“İkindiye yakın saatlerde sokağın başında gece karası asil bir atın üstünde duruşuyla görenlere tesir eden bir süvari belirdi. Kalabalıkta tereddüt hâkimdi. Muhafızları ve faytonuyla gelmesi beklenen kaymakam, acaba o muydu?”
Bu alıntı, Köprülülü Hamdi Bey’in hikayesinin başlangıcını yansıtır. Roman, Kurtuluş Savaşı’nın zorlu günlerinde, işgal altındaki bir toplumda cesaret ve inançla mücadelesini anlatır. Hamdi Bey, Osmanlı döneminin kültürlü, musikişinas ve titiz bir kaymakamı iken, Millî Mücadele'ye katıldığında, cesur bir savaşçıya dönüşür.
Roman, Kuvayımilliye'nin ilk silahlı güç olarak nasıl teşekkül ettiğini, İzmir ve Ayvalık işgallerini, Anzavur İsyanı ve Akbaş Baskını gibi önemli olayları detaylandırır. Hamdi Bey’in liderliğinde, Kuvayımilliye yalnızca bir kişi değil, bir milletin ortak mücadelesini temsil eder. “Kuvayımilliye yalnız ben değilim. Kuvayımilliye bütün millettir. O ölmeyecektir.” Bu sözler, milletin ortak direnişinin simgesidir.
Roman, Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılı şerefine, Köprülülü Hamdi Bey'in ihtişamını ve Millî Mücadele'deki mücadelesini okuyuculara yeniden hatırlatıyor.