Türk dili ve edebiyatı ile Türk dünyası kültür ürünlerinin şaheserlerinden olan Kutadgu Bilig’in telifi neredeyse on asra yaklaştı. Bilim âlemince tanınması ise yüz elli yıl öncesine dayanmaktadır. Kutadgu Bilig üzerine yapılan çalışmaların ilki yabancı Türkologlara aittir. Ancak 55 yıl sonra 1925’te Özbek bilim adamı Fitrat, bir yıl sonra da Türkiye’de Fuat Köprülü’nün yaptığı çalışmaları görebiliyoruz. (Uçar 2015; 65-67) Kutadgu Bilig’le ilgili asıl köklü çalışmalar İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişmiş ve yoğunlaşmıştır. Bugün için gerek Türkiye’de gerekse diğer Türk devletlerinde, İran, Çin, Rusya ve Avrupa ülkelerinde çok sayıda yayınlar yapılmaktadır. Başlangıçtaki çalışmaların çoğu dil ve edebiyat açısından olmasına rağmen son zamanlarda siyasal bilimlerden psikolojiye, sosyolojiye, eğitim bilimlerinden felsefeye kadar pek çok alanda araştırma, inceleme ve akademik çalışmalar yapılmaktadır. Kutadgu Bilig’de yer alan kadim Türk kültür ve devlet hayatına ait unsurlar İslamiyete ters düşmez. Bu konuda daha önceleri yayınlanan Günümüz Türkçesiyle Kutadgu Bilig adlı eserimizde konuya uygun ayet ve hadisleri serdederek İslamiyet dışında bir inanç sistemi ile bağdaştırmanın doğru olmadığını belirtmiştik. Şurası bir gerçektir ki toplumlar münasebette bulundukları komşu toplumlardan kültür, bilgi ve yaşam şekilleri bakımından etkilenmektedirler. Kutadgu Bilig’de de bu tür etkilenmeler söz konusu olabilmektedir. Yûsuf Hâs Hâcib, -çok önem verdiği- akıl süzgecinden geçirerek İslamiyete ters düşmeyenlerini eserine almıştır. Bazı zıtlıkları da çatıştırarak doğruyu sezdirmek amacındadır. Bütün bunlara rağmen eserin bütünü dikkate alındığı zaman söz konusu edilen hususların neredeyse tamamı bugün de geçerli olan evrensel değerlerdir. Yûsuf Hâs Hâcib’in çizdiği tablo kültürel akla dayalı yeni bir siyasi ufuk belirleme çabasıdır. Onun öngördüğü devlet yönetimi ve sosyal yapı belki de ideal niteliktedir. İdeali olmayan toplumlar daha iyiye ulaşamazlar. Gelişmenin, ilerlemenin, başarının temelinde akıllı idealizm yatar. Akıllı bir idealizm derken ait olduğu toplumun dil, din, âdet, anane vb. ortak değerler harmanından oluşturulmuş bir kültürel dinamizmden hareketle yeniyi inşa etmeyi kastediyoruz. Tarihin ve kültürün kazanımlarının yeni değerlerle sunumu yeni ufuklara açılmak demektir. Kutadgu Bilig müellifi bu açılımı yapmış ve bu muazzam eseri, bizlere bırakmıştır. Ondan yeterli istifadeyi sağlayabilmek için yeniden okumak ve yeniden elden geçirerek her meslek, meşrep ve seviyede değerlendir mek lüzumu vardır. Artık, kalıp ifadelerden çıkmak, değerlerin özüne inip yeni yeni çıkarımlarda bulunmak gerektiği kanısındayım. Geçmişten gelen dilsel bildirimleri bugüne aktarmak için yeni bir bildirim hâlinde sunmak lüzumu vardır. Çünkü o bildirimin sahip olduğu düşünce biçimi ve ortamı geçmişte kalmıştır, toplumda zaman içinde değişmeler vuku bulmuştur. Yeni bir bildirim hâline getirilerek sunulan geçmişten gelen bildirim dil sayesinde geleceğe aktarılır. Ancak bu aktarmaya dayalı bildirimler aklın süzgecinden geçirilerek yeniden şekillendirilirken, kısacası günün şartlarına uyumlu hâle getirilirken bir ucuyla da geleceğe kalıcı ve yön verici niteliği ön planda tutulmalıdır. Bu alanda Kutadgu Bilig’le ilgili olarak yapılacak çok ve çok yönlü araştırma, inceleme bizleri beklemektedir. Arat’ın dediği gibi “Kutadgu Bilig, hâlâ el sürülmemiş bir abide hâlinde karşımızda durmaktadır.” Kutadgu Bilig, 11. yy. Türk toplumunun dünya tasavvurunu yansıtmakla kalmıyor, bize bugün için de bugünkü dünya tasavvurumuza şekil vermeyi sağlayacak bildirimler taşıyor. Yûsuf Hâs Hâcib, eseri Kutadgu Bilig aracılığıyla 11. yy. Türk - İslam toplumuna bir şeyler söylemiştir. Ama bu söylemleri sadece orada kalıcı değildir, bugüne de ulaşmaktadır. Bugünün Türk topluluklarına da hitap etmektedir. Bu söylem ve bildirimler, geleceğe de uzanacaktır. Bazı yargılar, bugün için geçerliliğini yitirmiş ya da hitap ettiği kurum ve kuruluşlar ortadan kalkmış olabilir. Ama onun yerine başka bir adla, başka bir yapıda hayatını sürdürmektedir. O hâlde, o eski bildirimi bugüne ve bugünün şartlarına taşımak gerekir. Çünkü Kutadgu Bilig, bir dilsel üründür. Dilsel ürünlerin üç boyutu vardır: Geçmiş, şimdi ve gelecek. Böyle bir dilsel ürün geçmişten birtakım deneyim ve değerler taşır. Aynı zamanda hâl dediğimiz şimdiki zaman ise o eserin meydana getirildiği çağın gerekleri ve içinde bulunduğu ortamdır. Gelecek ise o gün için sağladığı yararı bugüne de ulaştırmasıdır. Elbette ki bu süreç içinde dilde meydana gelen gelişme ve değişmeler bugün için o eseri okumak isteyenlere yabancı gibi gelecektir. Bu yüzden o günün dilini yeterince bilmeyen veya uzman olmayan kişiler anlayamaz veya anlamakta güçlük çekerler. Bu da yapmak istedikleri çalışmanın başarısını etkileyecektir. Mesela Kutadgu Bilig’i okuyup incelemek isteyen bir sosyolog, bir siyaset bilimcisi ya da aşçılık yapan bir kimse Orta Türkçe dönemine ait olan Karahanlı Türkçesini bilmeyebilir. Kendi mesleği ve işiyle ilgili olarak yapacağı çalışma için Karahanlı Türkçesini öğrenmeye fırsat ve ortam bulamayabilir de. Bu durumda o kişiye yapılacak yardım, Kutadgu Bilig gibi bir eseri onun anlayabileceği günümüz Türkiye Türkçesine aktarılmış bir metin olarak sunmak olmalıdır. Atalarımızdan bize intikal eden klasikler, ilgili bilim adamları ve meslek sahiplerinin değerlendirip kamuya sunmaları sayesinde yararlı olur. Geçmişten akıp gelen kültürünü tanımayan ve tanıtamayan toplumların kültürsüz muamelesi gördüğü çağımızda, on asır önceden kaleme alınmış ve pek çok alanda evrensel nitelik taşıyan öğütlerinin ve düşüncelerinin, tespitlerinin daima hatırlanması gerektiğine inanıyorum. Bu sebeple kolay ulaşılabilir ve anlaşılabilir olması için azami gayretle Kutadgu Bilig’i günümüz Türkiye Türkçesine aktardım. Daha önce de öğrencilerimle bu tür bir çalışma yapmış, onların seviyesine uygun roman tarzı bir Kutadgu Bilig çevirisi gerçekleştirmiştim. Geçen çeyrek asır içinde hatırı sayılır baskı sayısına bakarak iyi rağbet gördüğünü tahmin edebiliyorum. Bu kez, Kutadgu Bilig ile ilgili olarak çeşitli dallarda araştırma yapacaklara kolaylık olması bakımından aynı sayfada hem transkripsiyonlu metnini hem de günümüz Türkiye Türkçesine aktarılmış şeklini vermeyi düşündüm. Arat ve Kaçalin metinlerini birleştirerek yeni bir metin oluşturdum. Semih Tezcan ve başkalarının okuma düzeltmelerini bu metne işledim. Ayrıca Mısır ve Fergana nüshalarının tıpkıbasımları ile karşılaştırmalar yaptım. Herhangi bir karışıklığa meydan vermemek için Arat’ın beyit numaralandırmasını korudum. Kutadgu Bilig transkripsiyonlu metni ile çevirisinin aynı sayfada ve bir arada bulunmasının araştırmacılara kolaylık sağlayacağını umut ediyorum. Türkiye Türkçesine aktarma sırasında mümkün olduğunca metne bağlı kalmaya özen gösterdim. Anlaşılmayı kolaylaştırmak için parantez içinde açıklık getirici ifadelere yer verdim. Ama yine de kelime kelime aktardığım düşünülmemelidir. Asıl metin de okunarak farklı bir anlam çıkarılabileceği de dikkate alınmalıdır. Doğrudan Kutadgu Bilig metnini ve Türkiye Türkçesine aktarımını vermek de mümkündü. Ancak Kutadgu Bilig’in anlaşılabilmesi için bazı kavram ve durumların açıklanması gerekiyordu. Bu yüzden bu çalışmayı iki bölüm hâlinde düzenledim. İlk bölüm Yûsuf Hâs Hâcib ve eseri Kutadgu Bilig, ikinci bölüm ise Kutadgu Bilig metni ve Türkiye Türkçesine aktarımından oluşmaktadır. Çalışmanın hacmini artırmamak için ele alınması gereken pek çok hususu uzmanlarına bırakmayı yeğledim. Kutadgu Bilig üzerine yirmi beş yıl önce yaptığım çalışmadan sonra onu tekrar ele almam, Paris Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Sayın Dr. Ahmed Bakcan Bey’in, Kutadgu Bilig’i enstitülerinde tanıtmam için tarafıma sundukları teklif üzerine oldu. Çalışmada kolaylık sağlaması için önce Arat’ın beyit düzenlemesine göre muhtelif okuma ve sözlük çalışmalarını, Kaçalin okumasını dikkate alarak metin üzerine uygulamakla işe başladım. Böylece beyitler ve sayfalar arasında dolaşmam kolaylaştı. Başka araştırmacıların da aynı şekilde yararlanabilmesi için bu çeviri yazılı metin ile günümüz Türkçesine aktarımını yayımlamam gerektiği kanaatine vardım. Başta Paris Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Dr. Ahmed Bakcan olmak üzere Ötüken Neşriyat’tan Ertuğrul Alpay ve editörleri Göktürk Ömer Çakır, Ayşegül Büşra Çalık ve Ötüken Neşriyat çalışanlarına teşekkür ederim. Balasagunlu Yûsuf Hâs Hâcib ve Kutadgu Bilig’i istinsah ederek baş tarafına manzum giriş ekleyen müstensihin bizlerden tek beklediği duadır. Allah’ın rahmetinin üzerlerine olması dileğiyle…