Kutsal metinlerde kainatın özü, cevheri olarak yer alan su saflaştırma, yeniden hayat verme, günahlardan temizleme ile beraber biçimleri çözüp yok etmekudreti sayesinde aynı zamanda en mükemmel öldürücü olarak belirtilmiştir. Susığ ya da derin, hayat veren ya da öldüren olabilir1. Suyun hem hayat veren hemde hayatın sonlanmasına neden olan ikili özelliği, kutsal ve edebî metinlerde karşımıza çıkmaktadır. Kur’an’da Nur Suresi 45. ayette Allah’ın hareket eden hercanlıyı sudan yarattığı yer almaktadır. Türk mitolojisine göre evren ve içinde yeralan tüm canlılar sudan türemiştir. Dünyanın sonu ise her yerin su ile kaplanmasıanlamına gelen tufan ile gelecektir2.Su ile insanın ayrılmaz bağı tarihsel süreç içinde suyun yaşamsal önemineilave olarak sudan yararlanma ve suyun öngörülemez etkisinden korunmayadönüşmüştür. İnsanlık tarihinde tarımsal üretimin yaygınlaşmasıyla birlikte yerleşim koşullarından su kaynaklarına yakınlık en önemli ölçüt hâline gelmiştir.Arkeolojik bulgularda medeniyetlerin merkezi hâline gelmiş kentlerin akarsuların kenarlarında kurulmuş olması bir rastlantı değildir. Eski kıta olarak anılanAvrupa’ya baktığımızda da bugün de hemen tüm şehirlerin nehir kıyısında yeraldığını görürüz. Devletin ortaya çıkışını suyu kontrol etme ve bu sayede artıdeğer yaratma faaliyetine dayandıran devletin kökenine yönelik teoriler3 de mevcuttur. Devletin kökenini su ve sulama faaliyetine dayandıran görüşe göre büyükmiktarda suyu kontrol altına alma faaliyeti etkin bir yönetim ve organizasyonyapısı gerektirmiştir. Hidrolik ekonomi olarak adlandırılan bu organizasyonunkuruluşu büyük ölçekte işbölümü, toprağın işlenmesi ve iş birliğini gerektirdiğiiçin devletin yönetimsel rolü gelişmiştir4. Su kaynaklarının denetimi için tarihboyunca devletler birbirleri ile mücadele etmişler, anlaşmazlık durumunda ise savaşmaktan kaçınmamışlardır5. Su ile ilgili büyük ölçekli yatırımlar devletlerinen esaslı bayındırlık hizmetleri içinde yer almıştır6.Mısır’da M.Ö. 1800 dolaylarında Nil Nehri’nin taşkınlarından korunmak vefazla suyu kuraklık döneminde kullanmak amacıyla su tesislerinin yapıldığı bilinmektedir7. Hititler pişmiş toprak boruları birbirine kil ile yapıştırılması yöntemini kullanarak kanalizasyon sistemi yapmış ve atık suyu ana kanal yardımıylaşehir dışına akıtmışlardır8.Roma İmparatorluğu’nda sürekli rejimi olan akan sular özel mülkiyet konusu dışında tutulmuş ve kamunun ortak kullanımına açık mal olarak ele alınmıştır9. Sarnıçlar yağmur ve kaynak sularını toplamanın yanı sıra birinden diğerinegeçerken suyun temizlenebileceği düşüncesiyle arıtma sistemi olarak da değerlendirilmiştir. Kaynak suları sarnıçlarda toplanıp bekletilerek katı maddelerdenarıtılmış, su belirli bir süre dinlendirilip havalandırılmasının ardından dağıtımıyapılmıştır10.İslam coğrafyasında ise suyun yeri, İslam hukukuna, şeriata dayanmaktadır.Arapça’da şeriatın anlamı “suya giden yol”, diğer bir deyişle hayatın kaynağına giden yolu ifade eder11. İslam hukukunda sular üzerinde özel mülkiyet kabuledilmemiştir. Örf, âdet ve teamül gündelik hayatın şekillenmesinde büyük önemtaşıdığından fiilî olarak su kaynağından yararlanma mülkiyet hakkıymış gibi korunsa da hukuki statüsü kullanım hakkı olarak yer almıştır12.İbn Haldun (1332-1406) Mukaddime adlı eserinde suyun insanın hayatındaen fazla ihtiyaç duyduğu şey olduğundan şehirlerin su kaynakları yakınına kurulmasının çok büyük fayda sağlayacağını ifade etmiştir. Bununla beraber durgunpis kokulu sudan, gölet ve bataklıktan hastalık yayılabileceği düşüncesiyle uzak durulması gerektiğini belirtmiştir13. İbn Haldun’un gençliğinde şahit olduğu sukaynaklı salgın hastalığın bu düşüncesinde etkili olduğu14 düşünülmektedir.Bizans döneminde suyun mahzen ve sarnıçlarda saklanmasını ifade eden durgun su kültürü yerini Türklerin İstanbul’u fethiyle beraber çeşmeler ve diğer suyapıları ile akan su kültürüne bırakmıştır15.Osmanlı’da 1870 yılına kadar hanelerde su tesisatına çok nadir olarak rastlanmaktaydı. Evsel nitelikli su ihtiyacı bahçe kuyularından, meydan çeşmelerindenkarşılanmaktaydı. Meydan çeşmelerinin artışı mahalle kültürünü terk edilip şehirkültürüne geçiş yapıldığının bir göstergesi16 olarak kabul edilmektedir. OsmanlıDevleti’nde bayındırlık, temizlik ve aydınlatma gibi kentsel hizmetlerin yerinegetirilmesi için gerekli örgütlenmelerin oluşturulması günümüzdeki ve aynı dönemde Batı Avrupa’da var olan belediyecilik yapısından farklı olarak gerçekleşmiştir17. Osmanlı’da kentsel su hizmetleri özel vakıf hukukun geçerli olduğuvakıf yapısında örgütlenmiş olsa da siyasi otoritenin gözetimi altında bulunmaktaydı18. Bu hizmetler; halkın katılımının söz konusu olmadığı merkez tarafındanatanan kadıların denetim ve sorumluluğu altında, alanında uzmanlaşmış lonca vehayır için kurulan vakıflar tarafından yerine getirilmekteydi19. Kentsel hizmetler kadı-vakıf-lonca temelinde Tanzimat Dönemi’ne kadar küçük değişikliklerlehizmet vermeye devam etmiştir. T. Kuran; hızla değişen kent ihtiyaçlarına geleneksel vakıf kurumlarının zamanın koşullarına uyum sağlamada yetersiz kaldığıbelirtmiştir20. Anadolu kültüründe “su getirmenin” ya da çeşme yaptırmanın hacca gitmeye eş değer olduğu, çeşmeden her faydalanıldığında kazanılan sevabınartacağı öğretilmektedir21. Su sağlayan vakıfların kurulmasıyla ilgili bu isteğinkanalizasyon hizmeti için geçerli olmadığından kullanılmış su kıyı kesimlerde denize diğer yerlerde bahçe içine açılan kuyulara verilmiştir. 1826’da Vakıf Bakanlığının kurulması ile vakıf sular merkezi idareye sahip olmuştur. Su bentlerinin temizlenmesi ve korunması amacıyla “su yolcuları” çalışmakta, yaptıklarımasraf karşılığında vakıflardan tahsilat yapmaktaydılar. Su yolcuları, bakanlığınkurulmasından sonra maaşlarını Hazine’den almaya başlamışlardı22. 1873 yılında Osmanlı vatandaşı Terno Bey’in kurduğu Dersaadet Su Şirketine su getirmeve dağıtma imtiyazı verildi. Şirket ancak 1933 yılında İstanbul Belediyesindebulunan sular idaresine hak ve imtiyazlarıyla bağlandı23. İSKİ tipi özerk bütçeliayrı tüzel kişiliğe sahip kanalizasyon idaresinin yapısında Osmanlı Devleti’ndekiimtiyazlı şirketlerin etkisi olduğu düşünülmektedir.Sanayi Devrimi’nin ilk zamanlarında İngiltere’de iş ve kazanç imkânlarınınkentlerde gelişmesi pek çok insanın ailesi ile beraber dar mekanlarda yaşamayabaşlamasına neden olmuştur. Modern kent altyapısı henüz şekillenmeden öncekent merkezlerinde yoğunlaşan nüfus; kullanım amaçlı hanelere verilen su ileevsel atıkların bırakıldığı su kaynağının birbirine karışması nedeniyle çok kısasürede ölümle sonuçlanan kolera gibi pek çok salgın hastalığa maruz kalmıştır24.British Medical Journal’ın tıptaki en önemli gelişmenin ne olduğu ile ilgiliyaptığı anketten “sağlığı koruma” sonucu çıkmıştır. Sağlığı koruma, kirlenmemişsu, sağlıklı atık toplama sistemi, hijyen amaçlı diğer uygulamalar sonucunda insanın sağlıklı bir çevrede yaşaması anlamına gelmektedir25. Sanayi Devrimi’ninbaşlarında insanların iş olanaklarına ulaşmak için tercih ettikleri kent merkezlerindeki yaşam sağlıklı çevrede yaşama hakkına engel olmuştur. Tarihsel gelişimiçinde evsel kullanım sonucu ortaya çıkan kirlenmiş suyu arıtma gerekliliği sukaynaklarına bağlı olarak hastalıkların; yaşam kalitesini ve uzunluğunu etkilemesi ile ortaya çıkmıştır. Su kaynaklarının temizliği ve halk sağlığı arasındakiilişkinin farkına varılarak merkezî ve yerel yönetimlerin kentsel altyapı inşasıiçin gerekli yatırımlara kaynak tahsis etmesi uzun zaman almıştır.Bu çalışmanın amacı, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamanın anayasal birhak olarak kabulünün gerekliliği olarak yerel yönetimlerin sorumluluğu olan evsel atık su arıtımının Türkiye çapında yaygınlaştıracak örnek bir atık su yönetimmodelinin bileşenlerini ortaya koymak ve Türkiye’de yer alan kentsel atık suyönetiminin siyasi ve ekonomik araçlarını ele alıp öneride bulunmaktır. Bu çalışmanın amacı dünyadaki ve Türkiye’deki kentsel atık su yönetiminde önem arzeden husuları ortaya koyarak; - Türkiye’de atık su tesislerinden etkinlik değeri iyi olan ve geliştirilmeyeihtiyacı olanları belirlemek,- Yüksek etkinlik değerlerine sahip olan atık su tesislerini, düşük etkinlik değerlerine sahip olanlara hedef gösterebilmek,- Yönetim şekli, arıtma teknolojisi gibi benzer nitelikte olan tesisleri birbirleriile karşılaştırmak,- Orta ve üst düzey yöneticiler dışında yer alan iş âlemi, halk, yazılı ve görselbasın, finansal kurumlar gibi tüm paydaşları bilgilendirmek,- Merkezî, yerel ve uluslararası kaynakların farklı oranda birleşimi ile yapılan yatırımların, tesisin işletilmesi yerel yönetime bırakıldığında beşerî ve maddikaynakların yetersizliğine çözüm olabilecek ortak iş birliklerine, bilgi ve veripaylaşımına teşvik etmektir.Çalışmanın ikinci bölümünde, tatlı su kaynaklarının dünya üzerinde sınırlıoluşu ve buna ilave olarak çok düşük bir oranının kullanılabilir olduğu mevcutdurum olarak ortaya koyulmuştur. Bunun yanında su talebini etkileyen faktörlerolarak birbirini besleyen nüfus ve kentleşme olguları yer almaktadır. Ekonomikolarak gelişmiş ülkelerin kentleşme oranlarına bakıldığında, istisnasız kentsel nüfusun fazlalığı göze çarpmaktadır. Ekonomik gelişme kentsel nüfusun da artışınıberaberinde getirmektedir. İnsanların yoğun olarak kentlerde yaşamaya başlaması, kentsel altyapının yoğun nüfusun yaşamına uygun hâle getirilmesi gerekliliğini meydana getirmiştir. Kentsel nüfusun değişen yaşam biçimleri giderek dahafazla su tüketimine bağlı kalıplara dönüştüğünü, su tüketimi artışının sadece nüfus artışı ile açıklanamayacağını, son yüz yılda nüfusun üç kat artmasına rağmensu tüketiminin yedi kat artmasından anlaşılmaktadır. Bu koşullarda kullanılan suyun yeniden kullanıma uygun yapıya dönüştürülmesinin ne kadar önemli olduğu,kaynağın sınırlı oluşu ve ikamesinin bulunmadığı gerçeği ile birlikte değerlendirilmektedir. %99’u su olan atık suya günümüzdeki yaklaşım onu bir sorun olarakalgılamak yerine su ve enerji kayanğı olarak değerlendirmek, doğaya ve insanazarar vermeyecek biçimde dönüştürmektir.Çalışmanın üçüncü bölümünde su kullanımının sektörel tahsisi ele alınmıştır.Evsel, tarımsal ve endüstriyel amaçlı kullanım arasından çalışma kapsamında evsel amaçlı su kullanımı özel öneme sahiptir. Gelişmiş ve temiz su kaynaklarınınulaşılabilir düzeyde olması günümüzde bir insan hakkı olarak kabul edilmektedir.İnsan hakları kavramının yıllar itibarıyla gelişimiyle su ve sanitasyon hakkı vebuna ait altyapının devletten talep edilebilmesi de aynı kapsamda yer almıştır.Atık su arıtma hizmetinin kamunun kontrolünde olma nedenleri ifade edilmiştir.Bu nedenlerden ilki sektörün rekabete uygun olmayan doğal tekel özelliğidir. Atık suyu arıtmanın dışsallığı, kamusal mal olma özelliği, insan hakkı olarak yeralması ve sosyoekonomik kalkınma ile ilişkisi kamunun kontrolünde olmasınındiğer nedenleri olarak açıklanmıştır.Dördüncü bölümde atık su yönetimi ile paydaşları endüstriye genel bir bakışlaele alınmıştır. Etkili atık su tesislerinin amaçları, yönetimde fark yaratabilecekanahtar değişkenler ele alınarak atık su yönetiminde stratejik planlarda önem arzedebileck konulara yer verilmiştir. Atık su arıtmanın maliyetini belirleme ve bunumaliyet bileşenlerine dağıtma özellikle performans esaslı bütçeleme açısındanönem arz etmektedir.Beşinci bölümde atık su altyapı finansmanının kamu kesimi ve özel kesimkatılımlı finansman alternatifleri ele alınmıştır. Kamu sektörü atık su finansmanını kurum geliri ya da kısa ve uzun dönem borçlanmadan karşılamaktadır. Kamusektörünün yanında özel sektör katılımlı finansman seçenekleri de sakıncaları vefaydaları ile beraber ele alınmıştır. Özel sektör katılımı hizmet sunumu ve projeteslimi olmak üzere iki farklı başlık altında incelenmiştir. Özel sektör katılımından etkinlik düzeyinde artış, maliyet ve zaman tasarrufu gibi beklenen faydalarınatık su arıtma hizmetinin özelliklerini de göz önünde bulundurarak sağlanıp sağlanmadığı tartışılmıştır.Altıncı bölümde Türkiye’de atık su yönetiminin genel çerçevesi çizilerekkentsel atık su yönetiminin politika araçları ve ekonomik araçlar ele alınmıştır.Politika araçları olarak kurumsal yapı, yasal mevzuat, stratejik planlar ve kalkınma planları açıklanmıştır. Ekonomik araç olarak atık su arıtma tesislerininyatırımı ve işletilmesinin finansmanı ve bu finasman araçlarının merkezî ve yerel yönetim üzerindeki etkisi ele alınmıştır. Atık su tesisleri inşaası hızla devamederken yapımı tamamlanmış ancak işletmeye alınmamış ya da iyi yönetilmeyentesislerin varlığı, kamu kaynaklarının etkin olmayan kullanımına ve ortak malolan su kaynaklarının kirlenmesine neden olduğu tespitinde bulunulmuştur.Yedinci bölümde, kamu kaynaklarının etkin kullanımının sunulacak kamumalının birim fiyatını düşürerek aynı kaynakla daha fazla kişiye hizmet vermeyisağlayacağı için kaynak tahsisinde hem etkin hem de eşitlikçi sonuca ulaşmada araç olacağı düşüncesi ifade edilmiştir. Bu çerçevede, büyükşehir belediyelerinde yer alan özerk bütçeli ve ayrı tüzel kişiliğe sahip kanalizasyon idareleribünyelerinde daire başkanlığı ya da bağlı tesis olarak yer alan atık su tesislerinin işletilmesinin teknik, ölçek ve toplam etkinliği ele alınmıştır. Etkinlik karşılaştırmasında parametrik olmayan, diğer bir ifade ile olasılık dağılımı, bağlayıcıformülasyon içermeyen veri zarflama tekniği kullanılmıştır. Özel işletmelerde“kâr” verisi işletmenin başarısı, performansıyla ilgili belirli düzeyde fikir verirken kamu kesiminde yer alan tesislerin etkinliğini ölçmek için bunun dışında ve genellikle birden fazla çıktı kullanmanın analizin daha sağlıklı olmasını sağladığı ifade edilmiştir. Atık su tesislerin etkinliğini belirlerken girdi olarak işletmemaliyetlerinin yanında metrekare olarak kapladığı alan da değerlendirilmiş, çıktıolarak ise tesisin kapasitesine bağlı olarak günlük arıtılan su miktarı ile hizmetverilen nüfusa yer verilmiştir. Su ve atık su tesislerinin etkinliğini ölçmek üzerediğer coğrafyaları esas alan çalışmalara yer verilmiştir. Literatüde veri zarflamaanalizinin girdi yönelimli modelinin yoğun olarak kullanıldığı görülmüştür. Girdiyönelimli VZA modelinin, yönetimin hizmet üretimi sırasında kullandığı üretimfaktörlerini, etkinliğini arttırmak için nasıl kullanması gerektiği ile ilgili hedefbelirlemesinde rehber olabileceği düşünülmektedir.Sonuç bölümünde tüm bölümlerde önem arz eden hususlar çerçevesindemodel kapsamında ortaya çıkan sonuçlar ele alınarak genel bir değerlendirmeyapılmıştır.