İnançtaki sapmaları, beşerî ilişkilerdeki çarpıklığı ayyuka çıkmış ve cahiliye vasfıyla vasıflanmış zifiri karanlıktaki bir toplumu kısa bir zaman zarfında bu olumsuz durumlardan hidâyete ulaştıran Kur’ân-ı Kerîm, ortaya koyduğu çağları aşan ilkeleriyle, hak ve adalet ölçüleriyle fert ve toplumlara örnek şahsiyetlerin yetişmesine rehberlik etmiştir. Kur’ân rehberliğinde yetişen bu örnek şahsiyetler de fiilî ve kavlî eylemleriyle hem kendi dönemlerine numune olmuşlar hem de günümüz insanına yol göstermişlerdir. Günümüz dünyasında fert ve toplumlar, çağın getirdiği birçok yenilik ve imkândan istifade etmektedirler. Yalnız bu insanlar, çağın olanca yenilik ve teknik imkânına rağmen pek çok problemle karşı karşıya kalabilmekte ve problemlere çözüm üretememektedirler. Zira sahip oldukları bu imkânlar, gerçek anlamda problemi giderip onlara huzur vermemiş hak ve adalet üzere bir yaşam inşa etmeye yeterli gelmemiştir. Tarihten günümüze buna dair arayışlar olmuş, lakin bu arayışlar ihtiyaca cevap vermediğinden her daim sonuçsuz kalmıştır. Diğer bir ifadeyle insanın ihtiyacı olan her şeyi ihata eden Kur’ân yerine konan şeyler, maddî ve manevî anlamda yetersiz geldiğinden zamanla yok olmuştur. Bundan ötürü insanlığın çare üretemeyen ve her durumda sabit kalan bu olumsuz durumlardan çıkış yolu aramakta olduğu, çağın olanca zorlamalarına rağmen her hâlükârda insanların bütün ihtiyaçlarına cevap veren Kur’ân’a yöneldiği gözlemlenmektedir. İnsanın bu yönelişi fıtrata uygun tabiî bir durumdur ve olması gereken de budur. Zira Yüce Allah, insanı kendini tanıyacak bir özellikte yaratmıştır. Yeter ki insan, kendine verilen meziyetleri ve akl-ı selimi yerli yerinde kullanabilsin. Eğer insan meziyetlerini amaca uygun bir şekilde kullanabilirse gerçek bir rehber eşliğinde yürüyebilir. Bu noktada dünya ve âhiret saadetinin yegâne kaymağı olan Kur’ân’ın iyi okunup-anlaşılması ve nihaye-10 Kur’ân’ın İsimleri Bağlamında Kur’ân Okumatinde günlük hayata pratize edilerek hal ve tavırlarla görünür kılınması gerekir. Bu sorumluluk yerine getirildiği sürece bütün insanlık bu yüce dine ve onun en temel referansı olan Kur’ân’a davet edilmiş ve neticede bu ulvî sorumluluk hakkıyla ifa edilmişolacaktır. Nitekim mutlu akıbet de her daim bu örnekliği en güzel şekilde ortaya koyanların olmuştur. Bu noktada mutlu akıbete ulaştıran ve bütün hakikatleri ihtiva eden Kur’ân’a farklı perspektiflerden bakılmasının ve bu minvalüzere okunmasının gerekli olduğunu düşünmekteyiz. Zira bu farklı bakış açıları, ilgili kişilere hangi özellik ve işleve sahip bir kitapla muhatap olduklarını hatırlatacak, onun bu çok yönlü fonksiyonu karşısında onların teslimiyetlerini bir üst noktaya taşıyacaktır. Varlıkların tanınmasında isimlerin yeri yadsınamaz özellik arz etmektedir. Dünya ve âhiret saadetinin yegâne rehberi olan Kur’ân’ın isimlerinin bilinmesi de önemli bir mikyastır ve yeridoldurulamaz bir konum arz etmektedir. Bu bağlamda Kur’ân isimleri üzerine bir çalışma yapılmasının faydalı olacağı kanaati ağır basmış ve bu maksatla “Kur’ân’ın İsimleri Bağlamında Kur’ân Okuma” isimli çalışma ele alınmıştır. Konu okumayla ilgili olunca da Kur’ân isimleri öncesinde okuma, salt okuma, anlayarak okuma, temsilî okuma vb. konulara; lafız ve anlam ilişkisi bağlamında ise lafız amel ilişkisi, Kur’ân hayat ilişkisi ve Kur’ân kültür ilişkisi gibi konulara değinmek kaçınılmaz olmuştur. Bu çalışmayı yaparken ilmi birikiminden istifade ettiğim daha çok sözlü tenkit ve önerileriyle yol gösteren Prof. Dr. Yavuz Fırat hocama, kitabı okuyarak çeşitli yönlendirmelerle katkılarını esirgemeyen Doç. Dr. Abdullah Benli hocama ve kitabın editörlüğünü üstlenerek hem şekil hem içerik olarak yadsınamaz desteklerini sunan Doç. Dr. Ömer Özbek hocama teşekkürlerimi arz ederim. Cehd ve gayret bizden, inâyet ve tevfîk Yüce Allah’tandır