Hz. Muhammed’in hayatını öğrenmek herhangi bir toplum liderinin veya devlet başkanının hayatını öğrenmek gibi değildir. Çünkü Hz. Muhammed’in hayatı her şeyden önce herhangi bir lider hayatı değil bir “Peygamber” hayatıdır. Onun hayatının yazılması ve öğrenilmesi peygamber olması sebebiyledir. Dolayısıyla Hz. Muhammed’in hayatı veya bu hayata özel ad olan siyer sadece bir ömrün hikâyesi değil, vahiy aracılığı ile Allah’a bağlı olup özellikle vahiy ve Risâlet boyutları ile Allah’ın kontrolünde olan, yaşanmışlığı itibariyle Hz. Muhammed’e ait iken örnekliği ile de bütün Müslümanlara ait olan peygamberlik ömrünün adıdır. Bu bağlamda ilave, eksiltme, yönlendirme ve çıkar hedefli yorumlama ve benzeri bütün dış müdahalelerinden arınmış, bütün gerçekliği ile Hz. Peygambere ait olan ve onun hakiki hayatını anlatan bir siyer, “Allah’ın seçip hoşnut olduğunu bildirdiği” İslam’ın hayat anlayışı ve onun pratiğidir. Hz. Peygamber’in Allah ile bağını kuran, Kur’an-ı Kerim’i hayat rehberi kılan, İslam’ı yaşanılan ve yaşanılacak hayat olarak sunan örnekliğin adıdır siyer. Bu bakımdan nasıl peygambersiz bir din olmaz ise siyersiz bir İslamî hayat da layıkı ile bilinemez ve yaşanılamaz. Üstelik Hz. Peygamber’in hayatı bütün hakikatiyle bilinmeden Kur’an-ı Kerim de doğru anlaşılamaz. Sözün özü, hakiki bir siyer bilinmeden, Kur’an ve İslam ile hedeflenen amaca sağlıklı olarak ulaşılamaz. Bu sebeple, İslam’ın pratik hayat olarak birinci kaynağı olan Hz. Peygamber’in hayatının doğru bilinmesini ve doğru öğrenilmesini sağlayacak bir siyer, Müslüman’ın olmazsa olmazıdır. Konunun bu derece büyük önemine rağmen bugün üzülerek belirtmeliyiz ki hem ülkemiz özelinde hem de diğer pek çok Müslüman toplum genelinde İslam adına öne çıkan peygamber ve siyer anlayışı, arınmaya ihtiyacı kaçınılmaz olan, aslına ve hakikatine döndürülmesi gereken bir anlayıştır. Bu çerçevede bu çalışmamız, Kur’an-ı Kerim ve ona ters düşmeyen hadis-i şerifler ve bunlarla çelişmeyen siyer rivayetleri rehberliğinde hazırlanmıştır. Dolayısıyla acizâne bir katkı olur ümidi ile böyle bir bilinç ve şuur ile kaleme almaya gayret ettiğimiz bu çalışmamızın peygamberimiz Hz. Muhammed’in hayatını bilme ihtiyacını en doğru şekilde karşılamada çok önemli bir yeri olacağını düşünmekteyiz. Bununla, evvela okuyucularımızın Allah’ın ve Resûlü’nün razı olacağı bir siyer ihtiyacının farkındalığına erişmelerine katkı sağlamayı, ikinci olarak da okuyucularımızın önüne Allah’ın ve Resûlü’nün razı olacağını umduğumuz bir peygamber anlayışı ve siyer koymayı istedik. Elbette pek çok eksiğimiz çıkacaktır. Maksadımızı aşan ifadelerimiz, haddimizi aşan cüretkârlığımız olmuşsa Rabbimizden bağışlanma diliyor; Peygamberimize karşı duyduğumuz sevgi ve sadakatimize sığınıyor; okuyucularımızdan da özür diliyoruz. Okuyucularımızın, ikna olacağımız bütün eleştirilerini, inşallah ikinci baskıda, göz önünde bulunduracağımızı bilmelerini istiyor, onlara şimdiden teşekkür ediyoruz. Bu çalışmamız esnasında değerli katkılarından müstefit olduğumuz dostlarımıza, son okumasını titizlikle yapan Rufi Tiryaki’ye ve kitabımızın yayımlanmasını sağlayan Fecr Yayınları editörü Hüseyin Nazlıaydın’a şükranlarımı arz ediyorum.