Doğu Roma İmparatorluğu ile neredeyse iki bin yıllık bir dönemi içine alan ve insanlık tarihinde önemli bir yer edinen Roma, mitolojik unsurlarıyla yoğrulmuş dini, kültürü ve hukuku ile hem dünyayı hem de Batı medeniyetini derinden etkilemiştir. Roma toplumunun dininin, kültürünün ve hukukunun anlaşılması demek, günümüz Batı dünyasının oluşturduğu medeniyetin ve bu medeniyetin ortaya koymuş olduğu etkilerin daha iyi anlaşılması demektir. Bu anlamda Hıristiyanlığı araştıran Dinler Tarihi araştırmacısı için Roma tarihi, göz ardı edilemez bir dönemdir. Geç Antik Çağ döneminde Hıristiyanların Roma’nın önemli bir unsuru olmaya başlama süreci sadece Hıristiyanlık açısından değil, Roma tarihi açısından da önemli olduğundan, dönemin imparatoru Konstantin’in Hıristiyanlık ve Hıristiyan topluluklar ile olan ilişkisi üzerinde durmak oldukça önemlidir. III. ve IV. yüzyıllarda hem Hıristiyanlık hem de Hıristiyanlığa mensup topluluklar, siyasi-politik ve teolojik tartışmaların odağında büyük değişimler geçirmiştir. Bu dönemde I. Konstantin’in Hıristiyanlığı koruması ve desteklemesi, yeni bir miladın başlangıcı olmuştur. Çünkü Konstantin dönemine kadar Hıristiyanlar, kökeni Etrüsklere kadar uzanan Roma’nın geleneksel inançlarının ve pagan geleneklerinin nüfuzu altında varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bununla birlikte ilk yüzyıllardan Konstantin’in yaşadığı döneme kadar pek çok imparatorun şüpheci tutumuna ve baskıcı yönetimine maruz kalmışlardır. Konstantin ise önceki imparatorların aksine Hıristiyanlara yönelik olumlu tutumlar sergileyerek Hıristiyanlığa ve onun müntesiplerine yönelik benzeri olmayan yeni bir ilişki türü ortaya koymuştur.Konstantin pek çok sorunu ve engeli aşarak imparator olduğunda, öncelikle Hıristiyanlara özgürlük veren Milan Fermanı’nı ilan etmiştir. Bu dönem Hıristiyanların dinlerinin gereklerini yerine getirme ve anlatma konusunda kendilerini daha rahat ifade etmelerine olanak sağlamıştır. Özellikle İsa’nın doğasına yönelik tartışmalar, Hıristiyan toplulukların kendini rahat ifade ettiği ve yayıldığı bu dönemlerde artmıştır Hıristiyan toplulukların elde ettiği nüfuz akabinde mevcut dinsel ve fikirsel çeşitlilik tartışmalara yeni boyutlar eklemiştir. Bu tartışmalar, Roma’nın dini-kültürel dokusunun yanında, senkretik ve gnostik öğelerin yoğunlukta olduğu bir ortamda hız kesmemiştir. Hıristiyan tarihinde derin bölünme ve ayrılıkların yaşandığı bu dönem, sonraki yüzyıllarda pek çok dini hareketin, mezhebin ortaya çıkmasına da yol açmıştır. İmparatorun politikaları ve müdahaleleriyle etkin bir rol kazanan Hıristiyanlık, bu derin ve felsefi problemlerin odağında kalmıştır. Konstantin döneminde İsa’nın doğasının ne olduğu konusundaki münakaşaların çoğalması, kiliselerde ayrışmalara ve gruplaşmalara yol açmıştır. Bu yüzden imparatorluğun birliğine ve bütünlüğüne zarar verdiği kaygısından hareketle Konstantin, sahip olduğu siyasi konumunu ve yetkilerini de kullanarak İznik’te büyük bir konsilin toplanmasını sağlamıştır. Böylece İznik’te yapılan bu toplantı aracılığıyla Hıristiyan toplulukları topyekûn etkileyecek kararların alınması, Hıristiyan teolojisinde yeni tartışmaların çıkmasına sebep olmuştur. Bu tartışmaların en yoğun yaşandığı İznik Konsili, Hıristiyanlık tarihi ve onun ilahiyatı içinde önemli değişimleri başlatan ilk ekümenik Konsil olma özelliğine sahiptir. Bu Konsil, Hıristiyan tarihinde derin izler bıraktığı gibi dünya tarihindeki önemli olaylar arasında da yerini almıştır. Tarihte önemli bir yere sahip olan Konstantin’in imparator oluşu, Roma tarihine ve Hıristiyanlık üzerine yarattığı etkileri açısından incelenmeye değer bir konudur. “I. Konstantin’in Hıristiyan Teolojisine Etkileri” adlı doktora çalışması neticesinde ortaya çıkan bu kitabın oluşmasında pek çok değerli insanın katkısı olmuştur. Başta değerli hocam Prof. Dr. Mustafa BIYIK olmak üzere bu eserin hazırlanmasında desteğini esirgemeyen tüm dostlarıma teşekkür eder, ayrıca maddi-manevi desteğini esirgemeyen annem ile bu süreçte kaybettiğim merhum babama şükranlarımı sunarım.