Krizler günümüzde hem işletmeler hem de ülkeler için en öncelikli tehditlerdir.Özellikle küreselleşme ile beraber bir ülkede yaşanan bir kriz, lokal olmaktan çıkmış,domino taşı etkisi göstererek bölgesel, hatta evrensel bir tehdit faktörü hâline dönüşmüştür.Bilindiği gibi siyasi şiddete dayalı (terörizm), siyasal, ekonomik, doğal afete dayalıkrizler başlıca “dışsal krizler” olarak nitelenmektedir. 2019 sonundan itibaren önceÇin’de sonra tüm dünyada etkisi görülen COVID-19 ise yine bir diğer dışsal kriz türüolan biyolojik krizlere bu noktada verilecek çarpıcı bir örnektir.Dünya Sağlık Örgütü’nce “pandemi” olarak belirlenen COVİD-19, ekonomik, sosyal hatta siyasal yönlerden ülkeler üzerine bir kâbus gibi çökmüş, olumsuz etkilerinitüm bir yıl (2020) hissettirmiş, bu satırların yazıldığı zaman dilimine dahi yansıtmıştır.Bu süreç, krizlerin yalnızca işletmeler ve ülke ekonomileri üzerindeki etkileriyle sınırlıolmadıklarını göstermiş, toplumlar üzerinde de sosyal ve psikolojik yıpratıcı özelliklergösterdiğini, hatta yaşlı nüfus başta olmak üzere toplumların demografik yapılarına dahimüdahale ettiğini belirginleştirebilmiştir.İşte bu denli önemli olan “kriz” ve “kriz yönetimi” kavramlarının genelde sektörler, özelde ise işletmeler ile yerel yönetimler perspektifinden irdelendiği elimizdekikitap, güncelliğini koruyan ve koruyacak bir çalışmadır. Gerek içinde bulunduğumuzzaman dilimine gerekse gelecekteki olası krizlere karşı yöneticiler için bir rehber, araştırmacılar için de bir kaynak niteliğindedir.Bu kitabın yazılmasında emek veren kitap editörleri Sn. Doç. Dr. Osman Yılmazve Sn. Dr. Mustafa Aslan başta olmak üzere tüm bölüm yazarlarını böyle bir konuyuörneklerle ve çok disiplinli bir yaklaşımla ele aldıkları için kutluyorum. “Kriz ve Yönetimi” kitabının tüm okuyuculara ışık olmasını diliyorum. Saygıyla, sağlıkla.