrar birvaroluş mücadelesi ile karşı karşıya idi. Bu kadim topraklar,nice savaşlara, isyanlara, ihanetlere ve işgallere sahne olmuştuancak bunun benzeri bir ihaneti hiçbir kitapta bulmak imkândâhilinde değildi. Örgütlü nifak hareketi olarak adlandırabileceğimiz bu ihanet şebekesi 40 yıllık bir hazırlık ile bu geceyibeklemişlerdi. Oyun çok büyüktü ama hakikat şu ki Allah’ınyardımı ile bu millet tüm bunlara karşı duracak bir imanlakuşanmıştı o gece…15 Temmuz gecesi hepimiz için uzun ve karanlık bir geceydi ve çok şey gördük, çok şey yaşadık… Yaşananlar elbettebunlardan ibaret değildi. Sadece hatırlatma babından yazdıklarımız… Zira o gece ülkemizin tarihinde olduğu kadar herbirimizin kişisel tarihinde derin izler bırakan olaylar cereyanetmişti. Hiçbirimiz 16 Temmuz sabahı aynı kişi değildik.Yaşanan büyük musibet bir taraftan bizi sarsmış ancak diğertaraftan daha uyanık, daha basiretli ve daha cesaretli kılmıştı.Bu örgütlü nifak hareketi hepimizin idraklerini canlandırmış,tüm bir millet vatanını muhafaza ve müdafaa etme davası etrafında kenetlenmişti.Darbe girişimi ile şu gerçeği de anlamış olduk ki; bu topraklar kıyamete kadar sürecek hak ve batılın mücadelesinintam da merkezinde yer alıyordu. Medeniyetlere beşiklik etmiş bu kadim topraklar üzerinde hadsiz hesapsız hesaplar veplanlar vardı ve olmaya devam edecekti. Onların planlarını vehesaplarını bertaraf etmek ancak ülke olarak birlik olduğumuz gibi ümmetçe de omuz omuza verdiğimizde mümkünolacaktır.Nice tarihi olaya şahitlik etmiş coğrafyamızda 15 Temmuz’da yeni bir tarih daha yazıldı. Bu tarihi olayların canlı tanıkları olarak yaşadıklarımızı ve gördüklerimizi, hissettiklerimizi kayıt altına almanın lüzumu her türlü izahtan varestedir.Zira o gece yaşananlar her birimizin kişisel tarihinde derinizler barındırıyor. Bunları gün yüzüne çıkarma hem tarihenot düşmek hem de gelecek nesilleri benzer tehlikelere karşıuyarma sorumluluğunun bir gereğidir zannımca. Elinizdekibu kitap da bu düşüncelerin sonucu ortaya çıktı.Darbe girişiminin önlenmesinde herkes üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. En değerli varlığını, canını ortaya koydu.Bundan daha ötesi yok. Ancak kadınların bu konudaki haklarını da teslim etmek gerekiyor. Onlar evlerinden çıkma konusunda tereddüt göstermedikleri gibi direnişin ön saflarındayer alarak örgütlü nifak hareketine geçit vermediler. Dolayısıyla o gece yaşananlara kadınların gözünden bakmak istedik.Kadınların şahitliğinde darbenin nasıl okunduğu anlamayaçalıştık.Kolektif bir çalışma olduğu için benzer olaylar sebebiyletekrarlar yer almakta ancak benzer olayları farklı kalemlerdenokumak da olayı çeşitli boyutlarıyla görmek açısından faydalıolacağı kanaatindeyiz. Bu bir darbe tarihi veya değerlendirmesinden ziyade bizim kişisel tarihimizde darbenin izlerinisürmek ve şahitliklerimizi kayıt altına alma gayretidir. Gayretbizden takdir Allah’tandır.