Yapılan bu alıntıda görüldüğü üzere, Leibniz, matematik vefelsefeyi birbirini besleyen iki alan olarak görüyordu.Leibniz, aslında felsefede kadim bir geleneği izliyordu. Matematik ve felsefe arasındaki ilişkinin mahiyeti, en azındanPlaton’dan beri birçok filozofu uğraştıran bir sorundur. Platon’a göre, matematiksel bilgi, duyu organlarıyla elde edilen tecrübî bilgiden farklıydı ve bizden bağımsızdı. Benzerşekilde, onun genel felsefesine göre, algıladığımız şeylerdenbağımsız olarak idealar veya formlar vardır. Matematikhakkındaki görüşlerini, idealar hakkındaki görüşleriyle uzlaştırmaya çalışan Platon, matematik ve felsefe arasındakiilişkinin gerekli ve pozitif olduğunu düşünmüştür. Rivayetegöre, Platon akademisinin kapısına “Geometri bilmeyen giremez” diye yazdırmıştır. Bu anlayışa göre, geometrisiz felsefe mümkün değildir. Fakat bu yakın ilişki modern dönemlerde bilimlerin gelişmesi ve matematik ile felsefeninyabancılaşmasıyla birlikte zayıflamıştır. Modern matematik felsefesinin kurucu figürü sayılan Frege’ye göre, bu yabancılaşma her iki disiplinin de zararına olmuştur. Ona göre,geometri ile ilgisi olmayan bir filozof, ancak yarım bir filozoftur; felsefe ile ilgisi bulunmayan bir matematikçi, ancakyarım bir matematikçidir (akt. Brown, 1999).Söz konusu yabancılaşma, eğitim kurumlarının müfredatlarını da belirlemiş ve nihayetinde matematik eğitimiylefelsefe eğitimi birbirinden uzaklaşmıştır. Örneğin, felsefebölümü öğrencilerinin Descartes’ın Metot Üzerine Konuşmalar’ını okumuş oldukları kabul edilir. Ne var ki felsefe öğrencileri, Metot’un Descartes’ın şaheseri kabul edilen Geometri’yi içerdiğinin farkına varmazlar. Aslında Descartes’ınkitabının orijinal başlığı Metot, Diyoptrik, Meteorlar ve Geometri Üzerine Konuşmalar’dır ki bu metin Descartes’ın muhtelif bilimsel çalışmalarının birleşimi için yazdığı önsözdenibarettir (Descartes, 1999: xi-xxxii). Öte yandan, matematikçiler de yanlış eğitilir. Onlar, Descartes’ın analitik geometrinin kurucusu olduğunu iyi bilirler, fakat bu çalışmanınonun felsefedeki çalışmalarının bir parçası olduğunu bilmezler (Hersh, 1997: 110–3).Filozoflar matematikle neden ilgilenirler? Bu soruya, akla yatkın bir cevap şudur: Matematik sayesinde, a priori olarak yani tecrübeye dayanmaksızın saf akıl yoluyla doğruyargılar elde edebiliriz ve dahası bu yargılar yardımıyla fiziksel olgular hakkında öngörülerde bulunabiliriz. Galile’nin “kâinatın dili matematiktir” sözünün, o ve sonraki dönemdeki genel kanıyı yansıttığını kabul edersek, kâinatı anlamaya çalışan filozofun onun diline kayıtsız kalması beklenmez. Çok sayıda filozof matematik hakkında konuşmuşlardır ve kimilerinin düşünce sisteminde matematik önemlibir yer işgal eder. Sözgelimi Platon ve Leibniz’in yanındaDescartes ve Kant gibi filozofların matematik hakkındakigörüşleri genel felsefî görüşlerinin ayrılmaz bir unsurudur.Filozofların matematiğe ilgisi, akademik uzmanlaşmanın yaygınlaştığı 19. yüzyılla birlikte hitam bulmamıştır; 20.yüzyıldaki birçok filozofun görüşlerinde matematik önemlibir yer işgal eder. Bunun yanında, matematiksel bilgiyeherhangi bir üstünlük atfetmeyen Mill gibi filozoflar davardır. Hegel gibi kimi filozoflar ise, matematiğin gerçekfelsefe demek olan varlığın özünü anlama hususunda işlevsiz olduğunu savunmaktadırlar. Matematik ve felsefe arasındaki ilişkiyi nasıl görürse görsün, felsefenin ne olduğuhakkında görüş belirten bir filozofun, matematiğin ne olduğuna veya matematiğin felsefe olup olmadığına dair kayıtsız kalması düşünülemez. Bir başka ifadeyle, matematiğiister felsefenin merkezine ister çevresine koyalım, matematiğin felsefî konumu, merkezî ve birinci sınıf bir felsefî sorundur. Matematiği nasıl anladığımız ve konumlandırdığımız, felsefeyi nasıl anladığımızı şık bir şekilde ortayakoyar (Gür, 2006).Bilindiği üzere dünyada matematik felsefesi ile ilgili çalışmalar geçen asrın ilk çeyreğinde doruk noktasına ulaşmıştır. Müteakip yarım asırlık dilimde bu çalışmalar nispeten yavaşladı, yüzyılın son çeyreğinde ise bu alanda yeniden bir canlanma yaşandı. Yüzyılın bu son çeyreğinde,Türkiye’de dünyadakine paralel bir açılım sağlandığı söylenemez. Alanın günümüzdeki hâline çokça tesir etmiş düşünürler tarafından kaleme alınmış metinlerin Türkçedekiyokluğunun, alandaki araştırmaların niteliğini etkileyenönemli bir etmen olduğu söylenebilir.Birinci el kaynakların, akademik çalışmalardaki önemiizahtan varestedir, dolayısıyla bu çalışmanın, alana ilgi duyan araştırmacılar için vazgeçilmez bir kaynak kitap olacağına inanmaktayız. Antolojik çalışmalarda belirtilen bir hususun altını burada da çizmekte fayda var. Derlenen makalelerin bütün matematik felsefesi alanını sunmak gibi biramacı yoktur. Birçok antolojide olduğu gibi burada güdülenamaç, tek başına veya birlikte okunması alandaki temel tartışmalara ışık tutabilecek makalelerden bir kısmını toplu birşekilde okuyucuya sunmaktır.Kitabın ilk bölümünde tarafımızdan hazırlanan “Matematik Felsefesine Giriş” başlıklı bir yazı yer almakta. Bu yazı, kitapta tartışılan konulara bir hazırlık amacı gütmektedirve matematik felsefesi alanını genel olarak tanıtmaktadır.Bu yazının daha sonraki metinlere zihni bir hazırlık sağlayacağını umuyoruz. Ayrıca, bu baskıda, Osmanlı’nın son veCumhuriyet’in ilk kuşak matematikçilerinden olan KerimErim (1894–1952) tarafından İngilizce kaleme alınan “Matematiğin Temelleri” başlıklı genel değerlendirme, Türkçeye tarafımızdan çevrilerek kitabın bu bölümüne dâhil edilmiştir. Bu yazının, ikinci bölüme hazırlık açısından faydalıolacağını düşünüyoruz. Kitabın ikinci bölümü, matematikfelsefesinde geçen yüzyılda en çok tartışılan konu olan matematiğin temelleri ile alakalı Russell ve Hilbert gibi matematikçi-filozofların yazdıklarından seçilen makalelerdenoluşmaktadır. Kitabın üçüncü bölümünde, soyut matematiksel nesnelerin ontolojisi ve matematiksel hakikat gibi konularla ilgili Bernays, Gasking, Gödel ve Benacerraf tarafından yazılan dört makale yer almaktadır. Dördüncü bölümde, matematiksel nesnelerin doğası, var olup olmadıkları ve bu matematiksel nesneler hakkında nasıl bilgi elde edildiği türü tartışmalar, son dönem matematik felsefesini şekillendiren Field, Maddy ve Resnik gibi filozoflartarafından ele alınmaktadır. Lakatos’un matematik felsefesinde başlattığı akıma Kitcher’in “özgün” adını vermesiniizleyerek “özgün yönelimler” olarak başlığını belirlediğimizson bölümde, bu yönelimin en canlı sesi olan Hersh’in biryazısı bu bölümde yer alıyor. Ayrıca felsefeci ve matematikçiler için kışkırtıcı iddiaları bulunan Chaitin’in bir yazısını da bu bölüme eklemeyi uygun bulduk.Matematik Felsefesi’nin birinci baskısının yayınlanmasının üzerinden daha altı ay bile geçmeden tükenmiş olmasıbeni ziyadesiyle sevindirmişti. Olanakların da elvermesiyle,ikinci baskıyı hemen hazırlamıştım. İkinci baskı da kısa zaman içerisinde tükenmiş olmasına ve gerek okuyuculardangerekse de yayıncıdan gelen taleplere rağmen, diğer akademik çalışmalarım dolayısıyla yeni bir baskısı hazırlamaimkânım şimdiye kadar maalesef olmadı ve böylece ikincibaskının üzerinden yedi yıl gibi uzunca bir zaman geçti.Şimdi yazacak olsam muhtemelen çok farklı bir şekilde kaleme alacağım “Matematik Felsefesine Giriş” başlıklı yazının mevcut haliyle konuya yabancı okurlara faydalı olacağını düşündüğüm için, bazı sadeleştirmeler ve düzeltmeleryapmakla yetindim. Zaten, geçen süre zarfında MatematikDünyası dergisinde matematik felsefesiyle ilgili kaleme aldığım yazılar, ayrıca bir kitap olarak yayınlanacaktır. Elinizdeki kitabın bu baskısına, Kerim Erim’in matematiğintemellerine ait bir makalesi eklenmiş, L. E. J. Brouwer’in veHilbert’in birer makalesi çıkarılmıştır. Dahası, kitaptaki tartışmaların daha iyi anlaşılması için, kitabın sonuna yeni birkavram sözlüğü eklenmiştir. Ayrıca, dizin, kavramları daiçerecek şekilde genişletilmiştir.Kitabın özellikle ilk baskısının hazırlanmasında çok kişinin yardımı oldu. Katkısı olan herkesi burada belirtmemzor; ama bazı dostları özellikle belirtmek istiyorum. Çevirmen arkadaşlara müteşekkirim: Muharrem Özlük, CezmiKayan, Halim Güner, Murat Özoğlu ve Mehmet Sabır Kiraz. Giriş metninin ilk taslağını okuyarak eleştiri yapan vegeliştirmek için teşvik eden bütün dostlara teşekkür ederim:Nuh Yılmaz, Cemalettin Haşimi, Tahsin Görgün, MehmetGörmez, Metin Yiğit, Sadık Gür, Faruk Ekmekçi ve AhmetHamdi Topal. Son olarak, birkaç yıldır yeni baskıyı hazırlamam için ısrarını eksiltmeyen yayıncım Serhat Buhari Baytekin’e teşekkürler. Umarım Matematik Felsefesi, ilgiliokuyucuya ve araştırmacılara faydalı olur