Estetik konusunu batı kaynaklı bir olgu olarak algılamak, diğer medeniyetlere haksızlık olur. Hemen her toplumun kendi kültürüne göre bir estetik ve güzellik anlayışı mevcuttur. Bu anlayış, o toplumun kültür yapısı, inançları, örf ve âdetleri, ahlâk anlayışları çerçevesinde gelişir ve şekillenir. Zaman içinde, yazılı ve sözlü kaynaklarda yerini alarak kalıcı hale gelir ve nesilden nesile aktarılır. Günümüzde, ülkemizde yapılan çalışmalara bakılınca başlıca iki ana sorunla karşı karşıya gelinir. Bunlardan biri, estetikle ilgili çalışmalardaki batı kültürü hâkimiyetidir. Diğeri ise dil sorunudur. Batı kültürü kaynaklı estetik anlayışların, özellikle ülkemizdeki geniş insan kitleleri tarafından benimsenmediği, sadece bazı akademisyen çevreler arasında kaldığı açık bir gerçek olarak ortada durmaktadır. Dil sorunu ise, genellikle akademisyenlerin geniş halk kitlelerinin kullanmadığı, yeni türetilmiş kelimeleri tercih etmelerinden kaynaklanmaktadır. Aslında dil sorunu olarak ortaya çıkan bu durum, batı kültürü etkisindeki estetik anlayışın dar bir çevre arasında kalmasının en temel nedeni olarak değerlendirilebilir. İslam Estetiği alanında çalışma yapmak isteyen bir araştırmacının karşılaşacağı en büyük zorluk, bu sahada köklü ve kapsamlı çok fazla çalışma yapılmamış olmasından doğan kaynak sıkıntısıdır. Yapılan çalışmaların büyük bir çoğunluğunun makale türünde yapılmış yayınlardan oluşması, sahadaki boşluğu göstermesi yanında, çalışma alanını da zorlaştırmaktadır. Günümüz Kur’ân araştırmalarına bakıldığında, ekseriyetle Tefsir alanında yapılan çalışmalarla karşılaşılır. Ancak, Kur’ân-ı Kerîm - Felsefe, özelde ise Kur’ân-ı Kerîm ve Estetik değerin ortaya çıkışı ile ilgili yapılan çalışmalar bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. Bu da ayrı bir sorun teşkil etmektedir. Kur’ân ve Estetik adlı bu çalışmamızın amacı, Kur’ân-ı Kerîm’in bize vermek istediği temel estetik anlayışı ortaya çıkarabilmektir. Tabiatıyla bu çalışmada Kur’ân-ı Kerîm başvuru kaynağımızdır. Araştırmanın amacını aşmamak için Hz. Peygamber’in hadîsleri ve sünneti çalışmaya dâhil edilmemiştir. Çalışmada ulaşılmak istenen amaç, her kültür düzeyinden insanın anlayabileceği bir üslup içerisinde, Kur’ân-ı Kerîm’in güzellik anlayışını ortaya koymaktır. Konular değerlendirilirken, Kur’ân-ı Kerîm’in o mevzuda vermek istediği mesaja da kısaca işaret ederek bütünlüğü korumak hedeflenmiştir. Araştırmamız, Giriş, üç bölüm ve Sonuç ’tan oluşmaktadır. Giriş bölümünde öncelikle estetik tanımlarını vererek, İlkçağdan itibaren günümüze kadar belli başlı estetik anlayışları üzerinde durulmuştur. Aynı şekilde, İslam dünyasında gelişen belli başlı estetik ve güzellik anlayışlarına da temas edilmiştir. Estetik obje, estetik nesne, estetik tavır, estetik haz üzerinde durularak, genel bir estetik anlayış ortaya konulmaya çalışılmıştır. Estetik, iyi, doğru, faydalı, yararlı gibi kavramlar irdelenerek, bu kavramların gerek Kur’ân-ı Kerîm’de, gerekse diğer estetik anlayışlarda oluşan anlam ve ilişkiler sorgulanmıştır. Birinci Bölüm’de, Kur’ân’da estetikle ilgili belli başlı terimler değerlendirilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de bulunan estetikle ilgili terimleri mümkün olduğu kadar ele almaya çalışılırken, estetik ve güzellikle birinci dereceden ilgili terimler üzerinde daha çok durulmuştur. Bu terimlerden, husn, tayyib, zinet, cemil, ni’me, sürur gibi kelimelerin Kur’ân-ı Kerîm’de kullanılışını, kazandığı anlamlar, Esmaü’l Hüsna’ya niçin en güzel isimler denildiği, Esmaü’l-Hüsna içindeki güzellikle ilgili isimler, bunların ne anlama geldiği açıklanmaya çalışılmıştır. Kur'an-ı Kerîm’de en güzel kıssa olarak adlandırılan Hz. Yusuf Peygamberin kıssası üzerinde durulmuş ve bu kıssanın anlatım güzelliği ortaya konmaya çalışılmıştır. İkinci Bölümde, genel anlamda Kur’ân-ı Kerîm’deki güzel kavramının yayıldığı geniş alanda gezinmeye çalışılmıştır. Bu alanın boyutları Kur’ân-ı Kerîm esas alınarak belirlenmiş ve güzellik “İnançta estetik boyut”, “İbâdetlerde estetik boyut” ve “Davranışlarda estetik boyut” olmak üzere üç temel başlıkta değerlendirilmiştir. Konuların daha iyi ortaya konulabilmesi amacıyla, mümkün olduğu kadar fazla alt başlıklar verilmiştir. Bölümün sonunda da, güzellikleri bozan davranışlar üzerinde durulmuştur. Üçüncü Bölümde ise, Kur’ân-ı Kerîm’de güzelliğin nitelikleri üzerinde durulmuştur. Güzelliğin niteliklerinden, kusursuzluk, ölçü ve âhenk, simetri ve ortayol üzerinde durularak, hem Kur’ân-ı Kerîm’in bu konuda insanlara verdiği mesajı tespit edilmeye çalışılmış ve hem de diğer felsefî sistemlerde bu niteliklerin nasıl yer aldığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırma boyunca manevî desteklerini esirgemeyen, konuların yazımı sırasında, çıktıları okuyarak mesailerini harcayan Dr. Kemal Göz ve Dr. Şaban Çiftçi’ye, destekleriyle daima bana cesaret veren saygıdeğer hocalarım Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar’a ve Prof. Dr. Ethem Çebecioğlu’na, gerek konunun belirlenmesinde, gerekse araştırılması ve yazımı sırasında değerli vakitlerini ayıran, yol gösteren ve müşfik tavırlarıyla bana gerçek anlamda rehberlik yapan değerli hocam Prof. Dr. Hayrani Altıntaş’a teşekkürü bir borç bilirim.